Yeni eğitim-öğretim yılı kapımıza geldi. Eğitimciler ve öğrenciler için tatil Eylül ayına girmemizle bitiyor. Milyonlarca öğrenci ders başı yapmaya hazırlanıyor. Ailelerin bir bölümünde ise okul heyecanından çok, “Bu yıl eğitim masrafının altından nasıl kalkacağız?” kaygısı var. Çanta, defter, kırtasiye, servis, yemek, okul kıyafeti ne olacak? Bunların üzerine bir de okul kayıtları sırasında velilerin karşısına çıkan “bağış” talepleri eklenince eğitim, giderek aile bütçesini zorlayan ağır bir yük haline geliyor. Okullarda eğitim, parası olanın daha iyi, olmayanın daha kötü aldığı bir hizmet olmamalıdır. Okulların ihtiyaçları elbette vardır. Boyası yapılacak sınıf, alınacak bilgisayar, yenilenecek laboratuvar, giderilecek bakım sorunları bulunabilir. Ama bunun çözümü velinin cebine bakmak değildir. Çözüm, kamunun eğitime yeterli kaynak ayırmasıdır.
AÇIK BAŞKA SORUN
Yeni dönemin bir başka önemli sorunu öğretmen açığıdır. Bir tarafta genç öğretmenler atama beklerken, diğer tarafta bazı okullarda öğretmen eksikliği yaşanması kabul edilebilir bir tablo değildir. Eğitim sisteminin en temel unsuru öğretmendir. Derslik yapabilirsiniz, akıllı tahta koyabilirsiniz, tablet dağıtabilirsiniz. Ama sınıfta öğrencinin karşısında nitelikli ve yeterli sayıda öğretmen yoksa eğitimde kaliteyi yükseltmek mümkün değildir.
ESKİŞEHİR’DE TABLO
Eskişehir eğitim alanında Türkiye'nin önemli kentlerinden biridir.Ancak Eskişehir'in merkezindeki okullarla kırsal ilçelerdeki okulların imkânları arasında fark bulunmamalıdır. Seyitgazi'deki, Mihalıççık'taki, Alpu'daki, İnönü'deki bir öğrencinin eğitim hakkı; Odunpazarı veya Tepebaşı'ndaki öğrencinin hakkından daha az değildir. Kırsalda okulun kapanması, taşımalı eğitimin yaygınlaşması ve öğrencinin uzun mesafeler kat etmek zorunda bırakılması yalnızca eğitim sorunu değildir. Bu aynı zamanda köyün ve kırsal yaşamın geleceği meselesidir.
TİCARİ ALAN DEĞİL
Son yıllarda eğitimde giderek artan eşitsizlik, üzerinde düşünmemiz gereken en önemli meselelerden biridir. Parası olan özel ders alıyor. Parası olan daha iyi imkânlara sahip okullara yöneliyor. Parası olmayan ise devlet okulunda elindeki imkânlarla yetinmek zorunda kalıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.Çünkü eğitimde eşitsizlik, yıllar sonra toplumdaki gelir ve fırsat eşitsizliğini daha da büyütür.
GERÇEK HEDEF
Yeni eğitim döneminde hedef yalnızca öğrencileri sınıflara sokmak olmamalıdır. Her çocuğa eşit eğitim, her okula yeterli kaynak, her sınıfa yeterli öğretmen ve her öğrenciye güvenli bir gelecek sağlamak olmalıdır. Veliyi bağış toplamaya zorlayan değil, velinin yükünü azaltan bir eğitim sistemi kurulmalıdır. Öğretmeni ekonomik ve mesleki sorunlarla boğuşmaktan kurtaran bir düzen oluşturulmalıdır. Öğrencinin başarısı ailesinin gelirine bağlı olmamalıdır. Çünkü bir ülkenin geleceği, en zengin ailesinin çocuğuyla değil, en yoksul ailesinin çocuğuna sunduğu eğitim imkânıyla ölçülür. Yeni dönem başlarken hep birlikte şu soruyu sormalıyız. Çocuklarımızı yalnızca okula mı göndereceğiz, yoksa onlara gerçekten eşit ve nitelikli bir gelecek mi hazırlayacağız? Cevabımız ikincisi olmak zorundadır. Çünkü eğitim ertelenebilecek bir kamu hizmeti değil, toplumun geleceğidir.