İçimden ağlamak geliyor. Buyurun, evden getiriyorum, yarısını da öğleyin yiyeceğim, ekmek peynir. 20 bin TL kira veriyorum. Aldığım 22 bin 600 ile nasıl geçineceğim? Ben girmişim 76 yaşına. Nasıl çalışacağım? Bankada veznedarlık yaptım. Sarı 5 kuruş, 10 kuruşları saydım, 25 kuruşları. En büyük paramız 10 liraydı. Şimdi 200 lira, 200 liraya çorba vermiyorlar zaten cebimde 200 lira yok…

Bu sözler 76 yaşındaki emekli Niyazi Yıldız’a ait…

Sosyal medyada az çok ülke gündemini takip edenlerin karşısına çıkmıştır… İzmirli emekli bir masada duran poşet içindeki peynir-ekmeği göstererek anlatıyor derdini…

Sözleri yürekleri parçalıyor… On binlerce emekliye ses oluyor…

Emeklilerin günlerce yaptığı eylemlerden daha çok ses getiriyor. Milyonlar izliyor…

Klavyeler de boş durmuyor…

Çoğu destek olsa da birileri çıkıp, “Bu yaşa kadar çalışıp da bir ev alamadın mı kendine?” diyor. “Niye kirada sürünüyorsun acaba? Suç senin” diyor. Suçtan bahsediyor…

Peki ben de soruyorum!

3 çocuk babası bir ev almış olsa ne olacak?

Aile geçindirmeyen, hastalık, yokluk bilmeyene ne anlatabilirsiniz… Tek varlığınız evinizse yoklukta da gidecek ilk şeyiniz odur…

Niyet okumuyorum… Ahkâm kesmiyorum. Gerçekleri göz ardı etmeden kimseyi yargılamayın diyorum.

Sözüm, bir evi olsa sorun çözülecek, 20 bin lira ile her şey güllük gülistanlık olacak zannedenlere…

İzmirli o emekli ile gündem olan sözleri sonrası yeniden röportaj yapılıyor…

Çocukları başta olmak üzere, eş dost akrabalarından telefon alıyor. Bir ihtiyacı olup olmadığı soruluyor.

Hatta vali de arıyor aynı soruları soruyor. Devlet olarak yanında olmak istiyor.

Ancak Niyazi Yıldız yardım tekliflerini geri çeviriyor ve şunları söylüyor:

“Maddi manevi her konuda senin yanındayız dediler. Benim için sorun değil. Bir çiçekle yaz gelmez. Bana yardım etseler, Avrupa’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya gönderseler ne yazar? Binlerce emekli arkadaşım var. Çoğu tren garında, otobüs terminallerinde, otel köşelerinde, acil servislerde, bankın üzerinde yatarken benim vicdanım bunu kabul etmiyor… Biz adalet istiyoruz, özgürlük istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz, yaşamak. Ölmek istemiyoruz.”

Evet bir çiçekle yaz gelmez… Bu bir duruştur, düzene bir sitem, kendilerine bunu layık görenlere bir cevap…

Niyazi Yıldız, Victor Hugo gibi haykırıyor:

“Siz, yardım edilmiş yoksullar görmek istiyorsunuz; biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk.”

Adsız Tasarım (26)-18