Washington ve Tahran hatlarında sağlanan diplomatik uzlaşı küresel enerji piyasalarında doping etkisi yaratırken, petrol fiyatlarındaki sert düşüş dalgası derinleşerek devam ediyor. ABD ile İran arasında varılan geçici memorandumun ardından, Hürmüz Boğazı'nda ticaret trafiğinin yeniden canlanması küresel arz endişelerini büyük ölçüde hafifletti. Petrol fiyatlarındaki gerilemeye paralel olarak altın ve Bitcoin cephesinde de sert kayıplar gözlenirken; ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlaşmaya şüpheyle yaklaşan Körfez ülkelerini ikna etmek üzere kritik bir diplomatik tura çıktı.
Hürmüz Boğazı'nda toparlanma sinyalleri Brent petrolü 75 doların altına çekti
Hürmüz Boğazı'nda patlak veren çatışmaların petrol üretimi ve sevkiyat hatlarını felç etmesiyle rekor seviyelere fırlayan petrol fiyatları, tarafların masada uzlaşmasıyla birlikte savaş öncesi dönemdeki seviyelerine geri döndü. Brent petrolün varil fiyatı uzun süredir koruduğu direnç seviyelerini kırarak 75 doların altına geriledi. Denizcilik veri trafiği sağlayıcısı MarineTraffic tarafından paylaşılan son raporlar, kritik su yolundaki tanker ve yük gemisi trafiğinin son 24 saat içinde tam iki katına çıktığını ve şubat ayı sonundan bu yana görülen en yoğun seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Enerji koridorunun yeniden güvenli hale gelmesi küresel piyasalarda iyimserliği artırırken, makroekonomik veriler de hareketlendi. Küresel piyasalarda tırmanan faiz beklentileri ve güçlenen dolar endeksinin (DXY) baskısıyla, güvenli liman olarak görülen altının ons fiyatı uzun bir aradan sonra ilk kez 4 bin dolar psikolojik sınırının altına sarktı. Benzer bir nakde kaçış dalgası kripto para piyasasında da hissedildi ve lider kripto para birimi Bitcoin hızlı bir satış baskısıyla 60 bin dolar sınırının altına indi.
Rubio'dan Körfez ülkelerine diplomatik çıkarma
Washington yönetimi, İran ile varılan mutabakatın bölgesel meşruiyetini sağlamak ve enerji hatlarının güvenliğini kalıcı olarak garanti altına almak amacıyla diplomatik kanalları sonuna kadar açtı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD-İran memorandumunun detaylarını aktarmak ve olası bir bölgesel çatlağı önlemek üzere Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn’i kapsayan kritik bir Basra Körfezi turuna çıktı. Bölgeden gelen istihbarat raporları, Rubio’nun ziyaret programına alınan bu ülkelerin, İran’ın bölgedeki nüfuzunun artmasından ve nükleer statüsünden duydukları endişe nedeniyle varılan anlaşmaya en temkinli, mesafeli ve kuşkulu yaklaşan aktörler olduğunu gösteriyor. Rubio'nun mevkidaşlarıyla yaptığı basına kapalı görüşmelerde, Washington'ın Körfez'deki müttefiklerine yönelik güvenlik garantilerini yinelediği ve petrol arz güvenliği konusunda ortak bir mekanizma önerdiği belirtiliyor.
Nükleer denetim krizi uzun vadeli anlaşmayı zorlaştırıyor
Masada sağlanan geçici uzlaşı piyasaları rahatlatsa da İran'ın nükleer programının geleceği ve denetim mekanizmaları, taraflar arasında uzun vadeli, kalıcı ve bağlayıcı bir barış anlaşmasının önündeki en büyük diplomatik bariyer olarak güncelliğini koruyor. Birleşmiş Milletler (BM) kanadından üst düzey bir yetkilinin, "Uluslararası müfettişlerin çok yakın bir zamanda İran'daki kritik nükleer tesislere tam ve koşulsuz erişim sağlayacağına" yönelik iyimser açıklamaları, Tahran yönetiminin sert duvarına çarptı. Tahran, egemenlik haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak BM'nin bu tezini jet hızıyla reddetti. Buna karşılık, Trump yönetimine yakın bazı üst düzey yetkililer ise stratejik bir sızıntıyla, İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) teknik heyetinin şüpheli sahalara düzenleyeceği geniş kapsamlı saha ziyaretlerini daha önce zaten protokol altında onayladığını iddia etti. Karşılıklı gelen bu çelişkili açıklamalar, sağlanan petrol diplomasisinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve nükleer denetim krizinin her an fiyatları yeniden tetikleyebileceğini gösteriyor.

