Biz bu filmin veya oyunun neresindeyiz diye sorguluyorum son günlerde. Sahnede yer alan figürleri ya da görünenin perde arkası güçleri düşünüyorum. Türk siyasetinde yaşanan ve özellikle CHP üzerinde yürütülen operasyonların gerçek amacı nedir? Kim kime nasıl ve neden yaklaşıp neden uzaklaştırılır? Bu konuda o kadar çok yorumlar yapılıyor ki, şaşırmamak elde değil.

Şunu açıkça ifade edebilirim. Siyaset son yıllarda kirli bir sürecin içinde yol alıyor. Bir taraf “pir-u pak, diğer taraf kir pas içinde değil.” Öyle zamanlardan geliyoruz ki, “Bal tutan parmağını yalar” diye üç günlük çıkarları için insanların kötülüklere, çamura ve alabildiği kirlenmişliğe göz yummasının en ağır sonuçlarını yaşıyoruz son dönemde.

Silkeleme” ile başlayan sürecin daha sonra “operasyonlar ve turp” tartışmalarının gölgesinde “mutlak butlan” diye ortaya çıkan yeni bir kavram üzerinden siyasi partilerin üyelerinin ve delegelerinin iradesinin yok sayılması yakın gelecekte demokrasimiz için korku filmine dönüşür mü?

Siyaseti hizmet rekabetinin dışına iten gelişmelerde kim nerede pozisyon alıyor ona dikkat etmeye gayret ediyorum. Mahkeme kararı ile genel başkanlık koltuğuna oturtulan “Bay Kemal”in yanında duranlar ile CHP’nin kurumsal yapısının dışına itilmeye çalışılan Özgür Özel’in yanında saf tutanlara ve ortadaki kaynayan kazanın altına odun atmaya devam ederken, “biz bu işin hiçbir yerinde yokuz” yorumlarını yüksek sesle dillendirip kenara çekilenlere bakıyorum.

Kimilerine göre; iktidarın da ötesinde bir takım güçler tarafından yönlendirilen bu gelişmelerin asıl amacı “yeni bir sistem inşa etmek!” Hangisi doğru? Yorum yapmaktan bile yorulduk. Ama bildiğim ve gördüğüm tek şey bizim asıl sorunları değil de hala siyasetin sonuçlarını konuşuyor olmamız..

Sonuçlar üzerinden baktığımızda ise Özgür Özel ve yanında yer alanların önemli bir bölümü ısrarla Kılıçdaroğlu ve ekibinin akıl hocalarının da istediği gibi tam bir yol ayrımına yaklaşmış olmaları. Özel ve beraberindekilerin yol ayrımına zorlanması acaba sıradan bir gelişme midir? Yaşananlar ana muhalefet partisinde sıradan bir koltuk kavgası mıdır? Birilerinin 23 çocuğu gibi oturdukları koltuktan çok hoşlandıkları kesin…

Demokrasi; milletin, üyenin ve delegenin iradesinin tecellisinden sonra oturduğun koltuğu seçilene devredebilme kültürünün adıdır. Yaşadıklarımızı yine sonuçları üzerinden açıklayacak kelimeleri bulmakta emin olun benim gibi pek çok insanda zorlanıyordur.

Her sabah katlığımda “Acaba yine bir kabusa mı uyandık?” sorusunu sormadan edemiyorum kendi kendime… Hani bir zamanlar bir askerin “alışamadık” açıklamasının ardından zamanın başbakanı tarafından “alışırsınız hem de bal gibi alışılırsınız” sözlerini hatırlıyorum. Ama yaşadıklarımızı belki hukuk süzgecinden olmasa da akıl süzgecinden geçirdiğimiz de 100 yılı aşkın süredir oluşturduğumuz demokrasi kültürümüzün ne kadar yaralandığını, nasıl örselendiğini ve bu yapılırken sorunları çözmesi gereken siyaset kurumunun da ne kadar kirlendiğini görmek bu ülkeyi ve milleti seven herkesi ciddi ciddi rahatsız ediyor. Hele figüranların robotlaşmış davranışları insanın canını daha çok acıtıyor.