Siyasette en zor okunanlar, yüksek sesle konuşanlar değil; sessiz kalanlardır. Çünkü bazen asıl mesaj verilen demeçlerde değil, bekleyişlerde gizlidir. CHP'de yaşanan son ayrışma da tam olarak böyle bir döneme işaret ediyor. Bugün yaşananlar yalnızca bir parti içi değişim değil; aynı zamanda Türk siyasetinin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine ilişkin önemli ipuçları da taşıyor.

Özgür Özel'in öncülüğünde "yeni bir yol" iddiasıyla başlayan siyasi hareket, beraberinde önemli kırılmaları da getirdi. "Mutlak Butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile yol yürünemeyeceğini düşünenlerin önemli bir bölümü Özgür Özel'in yanında yer aldı. Ancak asıl soru hâlâ cevabını bekliyor: Bu isimlerin tamamı gerçekten yeni yolun yolcusu mu, yoksa bir kısmı gelişmeleri izlemekle mi yetiniyor? İlk günlerde 115 civarında olduğu konuşulan milletvekili desteğinin bugün 91'e gerilemiş olması, herkesin henüz nihai kararını vermediğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu'nun yanında kalan 44 milletvekilinin tamamını aynı değerlendirmek de doğru olmaz. Siyasi kulislerde, bir bölümünün tamamen teknik ve taktik gerekçelerle bekle-gör siyaseti izlediği konuşuluyor.

Aslında siyasette beklemek de bir tercihtir. Kimi zaman destek vermekten daha güçlü bir mesaj taşır. Çünkü bekleyenler, kapıları tamamen kapatmaz; şartların nasıl şekilleneceğini görmek ister. Bu nedenle bugün sessiz kalan herkesin yeni oluşuma mesafeli olduğunu söylemek de, yarın mutlaka o hareketin içinde yer alacağını iddia etmek de doğru bir değerlendirme olmayacaktır. Benzer tablo belediyelerde de yaşanıyor. Eskişehir'de Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantının ardından verilen mesajlar dikkatle okunmalı. Baştan beri Özgür Özel'in yanında duran Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un net tavrı ve Ali Haydar Çelik dışında belediye meclis üyelerinin topluca istifa etmesi, siyasi tercihini açıkça ortaya koyuyor.

Buna karşılık Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve belediye meclis üyelerinin açıklaması ise farklı bir tablo çiziyor. Verilen mesaj, "Süreci izliyoruz, gelişmeleri değerlendiriyoruz." şeklinde okunabilir. Bu yaklaşım, siyasette kapıları tamamen kapatmayan ihtiyatlı bir duruş olarak değerlendirilebilir. Eskişehir'in seçilmiş üç milletvekilinden ikisinin yeni partinin Kurucular Kurulu'nda yer alması, Utku Çakırözer'in de Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmesi, yeni oluşumda Eskişehir'in önemli bir ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak yeni bir parti kurmakla güçlü bir siyasi hareket oluşturmak aynı şey değildir. Siyasi partiler yalnızca kurucularıyla değil, toplumda oluşturdukları güven duygusuyla büyür. Bu nedenle Özgür Özel ve arkadaşlarının önündeki en büyük sınav, yalnızca eski partilerinden ayrılanları aynı çatı altında toplamak değil; kararsızları, bekleyenleri ve hatta mesafeli duranları da ortak bir hedef etrafında buluşturabilmektir. Yeni oluşumun başarısı da tam burada şekillenecek. Eğer farklı düşünenleri aynı masa etrafında buluşturabilen kapsayıcı bir siyaset üretebilirse, Türk siyasetinde kalıcı bir aktör hâline gelebilir. Aksi takdirde yalnızca eski partiden kopanların oluşturduğu dar bir yapı olarak kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Eğer yeni oluşum, gerçekten mesafe koyanlarla yalnızca doğru zamanı bekleyenleri birbirinden ayıramazsa, dün eleştirdiği siyaset anlayışının yükünü yarına taşıma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. O zaman değişen yalnızca tabela olur; siyaset ise aynı yerde saymaya devam eder. Çünkü siyasette bazen en kritik tercih, yola çıkmak değildir; kimin neden beklediğini doğru okuyabilmektir.