Son yıllarda gençlerle ilgili konuşmaların büyük bölümü sosyal medya bağımlılığı, işsizlik, gelecek kaygısı ve umutsuzluk üzerine şekilleniyor. Elbette bunlar görmezden gelinemeyecek kadar önemli sorunlar. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen kendilerine farklı bir yol çizen, üretmeyi seçen, risk alan ve kendi hikâyesini yazmaya çalışan gençler de var. Eskişehir'de yaşayan 19 yaşındaki Enes Gültaş da bu gençlerden birisi.

Henüz birçok yaşıtı üniversite tercihlerini, gelecek planlarını ya da ne yapmak istediğini düşünürken genç arkadaşımız bir ihtiyacı fark etmiş ve bu ihtiyaç üzerine bir iş modeli geliştirmiş. Geleneksel oto yıkama anlayışını değiştirerek hizmeti müşterinin ayağına götürme fikrini eyleme dönüştürmüş.

Bugün birçok kişi başarı hikâyelerini yalnızca büyük şirketler, milyonlarca liralık yatırımlar veya teknoloji devleri üzerinden değerlendiriyor. Oysa girişimcilik her zaman büyük sermayelerle başlamıyor. Bazen bir gözlemle, bazen bir fikirle, bazen de "Bu işi daha kolay nasıl yapabilirim?" sorusuyla ortaya çıkıyor. Bence Enes'in hikâyesi tam da bunu anlatıyor.

Araçlarını yıkatmak isteyenler; oto yıkamacılarda sırada bekliyorlar. İşinden gücünden kısaca günlük hayatından zaman ayırmak durumunda kalıyorlar. Eskişehir’de genç bir girişimci bu zaman kaybını gidermek adına hizmeti insanların ayağına götürmeye karar veriyor. Sizin istediğiniz yerde kahvaltınızı yaparken, yemeğinizi yerken, işinizi yaparken aracınız yıkanıyor, temizleniyor. Görülüyor ki; girişimcilik çoğu zaman karmaşık fikirlerden değil, hayatı kolaylaştıran çözümlerden doğuyor.

Bu yazıyı kaleme almamın nedeni aslında kurulan iş değil; işin kurulmasındaki zihniyet. Çünkü günümüzde birçok genç için; zaman geçirmek ile zaman değerlendirmek arasındaki fark giderek büyüyor. Kimileri saatlerini ekran başında tüketirken, kimileri ise aynı saatleri kendisine ve geleceğine yatırım yapmak için kullanıyor.

19 yaşındaki bir genç, evinde oturup gününü sosyal medyada, televizyon karşısında geçirmek yerine çalışmayı, üretmeyi ve risk almayı tercih ediyor. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek elbette kötü bir şey değil. Gençlik yaşanmalı, sosyal hayat olmalı.

Ancak bunun yanında bir hedefin, bir hayalin ve o hayal için verilen emeğin de olması gerekiyor. Boş zamanları tüketenler değil, üreterek değerlendirenler geleceklerini kazanıyorlar. Bunun yolu da örnek hikâyelerin görünür olmasından geçiyor. Bir lise mezununun kendi iş fikrini hayata geçirebildiğini gören başka bir genç de "Ben neden yapmayayım?" sorusunu sormaya başlayacaktır.

Belki; bu genç arkadaşın kurduğu mobil oto yıkama sistemi pek çok genç için bambaşka projelere ilham olacak. Burada işin büyüklüğünden bağımsız olarak verilen mesaj çok açık: Üretmek için yaşın önemi yok. Bugün hayal kuran ve o hayalin peşinden giden gençler ile gelecek şekilleniyor.

Görüldüğü gibi; gelecek için fırsat beklemek yerine fırsat oluşturan gençlerimiz hala var. İşte bu hikaye de kendisine fırsat oluşturan Enes Gültaş'ın hikâyesi.