Eskişehirspor yeni sezona oldukça hırslı hazırlanıyor. Teknik Direktör Hakan Şapcı önderliğinde çalışmalarını sürdüren siyah-kırmızılılar, işi bu kez en başından sıkı tutmak istiyor.

Geçtiğimiz sezonun ilerleyen haftalarında göreve gelen Hakan Şapcı, çok kısa sürede takımı ayağa kaldırmayı başarmış ve şampiyonluğun kapısına kadar taşımıştı. Belki mutlu son gelmedi ama ortaya koyduğu mücadele, taraftara yeniden umut aşılamıştı.

Bu sezon ise tablo çok farklı.

Hakan hoca artık takımın başında sezona sıfırdan başlıyor. Kadro büyük ölçüde onun raporları ve istekleri doğrultusunda oluşturuldu. Yani artık sahada izleyeceğimiz takım, Hakan Şapcı’nın dokunuşlarını daha net yansıtacak. Kontrolü en başından eline alan deneyimli teknik adam, yine tek parola ile yola çıkıyor: Şampiyonluk.

Son günlerde sokakta en çok duyduğum soru ise şu:

“Bu sezon umut var mı?”

Benim cevabım hiç değişmiyor.

Elbette var.

Çünkü umut, insanı ayakta tutan en önemli duygudur. Hedefe giden yolda motivasyonu sağlayan da odur. Eskişehirspor’un da bugün en çok ihtiyacı olan şey; tribünün inancı, şehrin desteği ve herkesin aynı hedef etrafında kenetlenmesidir.

Hakan Şapcı geçen sezon ortasında geldiğinde hazır olmayan bir takımı toparlamaya çalıştı. Kısa sürede kendi oyun anlayışını oturttu, mücadeleci bir takım oluşturdu ve hemen her maça kazanmak için çıktı. Şimdi ise hazırlık kampından transfer planlamasına kadar her aşamada onun imzası var. Bu da doğal olarak umutları daha da artırıyor.

Yeni transferler için ise şimdiden kesin yorum yapmak doğru olmaz. Çünkü Eskişehirspor, futbolcular için çok farklı bir camia. Buraya gelen bir oyuncu taraftarın desteğiyle kariyerinin en iyi dönemini yaşayabilir, baskıyı yönetemezse beklenen performansın çok altında da kalabilir.

Bunun en önemli örneklerini geçtiğimiz sezon gördük. Akın Akman ve Jakob Aydemir, sezon boyunca takımın en önemli kozları oldular. Birçok maçın kazanılmasında başrol oynadılar. Ancak play-off maçlarında üzerlerindeki baskıyı yönetemediler ve beklenen katkıyı veremediler.

İşte Eskişehirspor tam da böyle bir yer…

Bu armayı taşımak sadece futbol oynamak değildir. Bu şehirde forma giymek, büyük bir sorumluluğu da omuzlamaktır.

Yeni transferler onların yerini doldurabilecek mi, hatta daha iyisini yapabilecek mi? Bunun cevabını zaman verecek. Ancak ilk izlenimler umut verici.

Sezona ilk üç iç saha maçını seyircisiz oynayacak olmamız elbette önemli bir dezavantaj. Fakat bu süreci en az kayıpla atlatmak zorundayız. Özellikle kendi sahamızdaki maçlardan maksimum puanı çıkarmak, sezonun geri kalanı için büyük önem taşıyacak.

Kalede ise içimi rahatlatan bir isim var: Bora Göymen. Onun varlığı savunma adına güven veriyor. Diğer yeni isimlerin de uyum sürecini kısa sürede atlatıp takıma katkı sağlayacağına inanıyorum.

Artık bekleme zamanı bitti.

Hazırlıklar tamamlanıyor, yeni hikâye yazılmaya hazırlanıyor.

Şimdi hep birlikte göreceğiz…

Bu yeni kadro, bu şehrin yıllardır özlemini çektiği başarıyı getirebilecek mi?