Bazı meseleler vardır, yıllar geçer, iktidarlar değişir, milletvekilleri değişir, belediye başkanları değişir ama meseleler değişmez… Eskişehir’in de böyle meseleleri var. Üstelik öyle sıradan meselelerden söz etmiyoruz. Şehrin geleceğini, ulaşımını, ekonomisini, sağlık hizmetlerini ve dolayısıyla yaşam kalitesini doğrudan ilgilendiren iki önemli konudan söz ediyoruz.

Bunlardan biri çevre yolu, diğeri ise ESOGÜ Tıp Fakültesi’nin geleceği… Çevre yolu meselesini konuşurken merhum Hazine ve Maliye Bakanı ve Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan’ı anmadan geçmek mümkün değil. Unakıtan’ın milletvekilliği döneminde Eskişehir’in ulaşım sorununa yönelik önemli bir çalışma yapılmış, şehrin adeta ortasından geçen iki gidiş, iki gelişlik yol üç şeride çıkarılmış, trafiği kilitleyen bazı kavşaklara bat-çık uygulamaları yapılmıştı.

O günlerde bu düzenlemenin yaklaşık 10 yıl süreyle ihtiyaca cevap vereceği söyleniyordu. İyi de… O 10 yıl çoktan dolmadı mı? Hatta üzerinden yıllar geçti. Şehrin nüfusu arttı, araç sayısı katlandı, sanayi bölgeleri büyüdü, üniversiteler büyüdü, çevre ilçelerle ulaşım yoğunlaştı. Ama Eskişehir’in ana ulaşım damarlarından biri hâlâ aynı yerde duruyor. Sonuç olarak bugün çevre yolunda yaşanan trafik, artık günlük hayatın sıradan bir parçası haline geldi. OSB’den şehre girmek, şehrin bir ucundan diğer ucuna ulaşmak bazı saatlerde ciddi bir zaman kaybına dönüşüyor. Biz ne yapıyoruz? Her sıkışıklıkta birkaç kavşak düzenlemesi konuşuyor, geçici çözümler üretiyor, sonra yine aynı noktaya dönüyoruz. Oysa Eskişehir’in ihtiyacı artık yama değil, yeni bir yol vizyonu. Çünkü mesele sadece araçların hareket etmesi değil. İnsanların zamanı gidiyor. Yakıt gidiyor. İş gücü gidiyor. Sabır gidiyor. Ve bütün bunların sonunda şehir kaybediyor.

Gelelim ikinci büyük meseleye… ESOGÜ Tıp Fakültesi. Eskişehir’in ve bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Tıp Fakültesi Hastanesi’nin mevcut yapısı ve kapasitesi uzun zamandır tartışılıyor. Burada da günü kurtarmak yerine geleceği düşünmek zorundayız. Deprem gerçeğinin bu kadar yakıcı olduğu bir ülkede, kamuya ait büyük bir sağlık kuruluşunun fiziki yapısını yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değerlendirmek doğru olabilir mi? Üstelik mesele yalnızca binanın dayanıklılığı değil. Artan nüfus, gelişen tıp teknolojisi, değişen sağlık hizmetleri ve bölgeden gelen hasta yükü düşünüldüğünde, Eskişehir’in çok daha güçlü, çağdaş ve geleceğe hazırlanmış bir üniversite hastanesine ihtiyacı olduğu ortada.

Şimdi gelelim asıl meseleye… Bu iki konu yıllardır neden çözülemiyor? Gerçekten kaynak mı yok? Önceliklendirme mi yok? Yoksa Eskişehir, her seçim döneminde hatırlanıp seçim sonrasında yeniden unutulan şehirlerden biri mi? Bu soruları sormak zorundayım Çünkü artık Eskişehir’in yeni vaatlere değil, sonuçlanmış işlere ihtiyacı var. Çevre yolunu kim yaparsa yapsın… ESOGÜ Tıp Fakültesi’nin geleceğini kim güvence altına alırsa alsın… İster iktidardan, ister muhalefetten gelsin. İster bürokrasiden… Eskişehirli yapılan işe bakacaktır. Çünkü siyasetçiler değişir. Partiler değişir. Milletvekilleri değişir. Ama yapılan yol kalır, yapılan hastane kalır. Yıllar sonra hiç kimse bu yolu hangi partinin yaptığını hatırlamayabilir. Ama “Bu yolu kim yaptı?” sorusunun cevabı bir şehrin hafızasında mutlaka yerini bulur. İşte bu nedenle söylüyorum: Bu iki işi kim yaparsa, gerçekten tarihe geçer.

Çünkü Eskişehir’in artık yeni bir seçim vaadine değil, yıllardır konuşulan iki büyük meselenin nihayet çözülmesine ihtiyacı var. Ve belki de bugün Eskişehir adına yapılabilecek en anlamlı siyasi miras, yeni bir bina açılışı ya da yeni bir proje açıklaması değil; şehrin yıllardır önünü tıkayan yolu açmak ve gelecekte sağlık konusunda önünü görebileceği bir hastaneyi kazandırmaktır.