Eskişehir Mihalıççık’tan yükselen ses Ankara’nın duvarlarına çarpıyor: “Çalıştık, hakkımızı istiyoruz!” Madenci yerin yüzlerce metre altında çalışıyor Karanlığın içinde, alın teriyle ülkenin zenginliğini çıkarıyor. Kömürü, cevheri, madeni yeryüzüne taşıyor. Ama sıra kendi hakkına gelince önüne duvar örülüyor. İşte bugün Eskişehir Mihalıççık’taki maden işçilerinin yaşadığı tablo tam da budur. Aylardır ücretlerini ve yasal haklarını alamadıklarını belirten işçiler, defalarca Ankara’ya gitti. Sözler verildi. Ödeme tarihleri açıklandı. Fakat işçiler hesaplarına yatırılmış gerçek parayı görmek istiyor.

SÖZ KARIN DOYURMUYOR

TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu'nun açıklamasına göre 580 işçi ve mühendisin dört aylık ücretlerine karşılık gelen yaklaşık 160 milyon liranın ödeneceği sözü verildi; ancak ödeme gerçekleşmedi. Şimdi soralım, Bir işçi dört ay maaş almadan nasıl yaşayacak? Ev kirasını nasıl ödeyecek? Çocuğunun okul masrafını nasıl karşılayacak? Markette, pazarda alışverişini nasıl yapacak? Elektrik, su, doğalgaz faturalarını nasıl ödeyecek? Bunların cevabını kim verecek?

MADENCİ ÇALIŞTI

Mesele yalnızca Mihalıççık’taki birkaç yüz işçinin meselesi değildir. Çünkü maden işçisi sıradan bir işçi değildir. Ülkenin yeraltı zenginliklerini çıkaran emekçidir. Madenler, Anayasa'nın 168. maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. O halde mesele yalnızca patron ile işçi arasındaki bir ücret anlaşmazlığı olarak görülemez. Burada kamu yararı vardır. Burada milli servet vardır. Burada işçinin alın teri vardır. Ve en önemlisi, devletin denetim sorumluluğu vardır. TMMOB da maden işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir işletmedeki ücret sorunu olmadığını, kamusal denetim ve sorumluluk mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini vurguluyor.

BU SİYASET DEĞİL

İşçilerin tutumları nettir. Çalışmışlar üretmişler. madeni çıkarmışlar. Emeklerini vermişler. Karşılığında ücretlerini istiyorlar. Bunun adı siyaset değildir. Bunun adı ideolojik mücadele değildir. Bunun adı provokasyon değildir.. Asıl sorgulanması gereken, hakkını isteyen işçinin neden tekrar tekrar Ankara'ya gitmek zorunda bırakıldığıdır. Neden verilen sözler tutulmuyor? Neden ödeme tarihleri geliyor ama işçinin hesabına para yatmıyor? Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilcisi Gamze Yaş'ın söylediği söz bu çelişkiyi özetliyor: “İşçinin alacağını ödemeyenlere müdahale edilmelidir.”

MİHALIÇÇIK YALNIZ DEĞİL

Bugün Mihalıççık'ta başlayan mücadele, Elazığ'a da uzandı.Aynı holding bünyesindeki Eti Gümüş işçileri de ücret ve tazminatlarının ödenmesi için mücadele ediyor. Yani mesele tek bir işletmenin sınırlarını aşmış durumdadır. Madenciler Ankara'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde günlerce eylem yaptı. Müdahaleler ve gözaltılar yaşandı. Buna rağmen işçiler geri adım atmadı. Çünkü artık ortada kaybedilecek başka bir şey kalmıyor. İşçi şöyle düşünüyor: “Param yoksa evime nasıl döneceğim?”

MADENLER KİMİN?

Madenler yalnızca şirket bilançolarındaki bir kalem değildir.Madenler Türkiye'nin yeraltı zenginliğidir. Madencilikte; üretim kadar emek, kâr kadar kamu yararı, ruhsat kadar işçi hakkı, işletme kadar devlet denetimi önemlidir. Bir işletme işçisinin ücretini ödeyemiyorsa, orada sadece işçinin değil, kamu otoritesinin de sorumluluğu sorgulanmalıdır. Çünkü devletin görevi yalnızca ruhsat vermek değildir. Devlet, verdiği ruhsatın arkasındaki kamu yararını da korumalıdır.

ÇÖZÜM BELLİ

Yapılması gereken aslında çok açık olarak önümüzde duruyor. İşçilerin bütün ücret ve tazminat alacakları gecikmeden ödenmelidir. Çalışma hayatına ilişkin yükümlülükler eksiksiz uygulanmalıdır. Hak arayan işçilere ve sendikacılara yönelik baskılara son verilmelidir. Ve en önemlisi, madencilik işletmelerindeki kamu denetimi etkinleştirilmelidir. Mihalıççık'ın dağlarından Ankara'nın meydanlarına kadar yükselen ses budur: