Eskişehir malum, bir eğitim kenti… Hatta bir adım daha ileri gidelim; Eskişehir artık bir üniversite şehri. Şehrimizin pek çok özelliği var ama üniversitelerimizin varlığı Eskişehir’in kimliğinde ayrı bir yere sahip. Anadolu’nun farklı kentlerinden binlerce genç, üniversite tercihini Eskişehir’den yana kullanıyor. Üç üniversitemizin birbirinden farklı alanlarda eğitim vermesi, Eskişehir’i yalnızca öğrenciler açısından değil, aileler açısından da önemli bir tercih haline getiriyor.
Anadolu Üniversitesi’nin bölünmesiyle farklı bir yapıya kavuşan yükseköğretim sistemi içerisinde bugün Eskişehir; Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi ile ciddi bir üniversite altyapısına sahip. Üç üniversitemizin de Türkiye’nin saygın yükseköğretim kurumları arasında yer alması elbette tesadüf değil. Bu noktaya gelinmesinde emeği olan akademisyeninden yöneticisine, çalışanından öğrencisine kadar herkesi de ayrıca kutlamak gerekiyor.
Şimdi üniversite tercih sonuçları açıklandı. Rakamları tek tek bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: Eskişehir’in üç üniversitesi de yine binlerce genç için yeni bir hayatın kapısını açıyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin dört bir yanından gençlerimiz, aileleriyle birlikte Eskişehir’e gelecek. Kimi ilk kez görecek bu şehri, kimi birkaç gün içerisinde alışmaya çalışacak, kimi ise belki de hayatının en güzel yıllarını burada geçirecek. İşte tam burada hepimize bir görev düşüyor. Çünkü bir şehri tanımak sadece üniversiteye kayıt yaptırmakla olmuyor. İlk izlenim önemli… Otogarda karşılaştığı insan, bindiği otobüs, alışveriş yaptığı esnaf, ev kiralarken karşılaştığı ev sahibi, yemek yediği lokanta, kullandığı toplu taşıma, sokakta gördüğü insan manzarası… Bütün bunlar o gencin Eskişehir algısını oluşturuyor. Dolayısıyla Eskişehir’e gelen her öğrenci aslında şehrin misafiri değil, kısa sürede bu kentin bir parçası olmaya aday.
Yerel yönetimlerimizden üniversitelerimize, kamu kurumlarından esnafımıza kadar herkesin bu gerçeği görmesi gerekiyor. Elbette öğrencinin de sorumlulukları var. Ama ev sahibi olmanın da sorumlulukları var. Bir öğrenciyi yalnızca “ev kiralayan”, “alışveriş yapan” ya da “otobüse binen” biri olarak görürsek çok şey kaybederiz. Çünkü o genç, aynı zamanda Eskişehir’in gönüllü tanıtım elçisidir. Burada güzel bir anı biriktirirse memleketine döndüğünde Eskişehir’i anlatacaktır. Burada kendisini değerli hissederse yıllar sonra bile bu şehri özleyecektir. Belki iş hayatı için yeniden gelecek, belki burada evlenecek, belki çocuğunu bu şehirde büyütecek. Zaten Eskişehir’in en büyük zenginliklerinden biri de bu değil mi? Eskişehir’de doğmamış ama kendisini Eskişehirli hisseden binlerce insan var. Kimi üniversite için geldi, kimi iş için… Kimi birkaç yıl kaldı ve memleketine döndü ama gönlünün bir köşesinde Eskişehir’i hep yaşattı. Kimileri ise geldi ve hiç gitmedi. Çünkü Eskişehir, insanına “Sen nerelisin?” diye sormaktan çok, “Bu şehri seviyor musun?” diye soran bir kent olmayı başardı.
Bence Eskişehir’in gerçek zenginliği de tam burada yatıyor. Eskişehir’e gelip Eskişehirli olmak mümkün. Hatta bazen insan Eskişehirli olmak için burada doğmak zorunda bile değil. Bir şehri şehir yapan yalnızca binaları, yolları, üniversiteleri değildir. Bir şehri asıl şehir yapan, kendisine sonradan gelen insanlara nasıl davrandığıdır. Şimdi yine binlerce genç Eskişehir’e geliyor. Onlara sadece “Hoş geldiniz” demeyelim. Gerçekten hoş bulacakları bir Eskişehir bırakalım. Çünkü bugün Eskişehir’e öğrenci olarak gelenlerin bir kısmı, yarın bu şehrin en güzel hikâyelerinin kahramanı olabilir. Ve belki yıllar sonra birileri onlara “Nerelisin?” diye sorduğunda verecekleri cevap çok kısa olacaktır:“Eskişehirliyim…”