Önceki gece geç saatlerinde seçimin yorgunluğunu artmak için, çorbacıya uğradım. Çorbacı çok kalabalık değildi. Çorbacının kendisi ve çalışanları televizyon kanalının birinde seçim sonuçlarını izliyorlardı. İşyeri sahibi, “ Bu akşam bitseydi. İyi olacaktı. 15 gün daha seçim atmosferi sürecek. Döviz gibi acil müdahale edilmesi gereken konular var. Biri alsaydı. Önemli değildi” dedi. Bende gerçeklerle yüzleşmek için biraz daha dayanmamız gerektiğini söyledim. İşyeri sahibinin, bir çay daha içelim önerisine gidişatı okuyarak, 15 gün sonra içeriz cevabı ile geri çevirdim. Bu sözüm hoşlarına gitti. Yani, hepimiz için acil konu, ekonomidir. Bizim değil, ülkenin ekonomisidir.
Seçim tarihi belliydi. Yani, bir yıl öncesinden seçim ekonomisi uygulanmaya başlanıldı. Ülkeye ciddi bir maliyette ortaya çıktı. Dövizi bastırayım, borsayı şurada tutalım maliyeti mutlaka var. Kısacası 2023 bütçesi seçimler nedeniyle delik deşik oldu. Maliyetlerin enflasyona maliyeti ortada, herkes tarafından görülüyor. Milyarderlerimiz de var. Açlık sınırında yaşayan insanlarımızda bizimle iç içe yaşıyor. Seçim döneminde üretim ekonomisinden herkes bahsetti. Üretmeden yaşanmıyor. Bu konuda var olan sıkıntılar aşılamadı. Küresel salgın döneminde üretimin, üretmenin önemi ile devletçiliğin gerekliliği ortaya çıktı. Kısa vadede kimsenin bir bahar havası beklememesi gerekiyor. Çünkü, zorluklar görülüyor.

Stratejisi yanlıştı
Millet İttifakı ise bütün stratejisini AK Partinin müdahalelerini engellemek üzerine kurdu. Sadece laiklik savunusu, anti-emperyalizm ve piyasa ekonomisinin yol açtığı derin eşitsizliğin sorgulanması Cumhur İttifakı’nın toplumsal tabanında hareketlenme yaratırdı. Hiçbir işe yaramayan birçok parti ile ittifak yaptı. Onları boşu boşuna meclise soktu. Sırtında taşıdı. Kendisi yüzde 25’i geçemedi. Özellikle 15 Temmuz ve sonrasında hapishanelere dolduran tertipçiler ile terör örgütünün uzantılarına af söylemleri, Millet ittifakını geriletti. Halkın tepkisine neden oldu. AK Parti’ye mesafeli durmaya başlayan seçmen yeniden, partisi ile kucaklaştı. Kılıçdaroğlu’nun Rusya söylemi de, Atlantikçilerden mirastı. Yanında uçak düşürmekle övünen lider olunca, daha da dış politikada tepki gördü. Seracılar, üreticiler ürünlerini Rusya’ya satarken, böyle çıkış onları korkuttu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk’ten miras kalan Türk-Rus dostluğuna açıktan vurgu yaptı. Türkiye’nin önünde fırtınalı günler var. Ekonomik kriz ve güvenlik tehditleri büyüyor. Seçim sürecinde perdelenen zorluklar kendini dayatıyor. Bunlar öyle ya da böyle aşılacak.

Kaç kez buradan yazdım
Bu köşeden CHP’nin İç Anadolu’da sadece Eskişehir’de önde olduğunu bu köşeden birkaç kez yazdım. Önde olması yedi ile On üç puan arasında gelip gidiyordu. Bu bilgileri o zaman ki AK Parti il başkanı ile de paylaştım.Seçim yaklaştıkça fark CHP lehine iki puana kadar indi. Genel seçimde bana göre hem CHP hem de AK Parti listelerini yapanlar, yanlışlıklar yaptı. Eksiler artılar, birbirini götürünce, listeler dengelenmiş oldu. Seçim sonuçlarından sonra hala solcu olduklarını iddia edenler, halkı karar verememekle başlayarak, ağır suçlamaya kadar gidiyorlar. Bunlar bu gidişle halkı anlayamayacaklar. AK Parti ile CHP arasında Eskişehir’de dokuz puanlık bir fark oluştu.
Bravo tamamBu fark listedeki milletvekili adaylarının ya da CHP örgütlerinin çok çalışması sonucu değildir. Mutlaka hepsini etkileri vardır. Ama sonuca net katkı yapacak kadar değil. CHP cephesinde gerçek başarı Yılmaz Büyükerşen ile Ahmet Ataç’a aittir. Dün Kanal 26 ekranlarından bunları söyledim. AK Partide bakandan sonra gelecekler daha gerçekçi olsaydı, belki de üç çıkaran eskiden olduğu gibi AK Parti olabilirdi. Şimdi, bakalım Cumhurbaşkanlığı seçimleri Eskişehir açısından nasıl sonuçlanacak. İYİP il başkanı Edizgil, Millet ittifakı adına çalışmalara dün itibarı ile başladıklarını söyledi. CHP cephesi genel seçimde olduğu gibi Eskişehir’de yine Yılmaz Büyükerşen ile Ahmet Ataç’a güvenecektir. Onlarda genel seçimde her şeyden önce kendi güçlerini sınadılar. Yerel seçimin Eskişehir’de provasını yapmış oldular.