Bazen yaşadığımız olaylar öylesine bir gerçeklikle yüzümüze çarpar ki, insan ister istemez Nasrettin Hoca’nın çocukları olduğumuzu hatırlatır… Eskişehir’de bir süre önce büyük tartışmalara neden olan sağlık alanlarıyla ilgili süreç nihayet sona erdi. Eski Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık’taki bazı sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarıldığı açıklandı.
Doğrusu sevindik. Çünkü bu alanlar sadece birer arsa, birer taşınmaz ya da üzerinde rakamlarla ifade edilebilecek ekonomik değerler değil. Bunlar Eskişehir’in geleceği açısından kamu eliyle korunması gereken önemli alanlar. Bu nedenle kararın alınmasında emeği geçenleri de hakkını teslim ederek tebrik etmek gerekir.
Başta Sayın Valimiz Erdinç Yılmaz olmak üzere AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’a, milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve Nebi Hatipoğlu’na teşekkür etmek gerekiyor. Kamuoyundan yükselen itirazları dikkate alarak Ankara nezdinde girişimlerde bulunmaları ve sonuç alınmasına katkı sağlamaları önemlidir. Sonuçta Eskişehir açısından bir yanlıştan dönülmüştür.
Peki, biraz geriye dönüp bakmaya gerek var mı? Bence var. Çünkü ilk özelleştirme kararı açıklandığında Eskişehir’de ciddi bir tepki oluştu. Muhalefet partileri, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar farklı biçimlerde itirazlarını ortaya koydu.
Şimdi sormak gerekiyor: Bu kadar güçlü bir kamuoyu tepkisi olmasaydı, karar yeniden değerlendirilir miydi? Eskişehir’de yükselen ses Ankara’ya bu kadar güçlü taşınmasaydı, bugün bu alanların özelleştirme kapsamından çıkarıldığını konuşuyor olur muyduk?
Bunu kesin olarak bilmek mümkün değil. Ama bildiğimiz bir gerçek var. Eskişehir itiraz etti. Eskişehir ses çıkardı. Ve sonunda geri adım atıldı. Bence burada hepimizin görmesi gereken asıl mesele de bu. Çünkü yaşadığımız süreç, küçük ama önemli bir demokrasi örneğidir. İktidarın yaptığı bir yanlışı eleştiren muhalefet… Kamuoyunun tepkisini dikkate alan iktidar… Ve sonunda Eskişehir’in ortak çıkarında buluşan bir sonuç…
Bundan daha iyisi ne olabilir ki? Eskiler boşuna “Akıl için yol birdir” dememişler. Bir başka güzel sözümüz de var: “İki yanlış bir doğru etmez.” Eskişehir’de bir yanlıştan dönülmüşse, şimdi yapılması gereken birbirimize laf yetiştirmek, “Ben söyledim, sen yapmadın” kavgasına girmek ya da bu işten siyasi rant çıkarmaya çalışmak olmamalı. Çünkü mesele artık kimin daha çok bağırdığı, kimin daha önce söylediği, kimin Ankara’da daha fazla kapı çaldığı meselesi değildir. Mesele, Eskişehir’in ne kazandığıdır. Bu nedenle bugün bir yanlıştan dönülmüşse, bunu küçümsemeyelim. “Zaten yapılması gereken buydu” deyip geçmeyelim. Ama aynı zamanda bu sonucu kendi siyasi hanesine yazmak isteyenlere de bir çift sözümüz olsun: Eskişehir’in ortak kazanımlarının tapusu hiçbir siyasi partinin üzerinde değildir. Bu şehir tepki gösterdiğinde, itiraz ettiğinde, farklı siyasi görüşlerden insanlar aynı noktada buluşabildiğinde sonuç alınabileceğini gördük. Asıl değerli olan da budur.
Kaybettiğimizi bulduk ya… Sevinmek hakkımız. Ama bir daha kaybetmemek için de ders çıkarmak zorundayız. Çünkü Eskişehir’in değerleri söz konusu olduğunda birbirimize laf yetiştirmekten, siyasi hesap yapmaktan, “Ben demiştim” yarışına girmekten vazgeçmezsek, yarın gerçekten kaybettiğimizde bulacak bir şeyimiz kalmayabilir.
Bu kez kazanan birileri değil, Eskişehir oldu. Bence herkesin sevinmesi gereken yer tam da burası…