Her şeyden önce yıllar çok çabuk geçiyor. 25 yıl önce Şehir Tiyatroları kurulurken, kendi kendime “ Eskişehir’de bir tiyatro geçmişi var. Senfoni Orkestrası kurun da görelim” demiştim. Sanki o dönemde Yılmaz Büyükerşen beni duydu. Önce tiyatro ardından senfoni orkestrası kuruldu. Bizde abone olduk.

Orkestra 2 Eylül Caddesinde otoparktan bozma bir salonda konserlerine başladı. Kontrbas sanatçısı sahneye sığmıyordu. Biraz ileride duruyordu. İzleyici de, 50 civarındaydı. Bazı şeyler para ile ölçülmez. Senfoni ve tiyatro da öyledir. Sonra, Muttalip Caddesindeki opera binası yapıldı. Çok kısa sürede senfoninin seyircisi opera binasına sığmadı. Eskişehir Senfoni Orkestrası seyircisini ortaya çıkarmıştı.

BİLET BULUNMUYOR

Bir gün gazetede otururken, dahili hattan bir Eskişehirli aradı. Hemşerimiz aynen şunları söyledi:” Kombine bilet var mı? Eğer yoksa, sen her hafta nasıl aynı yerde oturuyorsun. Ben niye bilet bulamıyorum” dedi. Kısa sürede hem tiyatro hem de senfoni buraya geldi. Bende gişeci ile iyi olmak zorunda olduğunu, başka çaresi bulunmadığını söyledim.

Daha sonraki yıllarda emekli olan gişe çalışanı, Eskişehir’de en karizma adamı oldu. Şehirde hatırlı insanlar onun telefon numaralarını aldılar. Bilet var mı? diye sürekli onu aradılar. Tiyatro ve senfoni kuyrukları metrelerce oldu. Türkiye Eskişehir’i konuştu.

Doğuda görev yapan gazeteci arkadaşlarım bana telefon ederek,” Bir bizim haberlere bak. Bir de senin haberlere bak. Kültür ve sanat, edebiyat haberleri. Bizimkiler terör haberleri” diyorlardı. Kısacası, Eskişehir’de hem Şehir Tiyatroları, hem de Senfoni Orkestrası seyircisini de ortaya çıkardı. 100 bine yakın tiyatro seyircisi, 60 bine yakında senfoni seyircisi var. İlk başladığında 50 kişi seyircisi olan senfoni orkestrası sonradan, yıllık 60 binlere nasıl çıktı? Araştıracak bir konudur. Bir şehrin başarısıdır.

KÖY ENSTİTÜSÜ

Köy Enstitülerini kapatanlar bile sonradan pişman oldu. Bugün Mahmudiye ilçemizde açılan Çifteler Köy Enstitüsünde dünyaya gözlerini açan Gürer Aykal’ın dünyaca ünlü orkestra şefi olacağını kim bilirdi. Geçmiş yıllarda biz Eskişehirli gazeteciler kendisine Uğur Mumcu ödülü vermiştik. Ödül törenine kolu kırık olarak gelmişti. Çiftelerde senfoni orkestrasının konser vermesini çok istemişti. Ama uygun salon yok.

Akıl başka ünlü bir orkestra şefimiz Rengim Gökmen den çıktı. Rengim Gökmen şef, Gürer Aykal adına bir yarışma yapılabileceğini söyledi. İşte genç şefler yarışması dünya çapında büyük ilgi gördü. 36 genç şef yarışmaya katıldı. Bu yarışmada Eskişehir klasiği olacaktır.

BÜYÜKERŞEN’İN HEYECANI

Final konseri öncesi Yılmaz Büyükerşen, beni arayarak konsere mutlaka gelmemi salık verdi. Gelmem mi Hocam, yanıtından sonra, salonda yerimi aldım. İlk önce orkestraya acıdım. Yarışmada orkestra olmak kolay değil. Günlerce aynı parçaları yarışma medeniyle çaldılar. Yorulmadılar. Hepsi 25 yıl önce bu orkestraya katılmışlardı. Yanımda oturan arkadaşa, “Bak şu kemancının saçlı halini biliyorum” dedi. Hepsini 25 yıl önceden 50 kişinin geldiği konserlerden tanıyorum. Keman sanatçısı saçlarını döktü ama seyirciyi 50 den 60 bine çıkardı. Yılmaz Hoca, yaptığı konuşmada ölse gam yemeyeceğini söyledi. Eskişehir halkına güvenen kazanıyor. Önümüzdeki sezon konserlerin Cuma akşamına alınmasını da bu arada rica ederek, yazıma son vereyim. Perşembe akşamı, konserin olmayacağını düşünüyorum.