Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce’nin, Eskişehir Demirspor’un 1 milyon TL’lik lige katılım bedelinin ödenememesi nedeniyle yeni sezonda ligde yer alamayacak olmasına basın toplantısı ile açıklaması, gözlrin asırlık kulübümüze çevrilmesine neden oldu. Demirpor ve Şekerspor gibi kulüpler, içinde bulundukları fabrikalar ile birlikte bir asırdır, ülkeye hizmet veriyorlar.

TARİHİMİZİ UNUTMAK

Eskişehir’in bir futbol tarihi var. Ama bu tarih yalnızca Eskişehirspor’un kuruluşuyla başlamıyor. Daha geriye gitmek gerekiyor. Rayların döşendiği, Cer Atölyesi’nin kurulduğu, demiryolu işçisinin Eskişehir’in sosyal hayatının önemli bir parçası haline geldiği yıllara gidelim. İşte o tarih içinde Eskişehir Demirspor var.1930’da Cer Atölyesi’nin bağrından çıkan Demirspor, sıradan bir futbol kulübü değildir. O kulüp, Cumhuriyet’in sanayileşme anlayışının sahadaki yansımasıdır. Fabrikanın işçisi, ustası, teknisyeni, demiryolcusu ve bunların çocukları kulüpte var oldular.

EMEKÇİ SINIFI

Yani Demirspor’un formasında yalnızca kulüp arması değil, Cumhuriyet’in emekçi sınıfları vardır. Bugün bunu hatırlamak neden bu kadar önemli?

Çünkü bir ülkenin tarihini yalnızca siyasi olaylardan ibaret sanan anlayış, fabrikayı da, işçiyi de, demiryolunu da, o fabrikaların çevresinde oluşan kültürü de hafızadan siler.

ANADOLU’DAN BİR TOKAT

İstanbul’un futbol takımları Türkiye futbolunda ağırlığını korurken Eskişehir’den bir takım çıkıyor ve Türkiye Şampiyonu oluyor.Demirspor, Fenerbahçe’yi 3-1 yeniyor.Bu sonuç sadece bir futbol skoru değildir.

Anadolu’nun İstanbul’a attığı bir goldür. Üstelik bu takım, büyük transfer bütçeleriyle kurulmuş bir takım değildir. Arkasında bir fabrika vardır.

Cumhuriyet’in yetiştirdiği insan vardır. Neden okullarda, şehir müzelerinde, spor tarihimizde daha görünür değil? Neden Demirspor’un tarihi, birkaç eski fotoğraf ve sararmış gazete kupürüne mahkûm ediliyor? Çünkü hafızasını kaybeden şehir, geleceğini de başkalarının yazmasına izin verir.

KARAKURT’UN HİKÂYESİ

Eskişehir’in sanayi tarihi ile Demirspor’un tarihi birbirinden ayrı düşünülemez. İlk önce, Cer Atölyesi, sonrasında Eskişehir Demiryolu Fabrikası, 1961’de Türkiye’nin ilk yerli buharlı lokomotifi Karakurt imaline yol açtı. Karakurt yalnızca bir lokomotif değildi. “Türkiye kendi makinesini yapabilir” iddiasının çelikten ifadesiydi. Demirspor da aynı iddianın spor sahasındaki karşılığıydı:

Eskişehir kendi takımını kurabilir. Anadolu kendi şampiyonunu çıkarabilir.

Bugün TÜRASAŞ’ta lokomotif üreten mühendis ile 1940’ta Demirspor formasını giyen demiryolu emekçisini aynı tarihsel çizginin içinde görmek gerekiyor. Biri ray üzerinde, diğeri futbol sahasında Türkiye’nin gücünü gösterdi.

ŞEHRİ DEMİRYOLUNDAN KOPARAMAZSINIZ

Eskişehir’in bugün en büyük yanlışlarından biri, kendi sanayi ve emek tarihini parçalara ayırmasıdır. Demiryolu başka yerde anlatılıyor. Karakurt başka yerde.

TÜRASAŞ başka yerde karşımıza çıkıyor. Bu şehir, demiryoluyla büyüdü.

Demiryolu sanayiyi doğurdu .Sanayi bir işçi kültürü oluşturdu.

O kültür spor kulüplerini besledi. Demirspor bu zincirin en önemli halkalarından biridir. Bu nedenle Demirspor’a sahip çıkmak yalnızca bir futbol kulübüne sahip çıkmak değildir. Eskişehir’in Cumhuriyet tarihine sahip çıkmaktır.

Demirspor’u “eski günleri güzel olan bir kulüp” diye anlatmak büyük haksızlıktır. Mesele geçmişi övmek değildir. Mesele, geçmişteki üretim kültürünü bugünün gençlerine taşımaktır. Cumhuriyet’in kulüpleri yalnızca maç kazanmak için kurulmadı. İnsan yetiştirmek için kuruldu. Cer Atölyesi’nin işçilerini biz hatırlamazsak kim hatırlayacak? Karakurt’un arkasındaki mühendisleri, ustaları, işçileri biz sahiplenmezsek kim sahip çıkacak?

Eskişehir’in sanayi tarihini yalnızca birkaç tören konuşmasına sıkıştırırsak, yarın çocuklarımıza ne bırakacağız?