Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirilen Kuzey Makedonya’nın 35. kuruluş yıldönümü resepsiyonu, Balkanlar ile Eskişehir arasındaki güçlü bağların bir kez daha hatırlanmasına aracılık yaptı. Resepsiyona, Kuzey Makedonya’nın Eskişehir Fahri Konsolosu Harun Karacan’ın ev sahipliği yapması da ayrı bir anlam taşıyordu. Bu şehirde Balkanların hafızası vardır. Makedonya’dan, Bulgaristan’dan, Bosna’dan, Kosova’dan, Yunanistan’dan ve Balkanların farklı bölgelerinden gelen insanların taşıdığı kültür, gelenek ve hatıralar Eskişehir’in sosyal dokusunun önemli bir parçasıdır.Bu nedenle Eskişehir’de yapılan her Balkan buluşması, biraz da geçmişle bugün arasında kurulan bir köprüdür.

FAZLASI VAR

Arkeoloji Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı etkinlikte diplomasi, siyaset, iş dünyası, sivil toplum ve Balkan camiasından isimlerin katılması, etkinliğin kapsamını genişletti. Ancak etkinliğin ecenin en anlamlı bölümlerinden biri, bizim Eskişehir Balkan Göçmenleri Derneği’nin folklor gösterisi oldu.Folklor bir halkın hafızasıdır. Balkanların sesidir. Göç eden insanların bavullarında yalnızca eşyaları değil; türkülerini, oyunlarını, yemeklerini, düğünlerini, bayramlarını ve hatıralarını da taşıdığını gösteren canlı bir kültür belgesidir. Müzede sergilenen oyunlarda Balkanlardan Anadolu’ya uzanan büyük göç hikâyesinin küçük bir parçasını anlatıyordu.

GEÇMİŞ İLE GELECEK

Eskişehir’in Balkan Türkleri, Osmanlı-Rus ve Balkan savaşlarından 1989 yılına kadar kitleler halinde Eskişehir’de gelerek yerleştiler. Eskişehir’de onlardan söz edildiğinde, 4Fakat geldikleri coğrafyayla kültürel bağlarını da korumaktadırlar. Bu bir ayrışma değil, tam tersine zenginliktir.

Çünkü Balkan kültürü Eskişehir’e yerleşirken Eskişehir de Balkanların kültürel hafızasının yeni adreslerinden biri haline gelmiştir.

Bugün Eskişehir’de Makedonya denildiğinde yalnızca Üsküp, Manastır veya Ohri akla gelmez. Belki yıllar önce terk edilmiş bir köyün adı gelir.İşte kültürel diplomasi biraz da budur.Devletler arasında yapılan resmi görüşmeler kadar, halkların birbirini tanıması ve birbirinin kültürünü yaşatması önemlidir.

ESKİŞEHİR İLE GÜÇLÜ BAĞ

Kuzey Makedonya’nın 35. kuruluş yıldönümünün Eskişehir’de kutlanması, önümüzdeki dönem için daha büyük kültürel ve ekonomik iş birliklerinin de kapısını açabilir.Eskişehir ile Kuzey Makedonya arasında, karşılıklı yatırım alanlarında daha güçlü ilişkiler kurulabilir. Eskişehir de bu ilişkilerde önemli bir merkez olabilir. Bugün dünyada ülkeler yalnızca siyasi ve ekonomik güçleriyle değil, kültürleriyle de kendilerini anlatıyorlar. Bir ülkenin müziği, edebiyatı, mutfağı, folkloru ve tarihi; bazen diplomatik bir görüşmeden daha güçlü bir iletişim kurabiliyor. Eskişehir’deki gece de bunun güzel bir örneğiydi. Bir tarafta Kuzey Makedonya'nın kuruluş yıldönümü var. Diğer tarafta Balkanlardan Anadolu’ya taşınan kültür görülüyor. Ortada ise Eskişehir görülüyor. Balkanlar uzak değildir. Balkanlar Eskişehir’in bir parçasıdır. Bu nedenle Kuzey Makedonya’nın 35. kuruluş yıldönümü vesilesiyle düzenlenen resepsiyonu yalnızca diplomatik bir davet olarak görmemek gerekir. Harun Karacan’ın fahri konsolos olarak üstlendiği bu görev de bu açıdan önemlidir. Çünkü fahri konsolosluk yalnızca diplomatik bir unvan değildir.

ATATÜRK’ÜN POLİTİKASI

Göç yolları kapanabilir ama kültürün yolu kapanmaz. Balkanlardan Anadolu’ya gelen kültür, bugün Eskişehir’de yaşamaya devam ediyor. Bir ülkenin kuruluş yıldönümünü kutlarken iki halkın ortak hafızasını buluşur. Geçmişi unutmadan geleceğe bakmak her zaman önemlidir. Atatürk’ün Balkan politikası, Türkiye’nin bağımsızlığını korurken Balkan ülkeleriyle barış, karşılıklı güven ve bölgesel iş birliği geliştirme anlayışına dayanıyordu. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, özellikle Balkanlar için somut bir dış politika çizgisine dönüştü. Bunun en önemli örneklerinden biri, Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında 1934’te imzalanan Balkan Anlaşması oldu. Atatürk, Balkan halklarının tarihsel yakınlıklarını çatışma nedeni olmaktan çıkarıp barışın temeline dönüştürmeyi hedefliyordu. Bu nedenle Balkanlar, Cumhuriyet’in dış politikasında yalnızca geçmişten gelen bir coğrafya değil, Türkiye’nin güvenliği, barışı ve geleceği açısından stratejik bir bölge olarak görülmelidir. Nice 35 yıllara….