Bugün en çok tartışılan konuların başında “kadın hakları” gelmektedir. Konu çok tartışılmakla birlikte kadınların ülkemizde en önemli sorunlarından birisi olan kadına şiddet konusudur. Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda yapılan çağrılarında çok karşılık bulduğunu söylemek bugün için ciddi bir tartışma konusudur. İşin gerçeği odur ki, “kadına şiddet gerçek bir insanlık suçudur.” Kadın hakları denildiğinde kadının sadece yaşam hakkını kast etmek son derece eksik ve tutarsız bir görüştür.

Kadın Hakları konusu insan hakları kavramı çerçevesinde ele alınmalıdır. Ancak insan haklarına ilişkin değerlendirmeler tek başına kadın haklarının özgünlüğünü karşılamaya yetmemektedir. Kadın haklarının toplumsal yapı, aile ve iktidar ilikileri açısından yeniden yapılandırılması gerekir. Ülkemize kadınlara siyasal, yasal ve ekonomik anlamda hakların tanınması Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile belirgin bir sıçrama yapmıştır, ancak yeterli değildir. Pozitif ayrımcılık yoluyla kadın mağduriyetinin her alanda geliştirilmesi gerekir, daha yapılacak çok şey vardır. İnsan hakları yeryüzünde eşit olarak yaşayan bütün bireylerin birbirlerine karşı salt insan olmaktan kaynaklanan ödevleridir. İnsan haklarından, insanın insan olmaktan kaynaklanan tüm hakları anlaşılmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de bu çerçevede cins, dil, din, siyasi, milli veya sosyal köken, servet veya diğer herhangi bir fark gözetmeksizin, insanın insan olması nedeniyle her insan tarafından yararlanılabilen haklara “insan hakları” denmektedir.

Hukuk tarafından korunmaya değer menfaat olarak hak, doğrudan hukukun konusunu oluşturmaktadır. Hak kavramı insanın salt insan olmak sıfatıyla sahip olduğu özgürlükleri ve olanakları, insanın değerini ya da onurunu meydana getirmektedir. Bu nedenle insan haklarının kaynağı, insanın bu değer yanından gelmektedir. İnsan, belki insan hakları olmadan da yaşayabilir. Ancak böyle bir yaşam insana yakışan bir yaşam olmaz. İnsanın insan olmasından kaynaklanan hakların ihlali veya inkarı demek, insanlıktan, insan olmaktan vazgeçmek demektir.

Özetle kadın haklarını tartışmak tam anlamıyla insan haklarını tartışmaktır. Böyle bir tartışma bile başlı başına ayıptır. Kadın insandır ve toplumun yarısıdır. Onların haklarının korunması insanlığın korunmasıdır. Şöyle söyleyelim, hava ve suyu tartışabilir miyiz? Herhangi birisi eksik olsa yaşamdan söz edilebilir mi? Kadın ve erkek konusunu da bu çerçeveden değerlendirdiğimizde kadın olmadan erkeğin, erkek olmadan kadının karşılığı yoktur. O halde en az erkekler kadar, kadınlarında toplumsal hayatta yer almasını onların hak ve sorumluluklarının da hayata geçirilmesinin tartışma konusu bile yapılamayacağını artık hep birlikte anlamalıyız. Nokta…