Siyasette parti değiştirmek mümkündür. İnsanlar düşüncelerini değiştirebilir, başka bir siyasi hareketin içinde yer alabilir, yeni bir parti kurabilir ya da eski partisinden ayrılabilir . Bunların hepsi demokratik siyasetin doğal sonuçlarıdır.

Ama başka bir şey var. Bir partiden ayrılmak başka, o partinin üyelerini belediye bürokrasisinin gücünü kullanarak istifaya zorlamak başka bir şeydir. DP il başkanı Hüseyin Özcan bile Eskişehir’deki siyasi gelişmelere sosyal medya hesaplarından tepki göstererek,” Siyaseti de bürokrata yaptıracaksanız, siz ne iş yapacaksınız” diyor.

SIRADAN İŞ DEĞİL

Son günlerde belediyelerde çalışan bazı işçilerin ve emekçilerin, çeşitli kişiler aracılığıyla CHP’den istifa ederek yeni kurulan partiye geçmeleri yönünde baskı gördüklerine ilişkin iddialar konuşuluyor. Mesele artık sıradan bir parti değişikliği değildir. Mesele, emeğin ve belediye çalışanlarının siyasi tercihleri üzerinde nüfuz kurulmaya çalışılmasıdır.

VERİLEN CEVAP

Anlatılan bir olay ise bu anlayışı bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Üç kişinin, CHP’de yaklaşık 30 yıldır siyaset yapan emekli bir partiliyi telefonla ulaşarak, “Sen de bizimle gel.”30 yıllık CHP’li ise doğal olarak itiraz ediyor:“Ben 30 yıldır CHP’ deyim.” Bunun üzerine verilen cevap daha da dikkat çekici:

“Parti tutmazsa hep beraber CHP’ye geri döneriz.”

SİYASET BÖYLE OLMAZ

Parti değiştirmek, “Bir deneyelim, olmazsa geri döneriz” mantığıyla yapılan sıradan bir alışveriş değildir.Hele hele 30 yılını bir siyasi partiye vermiş bir insan için parti üyeliği bir tabela değişikliğinden ibaret olamaz.

Bir insanın siyasi geçmişi, mücadeleleri, dostlukları, emekleri vardır.

OTEL KAPISI DEĞİL

CHP’nin tarihini bilenler bilir.Bu parti yalnızca seçimden seçime oy verilen bir siyasi kuruluş değildir. Kuvayı Milliye’den Cumhuriyet’e, Sivas Kongresi’nden çok partili hayata, işçi ve emekçi mücadelelerinden sosyal demokrasiye kadar uzanan uzun bir siyasi geçmişin taşıyıcısıdır. Bu nedenle CHP’de yıllarca görev yapmış insanların siyasi tercihlerine saygı göstermek gerekir.

Elbette isteyen ayrılır.Elbette isteyen başka partiye geçer.

Ama kimse CHP üyelerini “Nasıl olsa yeni parti tutmazsa geri döneriz” diyerek bir siyasi deneme tahtasına çeviremez.

SİYASİ TERCİH

Bir belediye çalışanı CHP'li olabilir. AK Partili olabilir.

MHP'li olabilir . Başka bir partiyi destekleyebilir. Hiçbir partiye üye olmayabilir.

Bu onun demokratik hakkıdır. İşçinin ekmeği ile siyasi tercihi birbirine bağlanırsa orada demokrasi değil, siyasi vesayet başlar.

Bir işçiye “Şu partiye geçersen daha iyi olur” demek bile başlı başına tartışmalıdır. Bunu belediyedeki makam, görev, bürokratik ilişki veya iş güvencesi üzerinden hissettirmek ise çok daha ağır bir meseledir.

TUTMAZSA DÖNERİZ

Bir siyasi hareketin geleceğine inanıyorsanız onun arkasında durursunuz.

Programınızı anlatırsınız. Halkı ikna etmeye çalışırsınız.

Sandıkta mücadele edersiniz. Ama “Tutmazsa geri döneriz” anlayışı, aslında siyasete nasıl bakıldığını gösterir. Bu anlayışta ilke yoktur. Aidiyet yoktur. Mücadele yoktur. Sadece siyasi hesap vardır. Sivas Kongresi’nde “Acaba bu hareket tutar mı?” diye beklenmedi. Cumhuriyet kurulurken “Olmazsa geri döneriz” denilmedi. Asıl mesele şudur: Bir insanın 30 yıllık siyasi emeğine saygı gösterebilecek kadar ilkeli bir siyaset yapabiliyor musunuz?

İşte gerçek sınav budu Çünkü CHP'nin tarihi, yalnızca CHP'nin tarihi değildir. Cumhuriyet'in tarihidir. Ve Sivas Kongresi'nde yakılan bağımsızlık ateşi, bugün hâlâ Türkiye'nin siyasal hafızasında yanmaktadır. Partiler gelip geçer. Kadrolar değişir. Sloganlar değişir. Ama Cumhuriyet'in kuruluş iradesi kalır.