Yerel basın kimi zaman bir mahallenin sorununu, kimi zaman da şehrin kültürünü gündeme taşıyan, sanatını ve ekonomisini kayıt altına alan bir şehir hafızasıdır.

Bazı özel günler, özellikle bayramlar, yerel basın için önemli dönemlerdir. Kurban Bayramı da bitti. Bütün gazetelere ve sitelere şöyle bir göz attım. Şehrimiz sanayisinin önemli firmalarının bayram kutlama ilanlarını göremedim. Geçmiş yıllarda marka olmuş firmalarımızın özel günlerde, özellikle bayramlarda yerel gazetelerde, haber sitelerinde ilanları olurdu. Son yıllarda ise maalesef bunları göremez olduk.

Şehrimizde duyurularını kahvaltılı basın toplantılarıyla yapan odaların, derneklerin, sendikaların ve giderek sayısı artan platformların bayram kutlama ilanları yoktu. Etkinliklerine basın mensuplarını çağıran, mikrofonların önünde açıklamalar yapan siyasilerin de kutlama ilanları yok gibiydi.

Özellikle bazı meslek odalarının, nedense yerel basına destek konusunda mesafeli olduklarını gözlemliyorum. İlan yok, reklam yok, iş birliği yok. Kendilerine sorulduğunda alınan cevap genellikle aynı: “Bütçemiz yok.” Hatta, “Sekreterimizin maaşını bile zor ödüyoruz” deniliyor. Peki; sekreterin maaşının zor ödendiği, kiranın ödemekte zorlanıldığı, hatta borçlu devir alınacağı bilinen odaya zaman ve milyonlar harcanarak neden başkan olunmak isteniyor ki?

Böylesine sıkıntılı bir durumda kime, nasıl faydanız olacak? Sanki bütün bu sıkıntılar, “Başkanım” diye seslenilince geçiveriyor. Başkan olarak da bütün etkinliklerinde mesafeli durduğun basın mensupları davetlin oluyor. İşin düşündüren tarafı tam da burada başlıyor.

Yerel basın sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanacak bir yapı olarak görülmemeli. Eğer bir kurum şehirde görünür olmak istiyorsa, o şehrin basınıyla da sağlıklı bir bağ kurmalı. Çünkü basın yalnızca fotoğraf çekmeye gelen insanlardan oluşan bir topluluk değildir. Bu işte emek var, maliyet var, ayakta kalma mücadelesi var.

Merak ettim; diğer şehirlerde durum nasıl? Öğrendiğim kadarıyla çevremizdeki pek çok şehirde meslek odaları yerel basının öneminin farkında. Özellikle bayramlarda yerel basına düzenli ilan desteği veriliyor, reklam çalışmaları yapılıyor. Çünkü yerel basının güçlü olmadığı bir şehirde kamusal hafızanın da zayıfladığının bilincindeler.

Eskişehir gibi kültürüyle, eğitimiyle ve sosyal yapısıyla öne çıkan bir şehirde ise bazı belediyeler hariç yerel basının yalnız bırakılması düşündürücü değil mi? Ağır maddi şartlar altında şehir için üretmeye devam ediyorlar. Yerel basın yalnızca mikrofon uzatılacağı zaman değerli olmamalı.

Bir şehrin kurumları, o şehrin basınına sahip çıktığında gerçek dayanışma ortaya çıkar. Bu şehrin tüm kurumlarının, yerel basının yaşaması ve güçlenmesi adına daha sağduyulu, daha yapıcı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini düşünüyorum.

Yerel basın güçsüzleşirse şehir kendi sesini de kaybetmeye başlar.

Bilinmelidir ki, güçlü yerel basın güçlü bir şehir demektir.