Futbolun tabelada yazandan ibaret olmadığını en iyi anlatan şehirlerden biridir Eskişehirspor. Çünkü burada mesele sadece 90 dakika değil; bir ruh, bir hafıza ve nesilden nesile aktarılan bir aidiyet duygusudur. İşte bu yüzden 3. Lig’de oynanan bir karşılaşma bile zaman zaman Şampiyonlar Ligi atmosferini aratmaz.
Geçtiğimiz akşam Balıkesirspor karşısında alınan galibiyet tam da böyle bir karşılaşmaydı. Kağıt üzerinde bakıldığında belki sıradan bir play-of’a yükselme maçı… Ama sahadaki mücadeleye, tribündeki coşkuya ve o formanın ağırlığına baktığınızda bunun çok daha fazlası olduğunu görüyorsunuz.
Eskişehirspor sahada yalnızca bir üst tura çıkmak için yer almadı. Oyuncuların her topa basışı, her ikili mücadelede gösterdiği direnç, aslında bu camianın yeniden ayağa kalkma iradesinin bir yansımasıydı. Zaman zaman eksikler oldu mu? Elbette oldu. Ama bu takımın en büyük artısı, eksiklerini mücadeleyle kapatma isteği.
Maçın en dikkat çeken yönlerinden biri, takımın oyundan hiç kopmamasıydı. Skor ne olursa olsun disiplinini kaybetmeyen, sabırla oyun planına sadık kalan bir Eskişehirspor izledik. Bu da bize şunu gösteriyor: Bu takım sadece kazanmayı değil, nasıl kazanacağını da çok iyi biliyor. Sabırla, stresten uzak bir mücadele izledik.
Ancak bu galibiyetin asıl kahramanını tek başına sahadaki 11 oyuncuyla sınırlamak büyük haksızlık olur. Çünkü Eskişehir’de futbol tribünde başlar. Salı akşamı yine öyle oldu. 3. Lig’de oynanan bir maçta tribünlerin ortaya koyduğu atmosfer, birçok üst lig takımına ders verecek nitelikteydi. Boşuna söylenmiyor: “Mücadele 3. Lig, taraftar Şampiyonlar Ligi.”
Taraftarın bu inancı ve desteği, oyuncuların sahadaki direncini katlayan en önemli faktör. Zor zamanlardan geçen bir kulübün yeniden ayağa kalkmasında en büyük güç her zaman tribün olmuştur. Eskişehirspor da bunun en canlı örneklerinden biri. Hani derler ki “Yiğit düştüğü yerden kalkar!” tamda böyle bir hikaye yeniden yazılıyor.
Bu galibiyet elbette tek başına bir şey ifade etmiyor. Ama çok önemli bir mesaj veriyor: Eskişehirspor pes etmiyor. Yeniden ayağa kalkmak için sadece mücadele etmiyor, aynı zamanda buna inanıyor. Ve bazen futbolda en belirleyici şey de budur; inanç.
Önümüzde uzun bir yol var. Bu yolda inişler de olacak çıkışlar da. Ancak eğer bu takım sahadaki mücadeleyi, tribündeki inançla birleştirmeye devam ederse, o zaman konuşacağımız şey sadece alınan galibiyetler değil, yazılan bir geri dönüş hikâyesi olacaktır. Şimdi sıra Ayvalıkgücü karşılaşmasında. Rakibi küçümsemeden, futbolun gereklerini yaparak iki ayaklı maçta alacağımız sonuçlar ile 2.Lige yükselmek için play-of finaline yükselmek için hazırlık zamanı. Eskişehirspor’un zafer yürüyüşünde taraftarımızın da biraz daha sakin kalabilmesi gerekiyor. Balıkesir maçında gördük ki herkesin gözü bizim üzerimizde. Sadece güzel değil aynı zamanda kem gözlerde buna dahil. Onun için herkesin birbirini uyardığı ama coşkudan taviz vermeden yeni destanlar için omuz omuza mücadeleye devam etmeliyiz.
Çünkü bazı takımlar vardır, liglerin çok ötesinde yaşar. Eskişehirspor işte tam olarak böyle bir takım. Ve o hikâye, her şeye rağmen yeniden yazılmaya devam ediyor.