Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşananlar artık sıradan bir parti içi çekişme olarak açıklanamaz. Ortada yalnızca bir genel başkan tartışması değil, CHP'nin ideolojik kimliği ve Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerine verilen bir mücadele var. Bana göre bu çizgide 100 yıllık bir hesaplaşma var. CHP Sivas kongresinde kuruldu. Kongrede manda isteyenlere karşı, tam bağımsızlıkçılar galip geldi. CHP o günden bu güne içinden tam 15 parti çıkardı. Ben sadece bir-ikisinin adını hatırlıyorum. Bu çizgide yakın geçmişte bir bölünme daha yaşanırken, ünlü isim İsmail Cem’in,” 15 günde başbakan olacağıma inandırıldım” sözünü bizzat kulaklarımla duydum. Hangi seçilmiş ayrılacak, hangi seçilmiş kalacak.
İKİ ÇİZGİ VAR
Bir tarafta CHP'nin tarihsel mirasına sahip çıkılması gerektiğini savunanlar, diğer tarafta ise "değişim" söylemiyle partiyi yeni bir siyasi çizgiye taşımak isteyenler bulunuyor. Yeni isimli bir parti kuruluyor. Bu durum yeni bir parti kurulması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda CHP'nin ideolojik ekseni üzerine yıllardır süren tartışmanın fiili sonucuna dönüşüyor. Bunun dışında söylenenler sadece ayrıntıdır.
GELENEK VAR
Türkiye'de siyasi partiler yalnızca seçim kazanmak için kurulmaz. Her partinin bir tarihsel hafızası, bir siyasi geleneği ve temsil ettiği toplumsal kesimler vardır. CHP de bunların başında gelir. Bu nedenle CHP'den kopan bir hareketin en büyük sınavı, yeni bir isim bulmak değil, topluma neden ayrıldığını ve hangi siyasi boşluğu dolduracağını anlatabilmesidir. Özgür Özel ve ekibi ayrılırken bir şeyler söylediler. Şimdi, bu sözleri pratik yaşamda karşılığını bulması gerekiyor. Gürsel Tekin, ayrılanların iki ay sonra döneceğini söylüyor. Bana göre de iki ay olmasa da, bir yılı bulmayacaktır.
GÜÇLÜ PROGRAMLAR
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, kişisel hesaplaşmalar değil, ülkenin ekonomik, sosyal ve dış politika sorunlarına çözüm üreten güçlü siyasi programlardır.
Önümüzdeki günler yalnızca CHP açısından değil, Türk siyasetinin geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Ortaya çıkacak tablo sadece bir bölünme değil, muhalefetin yeniden şekillenmesi anlamına gelebilir.
KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİL
Siyasette hiç kimse vazgeçilmez değildir; ancak köklü partilerin yaşadığı her kırılma, ülkenin siyasal hayatında uzun yıllar hissedilecek izler bırakır. CHP'nin gidenlerin vereceği kararlar da yalnızca kendi geleceklerini değil, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılındaki muhalefetin yönünü belirleyecek niteliktedir.
İSTİFASI İLK DEĞİL
Özgür Özel gömlek çıkarmadıklarını söyledi. Ancak, liberal çizgideki partilerden katılımlar olacağı da partiyi kuracaklar tarafından ifade ediliyor. Milletvekili Jale Nur Süllü, işin başından bu yana Kılıçdaroğlu’nun yanında duruyor. Daha önce partinin merkez ilçe başkanı olarak görev yaparken, partiden istifa eden İbrahim Arslan, bir kez daha CHP ile yolları ayırıyor. Utku Çakırözer ise, Özgür Özel’e destek verdi. Ancak, yeni parti çalışmalarında görülmüyor.
BELEDİYE BAŞKANLARI
Ayşe Ünlüce, Özgür Özel ile Eskişehir’deki etkinliklere katıldı. CHP’den ayrılmayacağını söyledi. Sosyal medyadan Özgür Özel’e destek veren Ahmet Ataç da, partiden ayrılmayacak. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise Özgür Özel’e yakın olduğu biliniyor. Kurt’un yeni partiye geçeğine inanılıyor. Parti grubu ne olacak? Onu kimse bilmiyor. Başka partilere geçecek iki CHP’li başkanında olduğu söyleniyor.
HOCA İKİ TARAFTA
Yılmaz Büyükerşen, Özgür Özel’in Eskişehir ziyaretinde, kol kola görüntü verdi. Cumhurbaşkanı adayı yapılmamasının nedeninin, Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi. Ancak, CHP’nin yeni il başkanı için isim önerisinde bulunduğu kaydedildi. Yani, Yılmaz Hoca, her tarafı kontrol etmeye çalışıyor. Gücünü kaybetmek istemiyor. Net tutum alamaması, kendisi açısından olumsuz sonuçlara neden olabilir. Eskişehir’de 23 binin üstü olduğu konuşuluyor. Bugünlerde istifa edenler ise 1000 rakamının biraz üstünde olduğu görülüyor.