Eskişehir denildiğinde akla üniversite, sanayi ve kültür kadar demiryolu da gelir. Çünkü bu şehir, yalnızca trenlerin geçtiği bir kavşak değildir; Türkiye'nin demiryolu sanayisinin doğduğu, büyüdüğü ve güç kazandığı merkezlerden biridir. AK Parti Eskişehir İl başkanı Gürhan Albayrak, geçtiğimiz günlerde Türasaş’ın Eskişehir tesislerinde, yüzde 90 yerlilik oranıyla üretilen milli lokomotifin Tanzanya ile anlaşma yapılması üzerine orada hizmet vereceğini açıkladı. Biz Eskişehirli gazeteciler daha Cumhuriyet kurulmadan önce üretime başlayan fabrika için, ‘asırlık’ fabrika deyimini kullanırdık. Kıbrıs Barış Harekatında Türkiye’ye ambargo uygulanınca, bu fabrikamız askeri mühimmat üretmişti
CER ATÖLYESİ
Osmanlı'nın son döneminde kurulan Cer Atölyesi, yüzyılı aşkın süredir yalnızca lokomotif ve vagon bakımının yapıldığı bir tesis olmadı. Burada nesilden nesile aktarılan bir ustalık, mühendislik kültürü ve üretim disiplini oluştu. Cumhuriyet döneminde bu birikim daha da güçlendi; Eskişehir, Türkiye'nin demiryolu sanayisinin lokomotifi hâline geldi.
AFRİKA ÖNEMLİ
Bugün TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü bünyesinde geliştirilen yüzde 90 yerlilik oranına sahip DE 10000 lokomotifinin Tanzanya'ya ihraç edilmesi, işte bu uzun yolculuğun yeni bir durağıdır. Bu başarı, sadece ekonomik bir ihracat kalemi olarak görülmemelidir. Aynı zamanda Türk mühendisliğinin uluslararası rekabet gücünü ve Eskişehir'in üretim kabiliyetini gösteren önemli bir kilometre taşıdır. Ayrıca, bugün Afrika, dünyanın ilgisini çekiyor.
Demiryolu sanayisi, yüksek teknoloji, nitelikli iş gücü ve uzun vadeli devlet politikaları gerektirir. Eskişehir, bu üç unsurun buluştuğu ender şehirlerden biridir. Burada yetişen mühendisler, teknisyenler ve işçiler yalnızca tren üretmiyor; Türkiye'nin sanayi hafızasını da geleceğe taşıyor.
YENİ YATIRIMLAR
Ancak bu başarılar, yeni yatırımlarla desteklenmelidir. Eskişehir, raylı sistemler teknolojilerinde araştırma ve geliştirme merkezi olmalı; üniversiteler, organize sanayi bölgeleri ve TÜRASAŞ arasındaki iş birliği daha da güçlendirilmelidir. Yerli üretim oranı artırılmalı, ihracat yapılan ülke sayısı çoğaltılmalı ve Eskişehir, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin de raylı sistemler üssü hâline getirilmelidir.
DEMİRYOLU ULAŞIM DEĞİL
Demiryolu, sadece ulaşım değildir. Demiryolu; planlı kalkınmanın, sanayileşmenin ve bağımsız üretimin simgesidir. Eskişehir de bu simgenin yaşayan başkentlerinden biridir.
Rayların sesi bugün yalnızca Anadolu'da değil, Afrika'da da yankılanıyorsa, bunun arkasında bir asrı aşan emek, bilgi ve alın teri vardır. Bu mirası korumak ve daha ileri taşımak, sadece Eskişehir'in değil, Türkiye'nin ortak sorumluluğudur. Çünkü Eskişehir'in raylarda yazdığı başarı hikâyesi henüz tamamlanmış değildir; asıl yolculuk şimdi başlıyor.
ESKİŞEHİR’DEN BAŞLANIR
Türkiye'nin sanayileşme hikâyesi okunacaksa, ilk sayfalardan biri mutlaka Eskişehir'de açılır. Çünkü bu kent, sadece trenlerin uğrak noktası değil, Cumhuriyet'in üretim iradesinin demir raylara işlendiği şehirdir.
Osmanlı'nın son döneminde temelleri atılan Cer Atölyesi, Cumhuriyet'le birlikte bambaşka bir kimlik kazandı. Mustafa Kemal Atatürk'ün "siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla tamamlanır" anlayışı doğrultusunda demiryolları yalnızca bir ulaşım ağı olarak görülmedi; ülkeyi ayağa kaldıracak sanayi hamlesinin omurgası olarak değerlendirildi.
BİR KARIŞ DEMİRYOLU
Cumhuriyet'in ilk yıllarında "bir karış fazla demiryolu" hedefi, aslında "bir fabrika daha, bir üretim merkezi daha" demekti. Çünkü rayların ulaştığı her yerde üretim canlandı, şehirler büyüdü, madenler işletildi, tarım pazara ulaştı ve milli ekonomi güç kazandı.Ancak bu başarıyı yalnızca bir ihracat haberi olarak görmek büyük eksiklik olur. Asıl soru şudur: Türkiye, Cumhuriyet'in planlı sanayileşme ruhunu yeniden kurumsallaştırabiliyor mu?
KAMU YATIRIMI
Bugün dünya, üretim savaşları yaşıyor. Enerji, teknoloji, savunma ve ulaştırma alanlarında söz sahibi olan ülkeler, bunu serbest piyasanın insafına bırakarak değil; uzun vadeli devlet politikalarıyla başarıyor. Demiryolu sanayisi de bunun en açık örneklerinden biridir. Çin'den Almanya'ya kadar güçlü demiryolu sektörlerinin arkasında planlama, kamu yatırımı ve yerli mühendislik vardır.