Seçim dönemlerinde milletvekili adaylarımızın Eskişehirli olması talebimi yazmışımdır. Milletvekillerimizin şehrimizi bilenlerden olmasından yanayım. Buradan Köprübaşı’na bıraksanız evini yürüyerek bulamayacak milletvekilleri geldi, geçti. Hepsi unutuldu. Pek azı hizmetleriyle anılmaya devam ediyor. Belediye başkanlarında neden Eskişehirlilik aranıyor? Şehrini, insanlarını tanıdığından dolayı kolay hizmet edebilmesi için.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) rektörlük tercihinde sona doğru yaklaşılıyor. Farklı isimler ve de farklı senaryolar dile getiriliyor. Bu seçimde de gözden kaçmaması gereken bir husus var. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi gibi köklü kurumlar, yalnızca akademik başarıyla değil; aynı zamanda kurumsal hafızayla da şehre değer katar. Bu hafıza, dışarıdan bakıldığında kolayca görülemeyen ama içeriden bakıldığında üniversitenin tüm damarlarına işlemiş bir yapıdır. Rektörlük gibi bir görevde en önemli meselelerden biri, üniversitenin dinamiklerini doğru okuyabilmektir. Öğrencisinin sorununu, akademisyeninin beklentisini, fakülteler arasındaki dengeyi, idari yapının işleyişini bilmeden bu kurumun geleceğine yön vermek biraz zordur. Bu nedenle “Dışarıdan bir isim gelsin, üniversiteyi yeniden şekillendirsin” anlayışı çoğu zaman pratikte karşılık bulamamaktadır. Hatta kurumsal hafızaya zarar da verebilmektedir.
Elbette akademik dünyada liyakat esastır. Ancak liyakat yalnızca unvanlarla, yayınlarla ya da idari görev geçmişiyle ölçülemez. Aynı zamanda kurumsal aidiyet, süreklilik ve üniversite kültürünü özümseme de bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. ESOGÜ gibi yıllardır Eskişehir’in akademik omurgasını oluşturan bir üniversitede, bu aidiyetin önemi daha da artmaktadır. Bundan dolayı da dengeleri koruyabilen, kurumsal dengeleri gözetebilen, üniversiteyi, öğrencisini ve de akademisyenini tanıyan bir rektör olmalı.
Her üniversitenin öne çıkan adeta lokomotifi olan fakülte veya fakülteleri vardır. ESOGÜ denilice herkesin aklına ESOGÜ Tıp Fakültesi ve hastanesi gelmiyor mu? Tıp Fakültesi Hastanesi sadece şehrimize değil, civar illere de hizmet veren adeta bir bölge hastanesi değil mi? Şöyle ki; yurdumuzun muhtelif illerinden de hasta kabulu yapan, alanlarında ülke çapında hatta dünya çapında çok değerli hocalara sahip bir hastane değil mi?
Ağırlıklı olarak Tıp Fakültesi ve hastanesi ile anılan üniversitede son dönemlerdeki rektörler başka fakültelerden atanmış. Tıp Fakültesi ve de hastanesini iyi bilen birisinin rektörlüğünde fakültemiz ve de hastanemiz çok daha iyi seviyelere gelmez mi? Hastaneyle uyum içinde çalışarak diğer fakültelerin de gelişimine büyük katkı sağlamaz mı? Bence çok iyi olur. Neden olmasın?
Dışarıdan yapılan atamalarda, doğal olarak kurumlara uyum süreci yaşanıyor. Bu da hizmetlerin gecikmesine neden oluyor. Bu durum aynı zamanda akademik motivasyon kayıplarına da yol açabiliyor. Bu noktada kamuoyunda dile getirilen, üniversiteyi tanıyan bir rektör beklentisi aslında yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda kurumsal sürdürülebilirlik açısından da önemlidir. Bu nedenle ESOGÜ için en doğru tercih, üniversiteyi tanıyan, uzun yıllar akademik görev yapmış, idarecilik yapmış bir ismin rektör olarak görevlendirilmesi olacaktır.
Özetle; “ESOGÜ rektörünü arıyor.”