Eskişehir’de rezerv alan ve TOKİ üzerinden yürütülen konut projeleri, artık yalnızca “kaç konut yapılacak?” sorusuyla tartışılamaz. Asıl soru şudur: Bu konutlar hangi ulaşım sistemiyle, hangi altyapıyla ve nasıl bir kent planlaması içinde yapılacak?İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten’in uyarıları tam da bu noktada önem kazanıyor.
BAŞKA KRİZLER
Kimse dar gelirli yurttaşın uygun fiyatlı konuta kavuşmasına karşı çıkamaz. TOKİ’nin sosyal konut üretme görevi vardır ve bu görev önemlidir. Ancak sosyal konut yapmak, sadece binaları yükseltmek değildir. Konutun yanında yol, kanalizasyon, içme suyu, doğal gaz, toplu ulaşım, okul, sağlık hizmeti ve ticari alan da gerekir.Aksi halde bugün “konut sorunu” diye çözdüğümüz mesele, yarın ulaşım ve altyapı krizine dönüşür.Gökten’in Güney Çevre Yolu vurgusu bu nedenle dikkate alınmalıdır. Eskişehir’in belirli bölgelerinde konutlaşma hızla artarken ulaşım altyapısı aynı hızla geliştirilmiyorsa, ortaya çıkacak tablo bellidir: Sabah-akşam yoğunlaşan trafik, uzayan ulaşım süreleri ve kent merkezine daha fazla yüktür.Bir başka önemli başlık ise altyapıdır
BASİT SORULAR DEĞİL
“Doğal gaz ne zaman gelecek, hangi parayla gelecek, pis su nasıl taşınacak?” soruları basit sorular değildir. Bunlar bir kentin geleceğini ilgilendiren temel mühendislik sorularıdır.Üstelik mesele yalnızca konutlardan da ibaret değildir. Bölgede yaklaşık 350 prefabrik ticari alanın oluşturulacağının ifade edilmesi, planlamanın boyutunu daha da büyütüyor. Konut nüfusu ile ticari hareketlilik birlikte düşünüldüğünde ulaşım, otopark, altyapı ve kamu hizmetleri yeniden hesaplanmak zorundadır.Burada yapılması gereken belediye ile merkezi yönetimi karşı karşıya getirmek değildir.Tam tersine, Eskişehir’in ihtiyacı merkezi yönetim ile yerel yönetimin aynı masada oturmasıdır.
ORTAK AKIL
“Sen bilmiyorsun” kavgası yerine ortak akıl gerekir.Çünkü şehirler siyasi sloganlarla değil, planla ve mühendislikle büyür.TOKİ’nin sosyal konut üretmesini destekleyelim. Ancak TOKİ’yi kentin bütün planlamasının yerine koymayalım. Merkezi yönetimin yatırım gücü ile belediyelerin yerel bilgi ve deneyimi birleştirilsin. Bir diğer konu da şeffaflıktır.Kamu kaynakları kullanılıyorsa, yurttaşın “Ne yapılıyor, nerede yapılıyor, kaça yapılıyor, kim yapıyor ve kentin geleceğine etkisi ne olacak?” sorularına cevap alması gerekir.Şeffaflık bir lütuf değildir. Kamu yönetiminin temel ilkesidir.Eskişehir bugün önemli bir eşikte duruyor.Rezerv alanlar ve yeni konut projeleri doğru planlanırsa kentin konut ihtiyacının çözümüne katkı sağlayabilir. Yanlış planlanırsa Eskişehir yeni bir trafik ve altyapı sorunuyla karşı karşıya kalabilir.Bu nedenle tartışmayı “TOKİ mi, belediye mi?” noktasına sıkıştırmak yanlıştır.
NASIL BÜYÜYECEK ŞEHİR
Asıl mesele şudur, Eskişehir nasıl büyüyecek? Konut önce, yol sonra mı yapılacak? Binalar önce yükselip altyapı sonradan mı düşünülecek? Yoksa önce plan, ulaşım ve altyapı hazırlanacak; ardından konutlar mı yapılacak? Eskişehir’in ihtiyacı ikinci seçenektir. Çünkü kent, yalnızca binalardan ibaret değildir. Bugün atılacak yanlış bir adımın bedelini yarın Eskişehir’in bütün yurttaşları öder. Oytun Gökten’in uyarısı bu nedenle bir siyasi polemik değil, kentin geleceğine ilişkin teknik bir uyarı olarak okunmalıdır. TOKİ konut yapabilir. Ama Eskişehir’i birlikte planlamak zorundayız.