Z kuşağına dair tartışma yaratan iddia, Avustralyalı nörobilimci Dr. Jared Cooney Horvath’ın değerlendirmeleriyle yeniden gündeme geldi. Horvath, Z kuşağının tarihte ilk kez ebeveynlerinden daha düşük bilişsel performans sergileyen nesil olabileceğini öne sürdü. Bu görüş, başta ABD ve Avrupa medyası olmak üzere birçok yabancı basın kuruluşunda haberleştirildi.
Ekran süresi kritik eşik olarak görülüyor
Dr. Horvath’a göre Z kuşağı, uyanık olduğu zamanın yarısından fazlasını ekran karşısında geçiriyor. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar aracılığıyla yoğun dijital uyaranlara maruz kalan gençlerin, özellikle dikkat süresi, hafıza ve derinlemesine öğrenme becerilerinde zorlandığı ifade ediliyor. Uzman, sürekli bildirimler ve hızlı tüketilen içeriklerin beynin odaklanma kapasitesini zayıflattığını belirtiyor.
Akademik başarıda düşüş tartışması
Uluslararası raporlara ve eğitim verilerine atıf yapan haberlerde, okuma-anlama, matematik ve temel problem çözme alanlarında bazı ülkelerde düşüş eğilimi gözlemlendiği aktarılıyor. Horvath, bu gerilemenin tek başına “zeka kaybı” olarak yorumlanmaması gerektiğini, ancak bilişsel performansın çevresel faktörlerden ciddi biçimde etkilendiğini vurguluyor.
Bilim dünyasında görüş birliği yok
Öte yandan uzmanların tamamı bu iddiada hemfikir değil. Bazı akademisyenler, ölçüm yöntemlerinin ve kuşaklar arası karşılaştırmaların sağlıklı yapılmadığını savunuyor. Z kuşağının farklı beceriler geliştirdiğini, dijital okuryazarlık ve çoklu görev yeteneği gibi alanlarda önceki nesillerden daha güçlü olabileceğini dile getiren çalışmalar da bulunuyor.
Tartışma sürüyor
Z kuşağının bilişsel kapasitesine ilişkin bu iddialar, teknoloji kullanımı ve eğitim modellerinin yeniden ele alınması gerektiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar, ekran süresinin dengelenmesi ve yüz yüze, derin öğrenmeye dayalı eğitim yaklaşımlarının güçlendirilmesi gerektiği konusunda ortak uyarıda bulunuyor.




