BUGÜN KİMİ YAZALIM?
Hakan hocayı mı yazalım? Stoperleri mi? Santrforları mı? Orta sahayı mı? Teknik ekibi mi? Yoksa sahaya çıkan bütün takımı mı?
Bugün açıkçası nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Çünkü bugün sahada kendini bilmeyen bir Eskişehirspor vardı.
Ne mücadele vardı, ne oyun aklı, ne reaksiyon… Taktik deseniz sahaya yansıyan bir plan göremedik. Doğru düzgün atağı geçtim, rakibi gerçekten tehdit ettiğimiz kaç pozisyon sayabiliriz?
Peki bizim defans hattımız nerede? Forvetlerimiz nerede? Orta saha nerede?
Hocam, planladığın ne varsa bugün tutmadı.
Asıl düşündürücü olan ise yalnızca bugün tutmaması değil. Uşak’ta da tutmamıştı.
Sezonun üçüncü haftasındayız. Evet, daha yolun çok başındayız. Bir maç üzerinden şampiyonluk gider ya da gelir demek doğru olmaz. Ama geçen sezonun sonunda ne yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Sezon başında kaybedilen puanların hesabını sezon sonunda yapmaya başladığınızda bazen iş işten geçmiş oluyor.
Biz bunu bir kere yaşadık.
Bir daha yaşamaya tahammülümüz yok.
Bugünkü mesele yalnızca mağlubiyet de değil. Futbolda kaybedersiniz. Kötü gününüz olur, istediğiniz oyun sahaya yansımaz. Bunların hepsi kabul edilebilir. Benim kabul etmekte zorlandığım şey, takımın reaksiyon gösterememesi.
Bir şeyler kötü giderken sahada “Bu maçı çevireceğiz” diyen bir görüntü göremedik.
Rakibin üzerine baskı kuramadık. Orta sahada oyunun kontrolünü alamadık. Hücum hattını yeterince besleyemedik. Savunmada ise rakibin işini zorlaştırmamız gereken anlarda fazlasıyla kolay teslim olduk.
Sentetik zemin konuşulabilir. Ama siz deneyimli futbolcularsınız. İlk defa sentetik sahada maç oynamıyorsunuz.
O zaman sorun nerede?
Neden kriz anlarını yönetemiyoruz?
Neden işler istediğimiz gibi gitmediğinde oyun bu kadar kolay elimizden çıkıyor?
Geçen sezon başka bir kadroyla benzer şeyleri konuştuk. Bu sezon kadro neredeyse baştan aşağı değişti ama yine aynı soruları soruyoruz. İşte beni asıl endişelendiren taraf da bu.
“Balık baştan kokar” demek istemiyorum. Çünkü Hakan Şapcı’nın geçen sezon bu takımın başına daha erken gelmiş olması halinde bazı şeylerin farklı olabileceğini çok söyledik.
Ama hocam, şimdi takım senin takımın.
Dolayısıyla bugün sahadaki görüntünün sorumluluğundan da kaçamayız.
Oyuncular kadar teknik heyetin de bu takımın neden bu kadar kolay dağıldığını, neden hücumda üretken olamadığını ve neden maç içerisinde alternatif bir oyun ortaya koyamadığını sorgulaması gerekiyor.
Bir parantez de Bora’ya açmak istiyorum.
Bora, aklım almıyor.
Bu senin Eskişehirspor’daki ikinci sezonun. Geçen sezon o kalenin önünde duvar olduğun maçları da gördük. Kritik kurtarışlarını da gördük. Bu takımın kalesinin sana emanet edildiğini de biliyoruz.
Ama bu kadar basit goller yemek sana yakışıyor mu?
Sen kendine yakıştırıyor musun?
En çok senin kendine gelmen gerekiyor. Çünkü geçen sezon kaçan şampiyonluğun acısını yaşayanlardan biri de sensin. O yüzden bu sezon geçen sezondan daha iyi olmak zorundasın. Bu takımın kalesinde basit hatalara yer yok.
Beykan’a da ayrı bir şey söylemek istiyorum.
Transfer edildiğinde “En iyi transferlerden biri” dedik. Tecrübesine, kalitesine ve bu takıma katacaklarına güvendik. Eskişehirspor’da oynamayı ne kadar istediğini kendi ağzından dinledik.
O zaman bunun karşılığını sahada görmek istiyoruz.
Maç bittikten sonra kötü oynadığımızı kabul etmek elbette önemli. Ama Eskişehirspor’un kaptanından beklediğim yalnızca maç sonrasında tabloyu kabul etmesi değil. O tablo kötüye giderken sahada değiştirmeye çalışması.
Kaptanlık biraz da böyle günlerde lazım.
Tek tek bütün futbolcuları saymak istemiyorum. Çünkü bugün sorun bir veya iki futbolcunun kötü performansından çok daha büyüktü. Sahadaki isteksizlik neredeyse takımın tamamına yayılmıştı.
Bir de şunu unutmayın:
Bir süredir Eskişehirspor taraftarının gerçek gücünü arkanızda hissederek oynamıyorsunuz.
Bugün böyleyseniz, 35 bin kişinin karşısına çıktığınızda ne yapacaksınız?
O tribün sizi ayağa da kaldırır, üzerinizde çok büyük bir baskı da oluşturur. Eskişehirspor forması zaten tam olarak bunu kaldırabilecek oyuncular ister.
Belki de birkaç maçtır seyircisiz oynamanın rahatlığıyla nereye geldiğinizi henüz tam anlamadınız.
Ama burası Eskişehirspor.
Burada “daha sezonun başı” diyerek sürekli puan kaybetme lüksünüz yok.
Geçen sezon rakiplerin puan kaybetmesini bekleye bekleye kendi işimizi zora soktuk. Aynı hikâyeyi yeniden izlemek istemiyoruz. Başkalarının ne yaptığına bakarak değil, kendi maçlarımızı kazanarak zirveye çıkmak zorundayız.
Önümüzde Balıkesir maçı var.
Bu maçın ardından artık bahaneye değil, reaksiyona ihtiyacımız var.
Kim oynayacaksa oynasın. Hoca hangi sistemi tercih edecekse etsin. Ama sahaya çıkan on bir kişi bu formanın nerede ve kimin için giyildiğinin farkında olsun.
Çünkü bugün gerçekten kötü bir Eskişehirspor izledik.
Hem de skor tabelasından çok daha kötü…
Şimdi Hakan hocanın ve oyuncuların önünde çok net bir görev var:
Bu mağlubiyeti unutmak değil, neden bu hale gelindiğini anlamak.
Sonra da çıkıp sahada cevabını vermek.
Çünkü daha üçüncü haftada geçen sezonun cümlelerini yeniden kurmaya başladıysak, burada herkesin kendisine sorması gereken ciddi sorular var.
Biz aynı filmi bir daha izlemek istemiyoruz.