Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy bizlerle sabah kahvaltısında bir araya geldi. Osmangazi Üniversitesini kuruluşundan bu yana takip ederiz. Yeni rektörümüz konuşurken, aklımıza bugün aramızda olmayan rektörümüz Prof. Dr. Nejat Akgün ile yardımcısı Prof. Dr. Atila Yıldırım aklıma geldi. Bugün kampus içindeki modern binalar o gün, filizli binalardı. Binalar tamamlanmadığı için, tüm binaların üstünde demir çıkıntıları vardı. Bunlar filiz diye nitelendirilirdi. Kampus yapımı devam eden, tarla gibiydi. Ziraat fakültesinin sadece traktörü ve bir hizmetlisi vardı. Rahmetli Kuşan hocamızı traktörün üzerinde yıllarca fotoğrafını çekti. Rahmetli Hocalar, Akgün ile Yıldırım’ın gayretlerini bugün daha iyi anlayabiliyoruz. Üniversite bugünlere geldi, ama nasıl geldi. Büyük emek var.
TIP FAKÜLTESİ
Osmangazi Tıp Fakültesi ve hastanesi ilk önce Hacettepe ve sonrasında Anadolu Üniversitesi bağlı faaliyetlerine davam etti. Şimdi ki hastane binasının yapılması uzun yıllar sürdü. Tüm gazetelere yıllarca süren inşaat defalarca haber konusu oldu. Rahmetli Demirel başbakanlığı döneminde temelini attığı hastane binasının açılışını cumhurbaşkanlığı döneminde gerçekleştirdi.
REKTÖRÜN MESAJI NET
Yeni rektörümüzün basınla buluştuğu ilk toplantı da, Eskişehir’in sağlık hizmetlerinde yıllardır konuşulan, ancak bir türlü çözüme kavuşmayan bir meselesi yeniden gündemin önüne geldi. ESOGÜ’nün yeni Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, göreve başlamasının üzerinden henüz 11 gün geçmişken önemli bir mesaj verdi.
Mesaj şuydu:” Niyetimiz şehrimize yeni bir Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi kazandırmaktır.” Mesele sadece sıradan bir açıklama değildi. Sağlık konusu yalnızca bir üniversitenin bina ihtiyacı değildi. Konu, Eskişehir’in ve çevre illerin sağlık güvenliğini ilgilendiriyordu.
ÖNEMLİ SAĞLIK MERKEZİ
ESOGÜ Hastanesi yalnızca Eskişehirliye hizmet vermiyor. Çevre illerden gelen hastalar, özellikle ileri düzey tedavi gerektiren hastalıklarla mücadele eden yurttaşlar için de önemli bir sağlık merkezidir. Onkoloji hastasından acil hastaya, ameliyat bekleyen yurttaştan tıp fakültesinde eğitim gören öğrenciye kadar geniş bir kesimin geleceği bu hastanenin fiziki koşullarına bağlıdır. Hastane hizmet verirken güçlendirme yapmak son derece zordur. Yani bina yapmaktan daha maliyetli olabilir. Üstelik mesele yalnızca betonarme güçlendirmesi değildir. Hastanenin çalışmaya devam ettiği bir ortamda enfeksiyon riski, hasta güvenliği, ameliyathanelerin ve yoğun bakım ünitelerinin sürekliliği gibi hayati sorunlar ortaya çıkmaktadır.
MESELE BİNA MESELESİ DEĞİL
Üniversite hastanesi aynı zamanda bir eğitim ve bilim merkezidir. Tıp fakültesinde yetişen öğrencinin eğitimi, uzmanlık öğrencilerinin yetişmesi, akademisyenlerin bilimsel çalışmaları ve sağlık hizmetinin niteliği aynı yapının içinde birbirine bağlıdır. Eskişehir yeni binayı ortaya çıkaracak, inşasını başarabilecek potansiyele sahiptir.
ADIMLAR ATILACAK
Rektör Gümüşsoy “gereken tüm adımları atmaya hazırız” diyor. Üniversite yönetiminin iradesi önemlidir. Bu irade var. Biz gördük. Ama böylesine büyük bir yatırım yalnızca üniversite yönetiminin çabasıyla gerçekleştirilemez.
Burada YÖK’ten Sağlık Bakanlığından başlayarak, ilgili kamu kurumlarına kadar devletin bütün kurumlarının ortak iradesine ihtiyaç var. Eskişehir’in milletvekilleri de bu sürecin takipçisi olmalıdır. İktidar ve muhalefet ayrımı yapmadan bütün milletvekilleri aynı sorunun etrafında birleşmelidir. Eskişehir’e yeni üniversite hastanesi ne zaman kazandırılacak? Sağlık siyasetin üzerinde bir kamu hizmetidir.
ÖNCÜYÜZ
Eskişehir bugüne kadar pek çok alanda Türkiye’nin öncü kentlerinden biri oldu. Üniversiteleriyle, sanayisiyle, havacılık ve savunma sanayisiyle, demiryolu geleneğiyle, yetişmiş insan gücüyle Eskişehir’in kapasitesi ortadadır. Ancak güçlü bir kent olmanın göstergelerinden biri de vatandaşına sunduğu sağlık hizmetinin niteliğidir. Yeni ESOGÜ Hastanesi bu nedenle Eskişehir için bir prestij projesi değil, temel kamu yatırımıdır. Üstelik bugün atılacak adımlar yalnızca bugünün hastasını değil, önümüzdeki 30-40 yılın Eskişehir’ini ilgilendirecektir.