Meclis geleneğimiz, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçen bir anlayıştır. 150 yıldan fazla bu milletin, meclis geleneği vardır. Sorunlarımızı hep meclisimiz ile çözdük. Bunun için ulusal egemenlik ve meclis hayatımızda, tarihimizde büyük yere sahiptir. Ulus devlet sevgisi bu topraklarda kök salmıştır. Bundan vazgeçmemizde söz konusu değildir.
ZAYIFLATILAMADI
Ulus egemenliği sadece, ulus devlet modeli ile gerçekleşir. Fransız ve Atatürk devrimleri ile bu durum pekişmiştir. Biz Türkler, meclis geleneğini de çok seviyoruz. Meclisten vazgeçmeyiz. Osmanlılar döneminde, birkaç kez meclis kapatıldı. Ama sonra yeniden açıldı. 23 Nisan’ın da tarihsel bir yanı ve gücü vardır.
Ulus devletler, dünyanın her yanında ortaçağ devletlerinin yerine kurulmuştur. En son devlet biçimi budur. İspanya, Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin, Japonya ulus devletlerdir. Kimse buralarda “Ulus devlet bitti” diyemez. Diyene de gülerler. Çünkü ulus devletler; farklı etnik yapıları kabileleri, aşiretleri, kavimleri ve farklı din -mezhep mensuplarını bir kimlik içinde toplayarak onlardan daha yüksek bir enerji elde etmiş yapılardır.
Üstüne üstlük; bugün ülkemizde geliştirmeye çalıştığımız Batılı demokrasi de ulus devlet modeliyle iç içe doğan-gelişen bir rejimdir. Modern demokrasi ancak ve ancak ulus devlet modeli ile yaşayabilmektedir.
NİYE İSPANYOLCA DEĞİL
En son ulus devlet olan Amerikan Devleti 250’den fazla etnik yapının tek potada eritilmesiyle yaratılmıştır. Burada tek dil İngilizce temeldir, etnik yapılara “resmî dil” hakkı verilmemektedir. Örneğin İngilizce konuşanlar kadar fazla bir nüfusun kullandığı İspanyolca, ABD’de resmî dil konumuna asla getirilmemiştir; getirilmesi teklif dahi edilmemiştir. Amerika da İngilizce konuşanlar kadar, İspanyolca konuşanlarda vardır. Ama resmi din İngilizcedir. Çünkü bu durum ulus devlet geleneği nedeniyledir.
KÜBA ELÇİSİNE SORDULAR
Ülkemizde ve Eskişehir’de ulus devlet modeline uymayan ‘ Ana dilde ‘ eğitimi savunanlar var. Küba elçisinin bir Eskişehir ziyareti sırasında, bu elçi şimdi Küba’da önemli bir görevdedir. Ana dilde eğitim sorularına Küba elçisi,” Küba de resmi dil İspanyolcadır. Başka dilleri konuşanlar var. Ama resmi dil İspanyolcadır. Eğitim dili de budur” dedi.
YA TÜRKİYE?
Kısacası, Eskişehir modelinde de görüldüğü gibi, batılı emperyalistler; kendi ülkelerinde “tek dil-tek millet” derken Türkiye’ye çoklu dil-çoklu millet dayatmasında bulunabiliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti de batı tipi modern bir ulus devlet olarak şekillendirildi. Kurucu iradeyi temsil eden Mustafa Kemal yaptığı devrimlerle; gücünü hanedanlıktan alan ayrıcalıklı sınıfların bütün üstünlüklerini budadı. Mezhebine, dinine, soyuna sopuna bakmadan eskinin horlanan halk çoğunluğunu özgürleştirdi ve “yurttaş” kimliğinde eşitledi.
1930’larda, Avrupa ve Asya faşizmin kanlı pençesinde inim inim inlerken; Amerika’da zenciler diri diri yakılırken, Kızılderililerin çocukları alınıp 19 yaşına kadar beyaz okullarında asimile edilirken; Atatürk Türkiye’sinde hiç kimse ikinci sınıf insan muamelesi yapılmadı.
Geleceğimiz çocuklarımızdır. Bunun için Meclisin açıldığı ulusal egemenliğin ilan edildiği gün Türk çocuklarına armağan edildi. 150 yıldır zorluklara karşı, güçlü meclis, güçlü cumhuriyet savunduğumuz ilkedir.