Geçtiğimiz hafta gazeteniz 2Eylül’ü Birlik Haber Sen Eskişehir Şube Başkanı Vedat Baysal ziyaret eti. Bir dokunduk bin ah işittik dersek abartmış olmayız. Durumlarını özetleyen bir dosya hazırlamışlar. PTT olarak biz burada başarılı bir bölge koordinatörü durumundaydık. Her sene eğer bir ödül töreni düzenlenmişse ödüller alan bir kurum. Bize verilen veriler üzerine doğrusu bence kapatılması gerekmeyen bir kurum. Kendileri pek çok yetkili ile görüşmeye çalışmışlar. Bazı illerde bölge müdürlüğü kurulması, kurulan yerler ile Eskişehir kıyaslamaları dikkate alındığında şehrimizde iktidar tarafında bakanlık yapmış iki vekilimiz, MKYK da temsilcilerimiz olduğunu konunun kendilerine tüm ayrıntılarıyla aktarılması gerektiğini söyledik. Eğer verimlilik konusunu bize izah edebildiğiniz gibi şehrimizin önemli iktidar temsilcilerine ikna edici verilerle aktarabilirseniz çok geç olmadan belki geriye dönüş mümkünde olabilir dedik.
Gerçekten; Eskişehir’de son yıllarda bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm ne yazık ki büyüme ya da kalkınma yönünde değil; aksine elindeki değerlerin birer birer kaybedildiği bir dönüşüm. Defalarca kaleme aldığım gibi şehrimiz medya olarak güçlü bir şehir olmasına rağmen sessiz sedasız Basın İlan Kurumu kapatılarak Bursa Bölge Müdürlüğü’ne bağlanmıştı.
Son olarak da PTT başmüdürlüğünün kapatılmasını izliyoruz. Bunlar tekil kararlar gibi sunulsa da, bir araya geldiğinde bence Eskişehir’in sistematik biçimde güç kaybettiğini gösteren bir tablo. Çünkü her kurum sadece bir tabeladan ibaret değil. Her biri; istihdam, ekonomik canlılık ve benim düşünceme göre kentin Ankara nezdindeki ağırlığı demektir.
Bir kurumun gitmesi, sadece çalışanlarını değil; o kurumun yarattığı sistemi de beraberinde götürür. Esnaf etkilenir, hizmetler zayıflar, şehir küçülür. Şimdi buradaki PTT için basit bir ampul, kırtasiye vs. alımı Ankara’dan yapılacaksa, bu bir mesele değil midir? Burada kapatılan her kurum kaybedilen bir değerdir.Her değer de bence tüm Eskişehir’in kaybıdır.
Eskişehir’de devlet hastanesi arazisinin ardından, eski hava hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu alanın özelleştirme kapsamına alınması da şehirde yeni bir tartışma konusu oldu.
Bu kararlar ile sadece kurum kaybı yaşamıyoruz, aynı zamanda kamu varlıklarımız da özelleştirme kapsamında el değiştirebilecek. Bunları öğrendikçe bazen kendi kendime soruyorum. Eskişehir olarak hak ettiğimiz değeri görüyor muyuz? Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri olan Eskişehir; üniversiteleri, sanayisi ve genç nüfusuyla her zaman öne çıkan bir şehir. Ancak tüm bu potansiyele rağmen, karar alma mekanizmalarında aynı ölçüde güçlü bir temsile sahip miyiz?
Siyaset seçim kazanmanın ötesinde şehrimizin haklarını da koruyabilmeli. Eğer Ankara ile güçlü ve etkili bir iletişim kurulabilseydi, bugün bu kurumlarımızın kaybını konuşuyor olur muyduk? Bugün bir kurum kapanıyor, yarın bir arazi özelleştirme kapsamına alınıyor. Böyle giderse elimizdeki diğer bölge müdürlüklerimiz için de risk var demektir?
Bu şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de potansiyeliyle güçlü bir şehirdir. Ancak potansiyel tek başına yeterli değildir. Onu koruyacak irade, temsil edecek güç ve savunacak kararlılık da olması gerekir.
Ve şimdi bizleri temsil edenlerin harekete geçebilmesi için cevabını merak ettiğim soru; Eskişehir daha neleri kaybedecek?