Bir ülkede etin fiyatını konuşmak artık şaşırtıcı değildir. Gerçek sorunları konuşmak gerekiyor. Dün söylediğini unutup, parti değiştirenlerin bir önemi yoktur. Sandıkta seçmen son sözü söyleyecektir. Asıl şaşırtıcı olan, insanların et alamadığı için kemiğin fiyatını konuşmaya başlamasıdır.

Türkiye'deki ekonomik sıkışmanın en çarpıcı fotoğraflarından biri, tavuk kemiğinin kilosu 50 liraya, kuzu kemiğinin kilosu 100 liraya kadar çıkıyor. Bu yalnızca bir gıda fiyatı meselesi değildir. Bu, önemli bir konunun mutfaktaki karşılığıdır. Çünkü kemiğin kendisi artık bir yemek malzemesinden çok, et alamayan dar gelirlinin çorbasına lezzet katma umuduna dönüşmüş durumda olduğu görülüyor. Bunlara çözüm üretecek siyasetçiler, parti değiştirme peşinde bulunuyorlar.

SOFRADAN ÇEKİLİYOR

Türkiye'nin ekonomik tablosunu yalnızca enflasyon oranlarıyla, büyüme rakamlarıyla veya kişi başına düşen gelirle anlatmak mümkün değil.

Gerçek tablo pazar filesinde görülür. Kasapta görülür. Markette görülür.

Okul kantininde görülür. Akşam sofrasında görülür. Bir ailenin sofrasında etin yerini makarna, peynirin yerini daha ucuz alternatifler, meyvenin yerini mevsimsel olarak daha ucuz ürünler alıyorsa orada yalnızca tüketim alışkanlığı değişmiyordur.

ÖĞÜN EKSİLMESİ

Hatta bazen en doğru ekonomi göstergesi budur. Çünkü yüksek gelir grubundaki bir vatandaş için et fiyatındaki artış, bütçesinde bir kalem değişikliğidir .Dar gelirli için ise doğrudan sofradan bir öğünün eksilmesidir. Bu nedenle “Enflasyon düşüyor” demek tek başına yeterli değildir. Vatandaşın satın alma gücü ne durumda? Ücretler gıda fiyatları karşısında ne kadar eridi? Emekli, asgari ücretli, işçi ve dar gelirli aile protein ihtiyacını nasıl karşılıyor? Çocuklar yeterli ve dengeli beslenebiliyor mu? Asıl sorular bunlardır. Çünkü fiyatların artış hızının düşmesi, fiyatların ucuzladığı anlamına gelmez. Bir ürünün fiyatı yüzde 100 arttıktan sonra yüzde 30 yerine yüzde 10 artması, o ürünün yeniden eski fiyatına döndüğü anlamına gelmez. Vatandaş hâlâ yüksek fiyatın üzerinde yaşamaya çalışmaktadır.

ET LÜKS OLURSA

Etin toplumun geniş kesimleri için düzenli tüketilen bir gıda olmaktan çıkıp lüks tüketim maddesine dönüşmesi, yalnızca ekonomik değil, sosyal bir sorundur. Protein yetersizliği çocukların gelişimini, yaşlıların sağlığını, çalışanların fiziksel gücünü etkileyebilir. Konu “Kasapta et pahalı” cümlesinden çok daha büyüktür. Türkiye'de insanların sağlıklı beslenmeye erişimi giderek zorlaşıyor mu? Eğer cevap evetse, ekonomi politikalarının başarısını yalnızca finansal göstergeler üzerinden değerlendirmek mümkün değildir. Bir ülkenin gerçek zenginliği, vatandaşının sofrasına ne koyabildiğiyle de ölçülür.

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ

Üstelik burada başka bir çelişki var. Et pahalı. Ama üretici de çoğu zaman kazandığından şikâyetçidir. Yem pahalı. Mazot pahalı. Elektrik pahalı. Girdi maliyetleri yüksek. Hayvan yetiştiricisinin maliyeti yükseliyor. Sonra et kasaba geliyor ve tüketici açısından erişilemez bir fiyat ortaya çıkıyor. Demek ki sorun yalnızca kasapta değildir. Sorun üretim zincirinin tamamındadır. Hayvancılık politikasındadır. Yem politikasındadır. Tarım politikasındadır. İthalata dayalı yaklaşımın sınırlarındadır. Ve nihayetinde plansızlığın bedelini hem üretici hem tüketici ödemektedir.

ET ÜRETMEK GEREKİR

Türkiye'nin ihtiyacı, vatandaşa “daha ucuz et” bulabilmek için sürekli dışarıya bakmak değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi hayvancılığını ayağa kaldıracak uzun vadeli bir üretim politikasıdır. Üretici korunmalıdır. Yem maliyetleri düşürülmelidir. Meralar korunmalıdır. Küçük ve orta ölçekli üretici desteklenmelidir. Hayvancılık yapan çiftçi geleceğini görebilmelidir. Planlı üretim yapılmalıdır. Tüketici de aracılar arasındaki fiyat makasının altında ezilmemelidir. Bir ülkenin ekonomik başarısı gökdelenlerin yüksekliğiyle değil, mutfakların doluluğuyla ölçülür. Bugün kasapta etin yanında kemiğin fiyatını konuşuyorsak, ekonomi yönetiminin dönüp bakması gereken yer borsa ekranı değil, vatandaşın mutfağıdır. Çünkü tencerede artık yalnızca kemik kaynamıyor. Tencerede Türkiye'nin geçim mücadelesi kaynıyor.