Türkiye’nin plastik atık ithalatı tartışması çoğunlukla Mersin, Adana ve Hatay üzerinden yürütülüyor. Önemli çevre hareketlerinde yerini alan Eskişehir Çevre Derneği de, bugünlerde yaşamımızı giderek daha çok etkilemeye başlayan plastik atık sorununa ülkemizdeki diğer çevre dernekleri, çevre hareketleri ile kafa yoruyor. Eskişehir’de bazen yapay gündemlere kafa yoruyoruz. Plastik atıklar gibi, hepimizi ilgilendiren sorunlarımız öncülüğümüz olmalıdır. Plastik kirliliği Türkiye’nin her bölgesini ilgilendiriyor. Eskişehir’i de yakından ilgilendiriyor. Çöp alımlarımda ayrışmada yapılmıyor. Duyarlı Eskişehirliler, evlerinde çöpleri ayrı ayrı poşetlerde topluyorlar. Ancak, geri dönüşüm uygulaması olmadığı için, çöpler ayrım yapılmadan toplanıyor.
ESKİŞEHİR’İN ÖNEMİ
Eskişehir, Türkiye’nin önemli sanayi ve üniversite kentlerinin önde gelen bir kentidir. Aynı zamanda tarım alanları, Porsuk Çayı, Sakarya Havzası ile bağlantılı su kaynakları ve çevresindeki doğal alanlarıyla önemli bir ekolojik havzanın parçasıdır. Bu nedenle plastik atık meselesine Eskişehir’in de kayıtsız kalmaması gerekir. Özellikle Porsuk Çayı ve su kaynaklarımız açısından konu önemlidir. Porsuk yalnızca Eskişehir’in içinden geçen bir akarsu değildir. Kentin yaşamıyla, tarımıyla, yeşil alanlarıyla ve kent kimliğiyle bütünleşmiş bir doğal varlıktır. Yıllar içinde büyük emeklerle temizlenen ve çevresi yeniden kent yaşamının önemli unsurlarından biri haline getirilen Porsuk’un gelecekte yeni kirliliklerle karşı karşıya kalmasına izin verilmemelidir. Bugün plastikler konuşuluyorsa, yarının çevre politikalarında bunun Eskişehir açısından da değerlendirilmesi gerekir.
PLASTİK SADECE ÇÖP DEĞİL
Bir plastik poşeti, ambalajı veya sanayi atığını gözümüzle gördüğümüzde sorunun tamamını görmüş olmayız. Asıl tehlike, zaman içerisinde parçalanan plastiklerin mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşmesiyle başlıyor. Bunlar toprağa, suya ve ekosisteme karışabiliyor.Eskişehir gibi tarım ve sanayinin birlikte bulunduğu kentlerde bu nedenle atık politikalarının daha dikkatli ele alınması gerekiyor. Sanayinin gelişmesine karşı çıkmak başka bir şeydir, sanayinin çevreyle uyumlu gelişmesini istemek başka bir şeydir.
MERKEZ OLAMAYIZ
Eskişehir plastik atık merkezi olmamalıdır.Burada önemli bir ilke ortaya koymak gerekiyor: Türkiye’nin hiçbir kenti başka ülkelerin atık yükünü taşımak zorunda değildir.Bu Doğu Akdeniz için de geçerlidir, Eskişehir için de aynı durum söz konusudur. Atık ithalatı konusunda yalnızca “tesis var mı, ruhsatı var mı?” sorusuna bakmak yeterli değildir. Eskişehir’in önemli bir avantajı var. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi başta olmak üzere kentteki bilim insanları çevre politikalarının dışında bırakılmamalıdır. Porsuk ve çevresinde plastik araştırmaları yapılabilir. Bilimsel veriler üzerinden nasıl bir atık politikası uygulanması gerektiği tartışılır.
SADECE ESKİŞEHİR DEĞİL
Çevre politikası yalnızca merkezi hükümetin değil, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, meslek odalarının, sanayi kuruluşlarının ve sivil toplumun ortak sorumluluğudur. Eskişehir bu konuda Türkiye’ye örnek olabilir. Porsuk’un temizlenmesiyle geçmişte önemli bir çevre dönüşümü gerçekleştiren kent, bugün de plastik kirliliğine karşı yeni bir çevre politikası geliştirebilir. Bunun için kentte bir “Eskişehir Plastik Kirliliği İzleme ve Araştırma Platformu” oluşturulabilir. Üniversiteler, belediyeler, meslek odaları, sanayi kuruluşları, çevre örgütleri ve ilgili kamu kurumları aynı masada buluşabilir. Porsuk başta olmak üzere su kaynakları düzenli olarak izlenebilir.Tarım alanlarında plastik araştırmaları yapılabilir. Sanayi bölgelerindeki plastik atıkların kaynağı ve sonucu takip edilebilir. Bütün bunlar kamuoyuna açık bir sistem içinde yürütülebilir.
PORSUK DERS OLMALI
Aslında tartışmamız gereken daha büyük bir mesele var.Türkiye atık ithal eden bir ülke mi olacak? Yoksa kendi atığını azaltan, kaynağında ayrıştıran, geri dönüştüren ve doğasını koruyan bir ülke mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Mersin'i, Adana'yı veya Hatay'ı ilgilendirmiyor.Eskişehir’i de ilgilendiriyor.Çünkü Porsuk’un suyu, tarım toprakları, Sakarya Havzası, ormanları ve doğal yaşam alanları Eskişehir’in geleceğidir.Bugün alınacak yanlış bir kararın bedelini yarın çocuklarımız ödeyebilir.Bu nedenle plastik atık ithalatı konusunda daha şeffaf, daha bilimsel ve daha sıkı bir politika gerekiyor.Doğu Akdeniz’in denizleri ne kadar önemliyse, Eskişehir’in Porsuk’u da o kadar değerlidir.Eskişehir’in Porsuk’tan aldığı ders açıktır. Kirletmek kolaydır, temizlemek ise yıllar ve büyük emek ister. Aynı hatayı plastik atıklar konusunda tekrarlamayalım.