Açıklamada, 18 aydır etkin bir soruşturma yürütülmediği, delillerin gizlendiği ve sürecin bilinçli şekilde uzatıldığı ifade edildi. Rojin Kabaiş’in ailesinin sistematik olarak tehdit edildiği, adalet talep eden kadınların ise “dezenformasyon” suçlamasıyla hedef alındığı vurgulandı. Komisyon, dosyada yer alan ve Rojin’in bedeninde tespit edilen iki erkek DNA’sına ilişkin bilgilerin dahi kamuoyuna kadınların mücadelesi sayesinde yansıdığını belirtti.
Dosya üzerindeki kısıtlılık kararlarının sürdüğü, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği ifade edilirken; İspanya’ya gönderilen ve üç aydır açılmadığı belirtilen telefon örneği üzerinden delil toplama sürecinin geciktirildiği öne sürüldü. Açıklamada, bu durumun teknik değil, “failleri koruma pratiği” olduğu savunularak “Siz açmazsanız biz açarız” denildi.
Komisyon, dosyada yaşanan ihmaller zincirinin tesadüf olmadığını ve bunun erkek şiddetinin sistematik biçimde aklanmasının bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Kadın cinayetlerinde sıkça karşılaşılan “intihar”, “yüksekten düşme” veya “kayıp” gibi gerekçelerle dosyaların kapatılmak istendiği belirtilerek, yargı ve çeşitli kurumların sorumluluğuna dikkat çekildi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’de şüpheli kadın ölümlerinin sayısının kadın cinayetlerini aştığına işaret edilerek, benzer vakalarda mağdurların son sözlerinin dahi bu durumu ortaya koyduğu ifade edildi.
Komisyon, Rojin Kabaiş’in ilk olmadığını ancak son olmasının ancak mücadeleyle mümkün olacağını vurguladı ve taleplerini şöyle sıraladı:
Dosyadaki kısıtlılık kararlarının kaldırılması
İki erkek DNA’sının kime ait olduğunun açıklanması
Rojin’in telefonunun açılması
Soruşturmayı geciktiren ve delil karartan kişi ve kurumların yargılanması
Aileye yönelik tehditlerin soruşturulması
Aileye hukuki ve psikolojik destek sağlanması
Soruşturmanın TCK 102 kapsamında genişletilmesi
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun yeni rapor hazırlaması
Eksik delillerin toplanarak şeffaf şekilde açıklanması
Devletin kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi
Açıklama, “Rojin’den vazgeçmiyoruz, sokakları terk etmiyoruz” sözleriyle sona erdi.





