Eskişehir’de seçim heyecanı yeniden başlıyor. Bu kez siyaset meydanında değil, iş dünyasının odalarında… Sanayi Odası, Ticaret Odası ve Ticaret Borsası’nda önümüzdeki süreçte seçim heyecanı yaşanacak. Gerçi daha sandığa az bir zaman kaldı. 3 Ekim Ticaret Borsası, 6 Ekim Sanayi Odası, 10 Ekim Ticaret Odası seçimleri yapılacak. Ama bizim memlekette seçim denince sandığın kurulmasını beklemeye gerek yok. Kulisler sandıktan çok önce kurulur.
Kim aday olacak? Kim yeniden aday olacak? Kim kimin yanında? Kim kimin karşısında? Kim liste hazırlıyor? Kim liste hazırlıyor gibi yapıyor? Bunların hepsi daha seçim takvimi başlamadan konuşulmaya başlanır. Eskişehir kamuoyu, yakın zamanda Esnaf Odaları’nda yaşanan seçim sürecini yakından takip etti. Uzun süre adaylar, listeler ve değişim ihtimali konuşuldu. Sonunda sandıklar kuruldu ve Esnaf Odaları Birliği’nde bir değişim yaşandı.
Şimdi gözler kentin ekonomik hayatında önemli bir yere sahip olan üç büyük odaya çevriliyor. Sanayi Odası… Ticaret Odası… Ticaret Borsası… Aslında kamuoyunun merakı yalnızca “Kim kazanacak?” sorusuna yönelik değil. Daha çok, “Kim aday olacak?” sorusu konuşuluyor.
Sanayi Odası’nda Celalettin Kesikbaş’ın karşısına bir aday çıkıp çıkmayacağı uzun süredir gündemde. Ticaret Odası’nda Metin Güler’in karşısına kim çıkacak sorusu da aynı şekilde konuşuluyor.
İsimler zaman zaman kulislerde dolaşıyor. Ama bugüne kadar ortaya çıkıp da “Ben adayım” diyen somut bir isim yok. Yani şimdilik adaylar biraz kulislerde… Kendileri ortada görünmüyor!
Ticaret Borsası’nda ise durum biraz daha farklı. Ömer Zeydan’ın karşısında bir rakip bulunuyor. Ticaret Borsası'nda başkanlık için Ömer Zeydan ile Ahmet Oğuz yarışacaklar. Dolayısıyla burada seçim yarışının diğer iki odaya göre biraz daha erken hareketlendiğini söylemek mümkün. Fakat bence bu seçimlerin asıl önemli tarafı, başkanların karşısına kimin çıkacağından çok, oda üyelerinin ne düşündüğü. Çünkü oda seçimleri sadece bir başkanlık yarışı değil. Aynı zamanda temsil meselesi. Sanayici, tüccar ve iş insanları odalarından ne bekliyor? Odaların Ankara’daki ağırlığını yeterli buluyorlar mı? Kent ekonomisinin sorunlarının çözümünde daha fazla rol üstlenmelerini istiyorlar mı? Yoksa mevcut yönetimlerin devamından mı yanalar?
İşte sandıkta ortaya çıkacak asıl sonuç biraz da bunun cevabı olacak. Çünkü seçim dönemlerinde adaylar çok konuşulur. Ama sandıkta son sözü adaylar söylemez. Üyeler söyler. Bugün için üç odada da seçim atmosferi tam anlamıyla oluşmuş değil. Ama bu sessizlik kimseyi yanıltmasın. Seçim yaklaştıkça konuşulan isimlerin sayısı da artacaktır, hesaplar da değişecektir. Bugün “aday değilim” diyenlerin yarın adaylık için nabız yoklaması da sürpriz olmayacaktır.
Çünkü oda seçimlerinde de siyasette olduğu gibi bir kural var: Seçim tarihi yaklaştıkça herkes biraz daha cesur, herkes biraz daha hesapçı olur. Şimdilik bekleyip göreceğiz. Celalettin Kesikbaş’ın karşısına kim çıkacak? Metin Güler’in karşısında bir rakip olacak mı? Ticaret Borsası’ndaki yarış nasıl şekillenecek? Ve bütün bu soruların sonunda oda üyeleri ne diyecek?
Bence asıl merak edilmesi gereken de bu. Çünkü adaylar değişebilir, listeler değişebilir, hesaplar değişebilir. Ama sandığa giden üyenin tercihi değişmezse, sonuç da değişmez. Şimdilik seçim heyecanı başladı bile. Sandıklar henüz kurulmadı ama kulisler çoktan kuruldu. Bundan sonrası biraz adaylara, biraz listelere, en çok da oda üyelerine kalmış durumda.