Eskişehir Defterdarlığı, kent genelinde 2025 yılı vergilendirme döneminde adına en fazla Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Tahakkuk ettirilen ilk 100 mükellefi açıkladı. Kurumlar vergisinde 100 kişilik listede 53 şirket isminin açıklanmasını istedi. Gelir Vergisi listesinde ise 100 mükelleften yalnızca 28’inin adı açıklandı.
Rakamlar değişiyor, yıllar geçiyor, ancak Eskişehir’in vergi rekortmenleri listesindeki bazı isimler değişmiyor: Eti ve Kanatlı Ailesi…
Gelir Vergisi’nde 151,5 milyon liralık tahakkukla Ahmet Firuzhan Kanatlı ilk sırada yer alırken, Kurumlar Vergisi’nde zirvenin sahibi 1 milyar 320,5 milyon liralık tahakkukla ETİ Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. oldu.
Ben dün listeyi inceleyip bu konuyu haberleştirip gazeteyi bitirdikten sonra YouTube’da bir içeriğe denk geldim. “Last Story Bender” isimli kanalda videonun başlığı “ETİ: Ülker’e Kızdı… Bisküvi İmparatorluğu Kurdu!” idi.
Yıllardır bu şehirde gazetecilik yapan biri olarak Eti’nin hikayesine aşinayımdır.
Ancak bu videoyu son derece başarılı buldum. Çünkü bugüne kadar Eti ile ilgili anlatılan “mit”leri gerçeğe çevirmiş, yapay zeka desteği canlandırmalarla da hikayeyi somutlaştırarak net bir şekilde toparlamış.
ÜLKER’İN KAPISINI ÇALAN GENÇ
Firuz Kanatlı’nın 27 yaşında elinde un numuneleriyle Ülker’in kapısını çalışı, Sabri Ülker ile arasında tartışmaya dönüşen diyalogu ve o unu satamadan Eskişehir’e dönüşü ardından da Eti’nin kuruluşuna uzanan yolculuğu anlatıyor.
Firuz Kanatlı’nın askerken kendisine verilen kantin işletmeciliği görevinde kaliteli bisküviye olan talebi fark etmesi ve bisküvi aldığı toptancının ona “Un sizde işletme gücü sizde. Sen neden bisküvi yapmıyorsun” demesiyle fikren“Eti”nin temeli atılıyor.
Un vardı. Şeker vardı. Eskişehir Şeker Fabrikası vardı. Ürünleri taşıyacak demiryolu ağı da… Geriye, bütün bunları bir araya getirecek cesaret ve girişimcilik kalıyordu.
BAL’DAN ETİ’YE
Fikir netleşince Firuz Kanatlı babasından 280 bin lira ve bir arsa aldı. 300 bin lira da Sınai Kalkınma Bankası’ndan kredi çekti. Almanya’dan ailesinden gizlice makine siparişlerini verdi. Bisküvi kalıplarına da “BAL” ismini bastırdı.
Ancak bir sorun çıktı. Bu isim tescilliydi, isim sahibi de 20 bin lira istedi. Firuz Kanatlı dar imkanlarla kurduğu bu girişimi için bu parayı vermeyi istemedi. Kalıplardaki “BAL” kelimesi silindi, 3 harfli 5 kelime ile tescile gidildi, “ETİ” kelimesinin boş olduğu anlaşıldı. Hititlere gönderme yapan bu isimle birlikte markanın logosu da ‘Hitit Güneşi’ olarak şekillendi.
ETİ MAKİNE’NİN KURULUŞU
Firuz Kanatlı, makine siparişlerini beklerken İngilizce ve Fransızca bilgisi sayesinde teknik kitapları tercüme ederek makinelerin çalışma sistemlerini öğrendi. Tüm üretim süreci boyunca yokluklardan ötürü bazı aksilikler yaşasa da deneyimleri ile makineleri de topladığı ekiple kendisi üretti.
Un satamadığı Ülker’in sahibi Sabri Ülker bile fabrikayı ziyaret edip makinelere hayran kalacaktı.
Makine üretimi zamanla ayrı bir faaliyet alanına dönüştü ve Eti Makine kuruldu.
ETİ ANNE GÜLAY KANATLI
Tüm bu üretim sürecinde Firuz Kanatlı’nın hayat arkadaşı Gülay Kanatlı’nın da emeği büyüktü. Çünkü ilk fabrika Kanatlı Ailesi’nin evinin mutfağıydı. Gülay Kanatlı yoğurduğu hamurlar, hazırladığı tarifler bugün seve seve ağzımıza attığımız o bisküvilerin de adeta “DNA”sını oluşturmuştu.
Gülay Kanatlı’nın emeği ve elinin lezzeti, önce bir fabrikanın, ardından bir şehrin, bir ülkenin ve dünyanın hikâyesine dönüştü. O yüzden de “Eti Anne” olarak anılacaktı.
Youtube’da belgesel tadındaki bu videoda anlattıklarıma daha detaylı bir şekilde ulaşabilirsiniz. Eskişehirlilerin özellikle izlemesini tavsiye ederim.
VE SONUÇ…
Ruhları şad olsun. Firuz Kanatlı’nın cenaze törenine katılmış biri olarak da söylemeden geçemeyeceğim. O gün öyle bir kalabalık vardı ki, ona duyulan sevgi ve saygıyı bir kez daha anlamıştım.
Firuz Kanatlı’nın türlü zorluklar, imkânsızlıklar, şantaj, tehdit ve iftiralara rağmen eşiyle birlikte büyüttüğü “Eti” bugün de ürettiği değerle zirvede olmayı başarıyor.
Babasından görevi devralan ve sorumluluğunun son derece bilincinde olan Firuzhan Kanatlı önderliğinde Eti, her zamankinden daha güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor, şehrin ve bizlerin göğsünü kabartıyor.
Bir ailenin emeğiyle başlayan, bir şehrin sahiplenmesiyle büyüyen ve bugün dünyaya ulaşan bu hikâye, Eskişehir için yalnızca bir sanayi başarısı değil, aynı zamanda bir şehir hafızasıdır.
Yolun da bahtın da hep açık olsun Eti…