Eskişehir; yaşanabilir kentler arasında gösterilen düzenli şehir kimliğiyle öne çıkan bir şehir. Ancak kabul etmek gerekiyor ki, büyüyen her şehir gibi Eskişehir'in de giderek artan bir trafik sorunu var. Geçtiğimiz gün İlahiyat Camii önünden yolcu uğurlamaya gittim. Yolcu uğurlama alanındaydım. Belediye parklara koyduğu banklardan birkaç tane buraya da koymuş. Park desem park değil. Ağaç, yeşillik hiç yok. Küçük bir alan. Bir de simitçi var. Hava çok sıcaktı. Gölgelenecek, yağmur yağsa sığınacak kapalı bir yer yok. Burası Sarıcakaya tarafında olan ilçelere gidecek olanların İlahiyat Camii yanında otobüs beklediği bir durak aslında. Halk arasında adı İlahiyat Camii Durağı. Buraya küçük kapalı bir durak konulabilir diye düşünüyorum. Neyse Temmuz sıcağının altında otobüs beklerken aracımı camii tarafına park etmiştim. Durakta beklerken trafik kavşağında ışıklardan 10 ile 20 metre uzaklıkta adeta trafik kaosu yaşandığına şahit oldum. Beklerken uzun uzun izledim. Bazen “yüreğim ağzıma gelir” gibi oldu. İlahiyat Camii tarafından şehir merkezine giderken tam o noktada bu trafik kaosunda aynı stresi ben de yaşadım. İlk bakışta sıradan bir trafik gibi görünüyor. Ama direksiyon başına geçip o bölgeyi kullanan herkes biliyor ki mesele hiç de öyle değil. Çevre yolundan gelen araçlar rahatlıkla İlahiyat Camii, özel hastaneye ve Fevzi Çakmak Mahallesi’ne girebiliyor. Asıl sıkıntı ise dönüş yolunda başlıyor. Sarıcakaya yoluna veya çevre yoluna çıkış yolu İlkbahar Sokak üzerinden oluyor. Çıkış oluyor dedik ancak o kadar kolay olmuyor. Sarıcakaya Caddesi'ne, çevre yoluna çıkmaya çalışan sürücüler, özellikle yoğun saatlerde burada adeta sabır sınavı veriyor. Burada yaşanan sorun, devasa bir ulaşım projesi gerektirecek kadar karmaşık da değil. Belki de küçük bir kavşak revizyonu ile halledilebilinecek bir sorun gibi gözüküyor.

Bazen milyonlarca liralık yatırımların sağlayamadığı rahatlamayı, yerinde yapılmış küçük bir düzenleme sağlayabilir. Ne yazık ki; ülkemizde çoğu zaman küçük aksaklıklar, vatandaşın günlük yaşamını ciddi biçimde etkilemeye başladıktan sonra gündeme geliyor. Oysa ulaşım planlamasının temel amacı, problem ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil; problemi doğmadan öngörebilmektir. İşte tam da bu nedenle gözler yeniden UKOME'ye çevriliyor.

Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin masa başındaki raporlarla yetinmeyip sahaya inmesi, bölgeyi yoğun saatlerde yerinde incelemesi ve sürücülerin yaşadığı sıkıntıyı birebir gözlemlemesi gerekiyor. Çünkü trafik sadece araçların bir noktadan başka bir noktaya gitmesi değildir.

Trafik; zamandır, güvendir, sabırdır ve ekonomidir. Ve en önemlisi yaşam kalitesidir. İlkbahar Sokak ile Sarıcakaya Caddesi'nin kesişiminde yaşanan sorun, çözüm bekleyen bir sorundur. Ve çözülmelidir. Vatandaşlar; "Çalışıyoruz", "İnceliyoruz", "Değerlendiriyoruz" kelimelerinden çok, günlük hayatını kolaylaştıracak somut adımlar görmek istiyor. Çünkü şehirler, büyük projelerle olduğu kadar küçük dokunuşlarla da nefes alır. Beklentimiz çok büyük değil.

Özetle; bu bölgede yaşayan, çalışan, okuyan, camiye hastaneye giden gelen her sürücü adına soruyoruz. UKOME burayı görmüyor mu?