Türkiye’nin gündemi yine siyaset… Hem de vatandaşın doğrudan hayatını ilgilendiren sorunlardan çok, siyasetin kendi içindeki tartışmalarla meşgul. TBMM, kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan düzenlemeyi kabul ederek 1 Ekim’e kadar tatile girdi.

Adı üstünde “Çerçeve Yasa”… Peki, bu çerçevenin içine ne konulacak? İşte asıl soru burada başlıyor. Türkiye’yi terörden arındırmayı ve toplumsal bütünleşmeyi sağlamayı hedeflediği ifade edilen düzenlemenin bundan sonraki aşamalarının nasıl şekilleneceği konusunda kamuoyunda hâlâ çok sayıda soru işareti var. Yani kamuoyu bu yasaya hem tepkili hem de mesafeli..

Ne zaman hangi adım atılacak? Kim, ne yapacak? Sürecin hukuki ve siyasi sonuçları ne olacak? Toplumun farklı kesimlerinin beklentileri nasıl karşılanacak? Bunların cevabını zaman gösterecek. Ancak vatandaşın bugün yaşadığı sorunların cevabı için o kadar beklemeye zamanı yok.

Sokağa çıkın… Eskişehir’in Cadde ve sokaklarında vatandaşın konuştuğu konulara kulak verin. Bakalım siyaset gündeminde konuşulanlarla vatandaşın gündemi ne kadar birbirine benziyor? Emekli geçinemiyor. Asgari ücretli ay sonunu zaten getiremiyor. Kiracı, bir sonraki ay kirasını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Gençler iş arıyor, geleceğini başka şehirlerde hatta başka ülkelerde aramayı düşünüyor. Esnafın derdi ise daha farklı değil. Kira, elektrik, vergi, personel gideri, kredi borcu derken ayakta kalabilmek başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Peki siyaset neyi konuşuyor? Kim hangi partiye geçmiş? Kim kiminle görüşmüş? Kim nerede siyaset yapacak? Hangi parti kimi transfer etmiş? Kim kime ne söylemiş? Kim kimin arkasında, kim kimin karşısında?

Günlerdir bunları konuşuyoruz. Daha doğrusu konuşuyoruz da ne değişiyor? Vatandaşın mutfağındaki yangın sönüyor mu? Pazarda fiyatlar düşüyor mu? Emeklinin cebine daha fazla para giriyor mu? Gençlerin iş bulma sorunu çözülüyor mu? Esnafın sıkıntıları çözülüyor mu? Hayır! O halde bütün bu tartışmalar kimin derdine çare? Siyaset elbette konuşacak. Partiler elbette birbirlerini eleştirecek. Demokrasi zaten farklı görüşlerin yarışmasını gerektiriyor. Ancak siyaset yalnızca siyasetçilerin kendi aralarında konuştuğu bir alana dönüşürse, toplumla arasındaki bağ da kopmaya başlar. Çünkü vatandaş artık kimin hangi koltukta oturduğundan çok, kendi hayatının nereye gittiğini merak ediyor.

Bir emekli, “Bu ay faturaları nasıl ödeyeceğim?” diye düşünürken ona parti içindeki hesaplaşmaları anlatmanın ne anlamı var? Bir genç, “Mezun oldum ama iş bulabilecek miyim?” diye sorarken ona siyasi transferleri anlatmanın ne anlamı var? Bir esnaf, “Dükkânımı daha ne kadar açık tutabilirim?” diye düşünürken siyasetin kendi içindeki polemiklerini dinlemek zorunda mı? Vatandaşın gerçek gündemi ile siyasetin gündemi arasında giderek büyüyen bir uçurum var. Bir tarafta geçim derdi… Diğer tarafta koltuk hesapları. Bir tarafta hayat pahalılığı… Diğer tarafta siyasi polemikler. Bir tarafta gelecek kaygısı…

Diğer tarafta “Kim kimin yanında?” tartışmaları… Üstelik bu yalnızca Ankara’nın değil, yerel siyasetin de sorunu. Eskişehir’de vatandaşın gündeminde trafik var, ulaşım var, konut ve kira sorunu var, işsizlik var, hayat pahalılığı var. Kentin geleceği, altyapısı, çevresi, üretimi ve sosyal yaşamı konusunda söylenecek çok söz var. Vatandaş artık boş beleş tartışma istemiyor. Vatandaş çözüm istiyor. Adalet istiyor. Güven istiyor.