30 Ağustos ile ilgili yazmıştım. Ancak büyük şairimiz Nazım Hikmet'in 'Bizim Radyo'da 30 Ağustos 1961'de yaptığı Zafer Bayramı konuşması ortaya çıkınca, her dönem ve her düşünceden çılgın Türklerin, ne kadar yurtsever oldukları ve kurtuluş savaşımızın kazanımlarına ne kadar sahip çıktıklarının da görüldüğünü düşündüm. Yani, bugün varlığımızı borçlu olduğumuz 30 Ağustos Zaferi konusunda ne kadar çok yazı yazsak da, ne kadar konuşsak da az olacağını düşünüyorum.
DÜNYAYA İLAN ETTK
Nazım Hikmet vatandaşlıktan çıkarılmış ve yurtdışındadır. Doğu Almanya’dan Türkçe yayın yapan Bizim Radyo, 1961 yılının 30 Ağustosun da kendisi ile ilgili yapılan röportaj da şu şekilde konuşur.” "Cidden, 30 Ağustos bizim, Türklerin en büyük bayramlarından biri ve zannediyorum ki yalnız bizim değil; insanlığın bayramlarından biri. Çünkü biz 30 Ağustos’ta ilk defa biz Türkler insanlığa, sömürgeciliğe karşı ve emperyalizme karşı muzaffer olabilmenin yollarından birini gösterdik. Bu da sömürgeciliğe karşı silah elde çarpışmakla olur. Ve sömürgeciliğin her şeye rağmen yıkılmaya mahkum olduğunu gösteren milletlerden biri de benim milletimdir. Bunun için cidden bu bayram büyük bayramdır. Ve bir daha tekrar ediyorum: Yalnız Türk milletinin bayramı değil, insanlığın da bayramlarından biridir. bir savaşın kazanıldığı gün değildir. O gün, bir milletin esareti kabul etmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür”.
VATAN VE BAYRAK
Nazım Hikmet, bugün solculuk yaptıklarını zanneden, vatan ve bayrak konusunda yanlış düşünenlere de Doğu Almanya’dan yayın yapan radyodan ney-t cevap vermiş oluyor. 30 Ağustos’un 104. Yılını da her partinin üyesi, sade yurttaşlarımızda meydanlarda coşku ile kutladı. Bizlerde Eskişehir’de bu duruma şahitlik ettik.
BAĞIMSIZLIK VE CUMHURİYET
Büyük Taarruz’un başarısı; Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliği, Türk ordusunun cesareti ve Anadolu insanının fedakârlığıyla kazanıldı. Kocatepe’den İzmir’e uzanan yol, bağımsızlığa ve Cumhuriyet’e giden yoldu. Bu büyük bayramımızı, zaferi kutlarken, bir görevimiz de zaferin anlamını korumaktır. Çünkü Atatürk’ün mirası; bağımsız, laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye idealidir.104 yıl sonra bize düşen, o büyük mirasa sahip çıkmak oldu. Hep birlikte bunu dosta, düşmana göstermekti. Bunu hep birlikte yaptık.
TESLİM OLMAYAN MİLLETİN ZAFERİ
30 Ağustos, takvimde sıradan bir bayram değildir.Bir milletin “Artık yeter!” diyerek ayağa kalktığı, emperyalizme karşı bağımsızlığını savaş meydanında ilan ettiği gündür.
Kocatepe’de başlayan büyük yürüyüş, yalnızca Yunan ordusunun yenilgisiyle sonuçlanmadı. O yürüyüş; saltanatın teslimiyet anlayışını tarihe gömdü, millet egemenliğinin ve Cumhuriyet’in yolunu açtı.
Bu nedenle 30 Ağustos’un ruhu her zaman canlıdır. Bağımsızlık bir kez kazanılıp rafa kaldırılacak bir miras değildir.
BAŞARI MİLLETİN
Atatürk’ün büyüklüğü de burada ortaya çıkar. O, zaferi kişisel bir başarı olarak değil, Türk milletinin ve Türk ordusunun eseri olarak gördü.
104 yıl sonra görevimiz açıktır: Cumhuriyet’e, bağımsızlığa ve millet egemenliğine sahip çıkmak.30 Ağustos, teslim olmayanların bayramıdır.
GÜNCEL DURUM
Bugün, 30 Ağustos Zaferi’ni yalnızca 104 yıl önce kazanılmış bir savaşın yıldönümü olarak görmek, bu büyük zaferin anlamını daraltmak olur.30 Ağustos, Türk milletinin kendi geleceği hakkında kendisinin karar verme iradesidir. Emperyalizme karşı bağımsızlık iradesidir. Anadolu’nun parçalanamayacağının, Türk milletinin kendi vatanında egemen yaşayacağının ilanıdır.
Akdeniz artık yalnızca bir deniz değildir. Enerji kaynaklarının, deniz yetki alanlarının, ticaret yollarının ve askerî güç dengelerinin kesiştiği büyük bir jeopolitik mücadele alanıdır. Türkiye’nin uzun kıyı şeridine rağmen denizlerdeki hak ve menfaatlerinin daraltılmasına yönelik girişimler, meselenin yalnızca enerji olmadığını göstermektedir. İşte 30 Ağustos’un bugüne bıraktığı en önemli ders de budur.