Yeni eğitim öğretim yılı yaklaşırken Eskişehir’de velilerin önüne yine aynı soru konuluyor: “Kayıt için ne kadar bağış yapacaksınız?” Adı bağış olabilir, yardım olabilir, okul aile birliği katkısı olabilir… Sonuç değişmiyor. Eğer veli çocuğunun devlet okuluna kaydı için para vermek zorunda bırakılıyorsa, orada artık gönüllü bir bağıştan değil, fiilen kayıt ücretinden söz etmek gerekir. Oysa Anayasa açık: İlköğretim, devlet okullarında parasızdır. Millî Eğitim Bakanlığı da kendi açıklamalarında okul aile birliklerinin velileri hiçbir şekilde bağış yapmaya zorlayamayacağını ve kayıt döneminde bağış ve yardım toplayamayacağını açıkça belirtiyor.
MESELE BASİT
Devlet okuluna kayıt için para istenmeyecek. Eğitim, ailenin gelirine göre değişen bir hizmet değildir. Bir çocuğun babası esnaf, annesi emekli olabilir. Bir başka çocuğun ailesi işsiz olabilir. Bir başka ailenin geliri yüksek olabilir. Devlet okulunun kapısında bunların hiçbirinin önemi olmamalıdır. Çünkü devlet okulu, zengin ile yoksulun aynı sırada oturduğu; çocuğun ailesinin ekonomik durumundan bağımsız olarak eşit eğitim hakkına sahip olduğu yerdir. Kayıt için “bağış” adı altında para talep edilmesi, bu temel anlayışı zedeler. Daha da önemlisi, “Ödeyenin işi görülür, ödemeyenin işi zorlaşır” algısının oluşmasına yol açar.
KABUL EDİLEMEZ
Eskişehir’de son aylarda bir ortaokulun kayıt sürecine ilişkin bağış talebi, veliler üzerinde baskı kurulduğu ve şikâyetlerin sonuçsuz kaldığı yönündeki iddialar kamuoyuna yansıdı. İddialar elbette yetkili makamlarca araştırılmalı; hiç kimse soruşturma sonucunu beklemeden suçlu ilan edilmemelidir. Ancak bu tartışma bize çok daha temel bir soruyu sorma fırsatı veriyor: Çünkü devlet okulunun temel ihtiyaçlarını karşılamak, velinin hayırseverliğine bırakılabilecek bir mesele değildir. Okul aile birlikleri elbette okulun gelişmesine katkı sağlayabilir.
GÖNÜLLÜ BAĞIŞ BAŞKA BİR ŞEY
Dolayısıyla gönüllü bağış başka şeydir, kayıt için para istemek başka şeydir. Bu ayrımın altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü'nün ve okul yönetimlerinin yapması gereken bellidir. Her devlet okulunun yıllık bütçesi kamuoyuna açıklanmalıdır. Okula merkezi bütçeden ne kadar kaynak geldiği bilinmelidir. Okul aile birliğinin gelirleri ve harcamaları şeffaf olmalıdır. Veliden alınan her kuruşun hangi amaçla kullanıldığı denetlenmelidir. Ve en önemlisi, hiçbir veli, çocuğunun kaydı için para vermeye mecbur bırakılmamalıdır. Bir veli gönüllü olarak okula destek olmak istiyorsa elbette bunu yapabilir.
BAĞIŞ MESELESİ DEĞİL
Bugün mesele yalnızca birkaç yüz liralık ya da birkaç bin liralık bir “bağış” meselesi değildir. Mesele, devlet okulunun kamusal niteliğinin korunmasıdır. Eğitim giderek ailelerin ekonomik gücüne göre şekillenirse, okul sistemi de toplumdaki gelir eşitsizliğini yeniden üretmeye başlar. Zengin aile çocuğunun eğitimine daha fazla para harcar. Yoksul aile bunu yapamaz. Sonunda aynı devletin okullarında bile farklı eğitim imkânları ortaya çıkar.Bu, parasız ve eşit eğitim anlayışının aşınmasıdır.Eskişehir’in eğitimcileri, velileri ve yöneticileri bu nedenle tartışmayı kişilere indirgememelidir.Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası “parasız eğitim” ilkesini ortaya koyuyorsa, bu ilke kâğıt üzerinde kalmamalıdır.Eskişehir’den verilecek en güçlü mesaj da şu olmalıdır.Devlet okulunda kayıt parası olmaz. Eğitim ticaret değildir. Çocukların geleceği, ailelerinin cüzdanına teslim edilemez.