Anketçiler, siyaset bilimciler, teorisyenler, yorumcular seçim sonuçları ile ters köşe oldu. Muhalefete yakın olanların pek çoğunun beklentisi TBMM’de muhalefetin üstünlük kuracağı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Sayın Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan karşısında birinci turda seçimi kazanabileceği şeklindeydi. Ancak “evdeki hesap çarşıya uymadı!”
Aslında Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalma ihtimali seçimin birinci turda bitmesinden çok daha yüksek ihtimaldi. Masa ittifakının seçimi ilk turda bitirme adına bir “alan temizliği” yaptığı yönündeki algının yükselmesi işleri biraz daha zorlaştırırken Muharrem İnce’nin son dakikada adaylıktan çekilmesi ve çekilirken yaptığı açıklamalar ne Sayın Erdoğan’a ne de Sayın Kılıçdaroğlu’na yaradı? Gerek Erdoğan’a gerekse Kılıçdaroğlu’na mesafeli seçmenin tercihi ya Sayın Muharrem İnce olacaktı, ya da Sinan Oğan olacaktı. İnce olmayınca o seçmenin bir kısmı Sayın Erdoğan’a yönelmiş midir ihtimal dahilinde, ancak önemli bir kısmı ya sandığa gitmedi, ya da tercihini Sayın Oğan’dan yana kullandılar. Böyle olunca Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sinan Oğan aldığı yüzde 5’in üzerindeki oyla kilit isim haline geldi.
Şimdi soru şu, “Sinan Oğan kimi desteklerse seçimi o isim kazanabilir mi?” Pek çok kişinin ön göremediği şey siyasetin matematiğinin böyle işlemediğidir. Sinan Oğan kimi işaret ederse oyların oraya yöneleceğine dair bir garantiden söz etmek o matematiğin ruhuna terstir. Çünkü Oğan’a giden oyların önemli bölümünü “değişimden yana olanların” oyları oluşturmaktadır. O sebeple o oyların işaretle bir yerlere gidebileceği yanılgısı üzerinden ikinci turu hesaplamak son derece yanlıştır.
Tablonun ortaya çıkardığı gerçek Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci tur için daha avantajlı olduğudur. Zira kalan kampanya süresinde meclis çoğunluğu üzerinden oluşturulacak hava seçmeni etkileyebilir. Bu dönemde masa ittifakının yürüteceği kampanyanın önemi daha da artmıştır. Masa ittifakı öncelikle dayandığı tabanın ötesinde kendisine mesafeli kesimin endişelerini giderebilir ve ikna edebilirse ikinci turda yarışa ortak olur.
Hesabı yanlış yapanlar yanılır. Nasıl? Şöyle Sayın Sinan Oğan’a oy veren kesimin siyasal bir taban anlamına gelmediğini her iki tarafında iyi anlaması gerekir.
Yeri gelmişken nakledeyim. 28 Mart 2004 Yerel yönetimler seçiminde Büyükşehir’i DSP adayı Yılmaz Büyükerşen kazanırken, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediye başkanlıklarını AK Parti adayları Burhan Sakallı ve Tacettin Sarıoğlu kazanmıştı. Sarıoğlu seçimden sonra o zaman çalıştığım gazeteye ziyarete gelmişti. Sohbet sırasında “Hocam Büyükşehir’i niye kazanamadınız?” diye sormuştum. O da kampanyanın önemine dikkat çekerken, “Yılmaz Hoca o zaman tramvay ve bazı parkların yapımını sürdürüyordu. O kampanyasında, ‘yarım kalmasın’ dedi. Biz de ‘yarım bırakmayacağız’ diye gezdik. Vatandaş yarım kalmasın mesajını daha inandırıcı buldu” cevabını vermişti.
İşin özeti açıkçası ikinci tur öncesinde kampanyalarda ne yaşanacak, neler olacak hep birlikte göreceğiz. Şahsen ikinci tur için erkenden yorum yapmanın yanıltıcı olacağını düşünüyorum. Zira kampanyaları yürütenlerin seçmen davranışları konusunda nasıl bir strateji izleyeceklerini henüz bilmiyoruz. Birinci etapta Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın stratejisi tutmuş görünüyor. İkinci tur öncesi CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu ve muhalefet ekibinin “şapkadan tavşan” çıkarmaları gerekiyor ki seçimi kazansınlar. Daha köprünün altından çok sular akacak ancak iktidarın avantajını da görmezden gelmek olmaz… Belki bir ters köşe daha yaşayabiliriz…