Eskişehir’de siyaseti izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Şehrin siyaseti gerçekten sorunlara çözüm mü üretiyor, yoksa siyasi tartışmalar asıl sorunların üzerini mi örtüyor? Son dönemde siyasi gündem oldukça hareketli. Açıklamalar, karşı açıklamalar, polemikler ve siyasi hesaplaşmalar derken Eskişehir’in gerçek gündemi zaman zaman ikinci plana itiliyor.

Oysa vatandaşın gündemi çok daha net.

Geçim sıkıntısı var. Kiralar yüksek. Esnaf zorlanıyor. Gençlerin gelecek kaygısı büyüyor. Ve yıllardır Eskişehir’in en önemli kimliklerinden biri olan “öğrenci kenti” olma özelliği de artık ciddi biçimde sorgulanmayı hak ediyor.

Eskişehir hâlâ önemli bir üniversite şehri. Ancak mesele yalnızca kaç öğrencinin kente geldiği değil. Öğrenci bu şehirde rahat yaşayabiliyor mu? Bugün üniversite tercihi yapan bir genç, yalnızca bölümün akademik başarısına bakmıyor. Kira ne kadar? Yurt bulunabiliyor mu? Ulaşım ne kadar? Bir öğrencinin aylık yaşam maliyeti ne?

Aileler de artık bu hesabı yapıyor.

Dolayısıyla Eskişehir’in “öğrenci kenti” kimliğini koruyup koruyamadığını yalnızca öğrenci sayıları üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl bakılması gereken, öğrencinin alım gücü ve şehirdeki yaşam maliyetidir.

Çünkü öğrenci ekonomisi küçüldüğünde bunun etkisi yalnızca öğrencide kalmaz. Esnaf, kafeler, konut piyasası, ulaşım ve şehirdeki sosyal hayat da bundan etkilenir.

Tam da burada yerel yönetimlerin sorumluluğu başlıyor.

Elbette belediyelerin ekonomik, hukuki ve merkezi yönetim kaynaklı çeşitli sınırları var. Ancak şehir yönetmek yalnızca siyasi tartışmalara cevap vermek değildir. Eskişehir’in önümüzdeki 10 yılı için bir ekonomik vizyon var mı? Gençleri bu şehirde tutmak için ne yapılıyor?

Üniversitelerle sanayi arasında daha güçlü bir bağ kurulabiliyor mu? Yeni yatırımlar nasıl çekilecek? Öğrenci kenti kimliği nasıl güçlendirilecek? Ve en önemlisi, Eskişehir’de yaşayan insanların hayatını kolaylaştıracak somut hangi çözümler üretiliyor?

Ben son dönemde Eskişehir temel sorunlarının ele alındığı somut adımların atılabileceği aktörlerin bir araya geldiği bir çalışma veya uzlaşma arayışı görmedim duymadım. Çünkü sorunların çözümüne kafa yorması gereken aktörlerin başında kavak yelleri esiyor. Siyasetin gündemi ile ne yazık ki sokağın gündemi arasında bir uyum yok. Hatta hiç uyum yok. Bireysel çabalar ve küçük çözüm arayışlarının sorunların çözümüne katkısı ancak sınırlı ölçekte olabilir. Halbuki Eskişehir için ortak aklı çalıştırma zamanı geldi de geçiyor bile… Yandaşlar Ağustos Böceği, candaşlar siyasi hasat derdinde olunca Eskişehir için tablo giderek içinden çıkılmaz bir hale geliyor.

Siyaset elbette olacak. Tartışma da olacak. Ancak siyaset, şehrin sorunlarının önüne geçmemeli. Çünkü siyasi polemikler unutulur. Ama yüksek kira, işsizlik, geçim sıkıntısı ve geleceğinden endişe eden gençlerin sorunları kalıcıdır. Belki de Eskişehir siyasetinin bugün kendisine sorması gereken en önemli soru şudur: “Biz kiminle, neyi tartışıyoruz ve bu tartışmalar Eskişehir’in hangi sorununu çözüyor?” Çünkü artık mesele kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil. Mesele, kimin gerçekten çözüm ürettiğidir.

Eskişehir’in ihtiyacı daha fazla siyasi gürültü değil; daha fazla ortak akıl, daha fazla veri ve daha fazla somut çözüm. Aksi halde siyaset gündemi konuşulurken, şehrin gerçek gündemi sessizce kaybolabilir.