Esnafın derdi artık sadece para kazanmak değil… Dükkânını açık tutabilmek, faturalarını ödeyebilmek, vergisini, kirasını, primini karşılayabilmek zaten başlı başına bir mücadele. Bir de bunun üzerine “Eleman bulamıyorum” derdi eklendi. Ama mesele sadece eleman bulmak da değil. Çırak bulamıyoruz!
Eskişehir Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Fethi Özkara’nın Çıraklık Eğitim Merkezleri, yani MESEM’lerle ilgili açıklaması işte tam da bu noktada önemli. Özkara, devlet katkısının kesilmesinin hem öğrencileri hem de esnafı olumsuz etkilediğini söylüyor. Katkı payının yeniden sağlanması için başlattıkları sürecin takipçisi olduklarını belirtiyor. Bir başka dikkat çektiği konu ise Eskişehir’deki MESEM sayısının yetersizliği…
İki merkez yetmiyor, üçüncüsü gerekiyor. Şimdi biraz durup düşünelim… Hani mesleki eğitim önemliydi? Hani gençler masa başında iş aramak yerine bir meslek sahibi olacaktı? Hani “Ara eleman değil, aranan eleman yetiştireceğiz” deniliyordu? Güzel sözler… Ama iş uygulamaya geldiğinde işler biraz değişiyor. Çünkü bir gencin meslek öğrenebilmesi için önce o sistemin ayakta durması gerekiyor. Esnafın da yanında çırak yetiştirebilmesi için ekonomik olarak ayakta kalması gerekiyor. Bugün birçok esnafın hesabı belli: Gelir azalıyor, gider artıyor.
Kira başka telden çalıyor, elektrik başka… Vergi, SGK, personel giderleri derken esnafın önündeki hesap makinesi adeta alarm veriyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe, esnafın işi de bundan doğrudan etkileniyor. İş azaldıkça kazanç düşüyor, kazanç düştükçe yeni bir çalışanı yetiştirmenin yükü daha ağır hale geliyor. Bir başka ifadeyle esnaf bugün sadece kendi geçimini sağlamaya çalışmıyor. Yanında çalışanının, çırağının da geleceğini düşünmek zorunda. Oysa esnafın yanında yetişen bir çırak, sadece işyerinde çalışan genç değildir. O genç, aynı zamanda geleceğin ustasıdır. Bugünün çırağı yarının kalfası, yarının kalfası da yarının ustasıdır. Çırak yetişmezse kalfa olmaz. Kalfa olmazsa usta olmaz. Usta olmazsa yıllardır ayakta duran işletmelerin geleceği de tartışmalı hale gelir. Üstelik mesele yalnızca berber ve kuaförlerin sorunu değil. Aynı sıkıntı birçok meslek dalında kendisini gösteriyor. Sanayide, tamirhanede, atölyede, küçük işletmelerde benzer cümleleri duyuyoruz: “Çalıştıracak eleman bulamıyoruz.”
Peki neden? Çünkü gençlerin bir bölümünün meslek eğitimine yönelmesini sağlayacak sistemin güçlü olması gerekiyor. Meslek öğrenmenin ekonomik olarak da cazip ve sürdürülebilir hale gelmesi gerekiyor. Genç bir insanın eline meslek vermek, ona yalnızca bir iş öğretmek değildir. Ona hayatını kazanabileceği bir kapı açmaktır. Kendi emeğiyle ayakta durabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle MESEM’lere yapılan katkı, yalnızca bugünün öğrencisine verilen bir destek olarak görülmemeli. Bu, aynı zamanda esnafın, küçük işletmelerin ve mesleklerin geleceğine yapılan bir yatırım. Eskişehir’de üçüncü MESEM talebi de bu açıdan dikkate alınmalı. İki merkez yetmiyorsa üçüncüsünün açılması, sadece bir bina veya yeni bir eğitim merkezi meselesi olarak görülmemeli. Bunun arkasında yüzlerce gencin meslek edinme, yüzlerce esnafın da geleceğine eleman yetiştirme ihtiyacı var. Çünkü bugün “İki merkez yeter” denilerek geçiştirilecek bir konu, yarın “Neden usta bulamıyoruz?” sorusuna dönüşebilir. Sonra yine şaşırırız. Oysa cevap bugünden belli: Çırak yoksa usta nereden çıkacak? Esnafın bugününü kurtarmak kadar, yarının ustasını yetiştirmek de önemli. Çünkü bir meslek kaybolduğunda yalnızca bir iş kolu değil, yılların emeğiyle oluşmuş bir kültür de kayboluyor. Yoksa yarın dükkânların tabelaları yerinde durur… Kapıları da açık olabilir. Ama o tabelaların altında çalışacak ustayı bulamayız.