Siyasi tartışmalar, soruşturmalar, yerel yönetimlere yönelik operasyonlar ve 3 yıl sürmesi planlanan ekonomiye yönelik programlar ve sürekli dar gelirli ile toplumun elitleri arasındaki açılan gelir dağılımı makası tavsiye edilen “sabır” sözcüklerinin sonuna geliyoruz. 2023 seçimlerinden bu yana nerede ise sıkılmış limon posasına dönen emekliler, asgari ücretliler için tünelin ucunda ışık göründü mü? Yoksa yılsonuna kadar “emeklilere nefes aldıracak” düzenlemeler derken erken bir seçimin ayak seslerinin mi yankılandığını yakın zamanda göreceğiz…
Son kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının satır aralarına serpiştirilen “Emeklilerimizin sıkıntılarının farkındayız. Onlara nefes aldıracak adımların atılması için yılsonuna kadar gerekli çalışmaları yapacağız” mealindeki açıklamalar acaba bir seçimin işaret fişekleri midir?
Dağılmış veya dağıtılmış bir muhalefet yapısı içerisindeki siyasi tablonun yapılacak bir erken genel seçimlerde nasıl bir resim ortaya koyacağını şimdiden kestirmek bir hayli zor. Ama toplumun dar ve sabit gelirli kesimlerinin artık dayanacak tahammülü var mı, yoksu ona siz karar verin? Yoksulluk sınırını geçtik açlık sınırının altında maaşlara tahammül etmeye zorlanan milyonların yarınlara dair bir beklentisinin tükendiğini görmek için birilerinin söylediği gibi ekstra lüks mekanların manzaralarına bakarak, “Kimse şikayet etmesin” diyerek mevcut iktidarı ve politikalarını savunmak için gerekçe oluşturanların güzellemelerine inat gerçekten tablo öyle toz pembe değil…
Bu tablonun tozpembe olmadığını iktidar sahipleri de biliyor. Üstelik yaşananları bugün fark etmiş değiller. Ekonominin bütün yükünü çeken yükselen enflasyonun faturasını ödeyen milyonların gönül kırıklığı yapılacak bir seçimde sandığa nasıl yansır bunu henüz bilmiyoruz. Yapılan kamuoyu anketlerinde sorulan ”Yarın seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun cevabında birinci parti olarak çok uzun süredir “KARARSIZLAR” partisi çıkıyorsa iktidarı ile muhalefeti ile herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmez mi?
Bırakın emekliyi, asgari ücretliyi orta gelir gurubuna mensup insanların tepkisi ayyuka çıkmışken herkes “sabır tespihine” sarılmışken nasıl bir sonuç beklenebilir ki? Dar ve sabit gelirli kesimlerin nefes alması için ne yapılacak? Hala uygulanan orta vadeli programın en önemli ayağı olarak görülen “Sıkı para politikası” rafa mı kaldırılacak? Yoksa fon tartışmalarının gölgesinde özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin ağzına bir parmak bal çalınıp önümüzde “yalancı bir bahar mı” hedeflenecek? Ben ekonomist değilim. Ama bu dar boğazdan nasıl çıkılacak bunu benim aklım almıyor.. Çünkü sabır da sınırsız bir kaynak değil! Emekliye, asgari ücretliye ve sabit gelirliye sürekli sabretmesi söylenirken başka kesimlerin hangi fedakârlıkları üstlendiği de açıklanmalı. Ekonomik toparlanmanın başarı ölçüsü yalnızca rakamlar, tablolar ve hedefler olmamalı. Pazara giden emeklinin filesi doluyor mu, ücretli çalışan ay sonunu borçlanmadan getirebiliyor mu, orta gelirli aile geleceğinden kaygı duymadan yaşayabiliyor mu? Asıl ölçü bunlar değil mi?
Önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemelerin gerçek bir rahatlama sağlayıp sağlamayacağını zaman gösterecek. Erken seçim tartışmalarının güç kazanıp kazanmayacağını da bugünden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ama bir gerçek var: Sandığın ne zaman kurulacağından bağımsız olarak, geçim sıkıntısı yaşayan milyonların sesi artık duyulmak zorunda. Seçimin ayak seslerini duyuyor muyuz, bilmiyorum. Ancak sabrın sonuna yaklaşanların sesini duymamak için kulakları tıkamak da mümkün değil!