Sakın benim pikniğe gittiğimi sanmayın. Ancak seçimlerden sonra genel olarak Eskişehirlilerin yaptığı bir tercihten bahsediyorum. Seçim günü gündüz saatlerinde hava sıcaklığının da uygun olması sebebiyle vatandaşların çoğu oylarını kullandıktan sonra şehrin stresinden kurtulmak için mesire alanlarına, piknik yapabilecekleri yerlere doğru yönlendiler. Kime sorsam aynı tercihte bulunduklarını anladım…
Hazır piknik demişken daha işin başında küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Hemen her yaz mevsiminde yüreğimizi yakan, ciğerlerimizi zehirleyen orman yangınları ile karşı karşıya kalıyoruz. Ormanlar ülkemiz akciğerleridir aslında. Ormanlarımızı koruma konusunda çok hassas olduğumuz söylenemez. Bugün yaşanan ve tartışılan iklim değişikliği koşullarının oluşmasında bizimde doğayı hor kullanmamızdan kaynaklanan sorunların en başta geldiğini sağır sultan biliyor. Doğrusu çevre bilinci konusunda eğitimli bir kuşağın geldiğini söylersek yanılmış olmayız. Ancak eğitimli kuşağın bize emanet ettiği cennet vatanımızın en önemli değerlerinden olan ormanlarımızı korumak konusunda yeterince hassas olduğumuz söylenemez.
İşte piknik konusunu bu sebeple ön plana çıkarmaya çalışıyorum. Eğlenmeli, doğa ile iç içe yaşamalıyız. İnsanın huzur bulduğu yerlerin başında doğa geliyor. Ancak onu korumalıyız da. Piknik alanlarını ne yazık ki koruyamıyoruz. Piknik alanlarına bıraktığımız cam, plastik gibi atıkların doğayı nasıl tahrip ettiğini özellikle cam atıkların sıcak yaz aylarında bir mercek gibi yangınların çıkmasında etkili olduğunu düşününce hatırlatmak istedim. Piknik alanlarını temiz tutmak sadece insani bir görev değil aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur. Nimetlerinden yararlandığımız milli varlıklarımız korumazsak gelecek nesiller bizi vicdanlarında mahkum ederler…
Pikniğe gidelim ama çevremizi temiz tutmayı da ihmal etmeyelim…