Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Cumhurbaşkanlığı kararıyla ESOGÜ Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un atanmasıyla yeni bir dönem başladı. Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Rektör dışarıdan olmamalıydı. Ve mümkünse gerek personel, gerekse akademik kadro olarak kalabalık olan Tıp Fakültesi’nden olsun temennisinde bulunmuştum.
Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, ESOGÜ’ye dışarıdan gelen bir isim değil. Yıllarca ESOGÜ bünyesinde görev yapan Gümüşsoy, daha önceki rektör döneminde danışmanlık, son dönemde ise rektör yardımcılığı görevini üstlendi. Yani bugün oturduğu rektörlük koltuğuna üniversiteyi dışarıdan gözlemleyerek değil, içeriden bilerek, tanıyarak geldi. Bir üniversiteyi yönetmek yalnızca akademik başarıları bilmekten ibaret değil. Öğrencinin sorununu, akademisyenin beklentisini, personelin yaşadığı sıkıntıyı, kampüsün ihtiyaçlarını ve yıllardır çözülemeyen meseleleri bilmek gerekiyor. ESOGÜ’nün sorunlarını bilen bir rektörün göreve gelmesi bence önemli bir avantaj.
Benim rektörlük ataması öncesindeki temel beklentilerimden birisi buydu. Dışarıdan bir rektör yerine, ESOGÜ kültürünü bilen bir akademisyenin ve de yöneticinin göreve gelmesi bana göre doğru bir tercih oldu. Bir diğer beklentim ise Tıp Fakültesi’nin üniversite yönetiminde üst düzey temsil edilmesiydi. Bu noktada da Türkiye’de ve uluslararası alanda inme alanındaki çalışmalarıyla tanınan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir’in rektör yardımcılığı görevine getirilmesi ile bu beklentim de karşılanmış oldu. Daha önce gazeteniz ve haber siteniz 2Eylül için röportaj da yaparak tanıma fırsatı bulduğumuz Özdemir’in akademik birikimi ve özellikle inme merkezi konusundaki çalışmaları düşünüldüğünde hem Tıp Fakültesine hem de üniversiteye önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum.
Ataması yapılan diğer rektör yardımcıları Prof. Dr. Şerife Yücesoy Özkan ve Prof. Dr. Mustafa Önder de kendi alanlarında yaptıkları çalışmalarla öne çıkan çok değerli hocalar. Ardından Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği’ne Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy’un yeniden ataması yapıldı.
Başhekimlik gibi doğrudan sağlık hizmetinin merkezinde olan bir göreve, başarılı ve alanında tanınan bir hekimin yeniden getirilmesi de benim açımdan sayın rektör Gümüşsoy’un rektörlüğe hazır olarak geldiğini gösteren adımlardan biri oldu.
Elbette her şey atamalarla bitmiyor. ESOGÜ’nün çözülmesi gereken önemli sorunları var. Bunların başında trafik, otopark problemi geliyor. Özellikle Tıp Fakültesi Hastanesi çevresinde yaşanan otopark sıkıntısı hem hastaları hem hasta yakınlarını hem de sağlık çalışanlarını doğrudan etkiliyor. Bunun yanında Tıp Fakültesi’nin yeni bina ihtiyacı da uzun süredir konuşulan konuların başında geliyor. Üniversitenin gelişebilmesi, sağlık hizmetlerinin daha modern koşullarda sürdürülebilmesi ve akademik çalışmaların daha iyi imkânlarla yürütülebilmesi için bu sorunların artık somut şekilde ele alınması gerekiyor.
ESOGÜ’nün kendi içerisinden gelen, üniversiteyi ve sorunlarını bilen bir rektörün göreve başlaması; alanlarında çok güçlü isimlerin yönetimde yer alması ve hastane yönetiminde başarılı bir hekime görev verilmesi, bana göre yeni dönem için umut verici bir tablo ortaya koyuyor.
Şimdi bekleyip görmek gerekiyor.
Özetle; ESOGÜ rektörü Gümüşsoy; hızlı, bilinçli ve iyi başladı.