Meşhur bir sözümüz var: “Zenginin malı züğürdün çenesini yorar!” İyi de kardeşim, mesele zenginin malı değil ki… Mesele, zenginliğin nasıl bu kadar büyüdüğü, dar gelirlinin sofrasının neden bu kadar küçüldüğü!

Kimsenin kazancında, malında mülkünde gözümüz yok. Helalinden kazanana, üretene, yatırım yapana sözümüz olamaz. Ama emekli ay sonunu getiremiyor, asgari ücretli maaşını almadan borcunu hesaplıyor, vatandaş pazarda filesini doldurmadan cüzdanını boşaltıyorsa burada konuşulması gereken zenginin malı değil, memleketin hâlidir.

Enflasyon rakamları açıklanıyor, oranlar düşüyor. Kâğıt üzerinde sevindirici! Peki, bu düşüş ne zaman market raflarına, kiralara, elektrik faturalarına yansıyacak? TÜİK'e göre Eylül 2026'da yıllık enflasyon yüzde 29,73'e gerilemiş. Ancak konut, su, elektrik ve yakıt grubundaki yıllık artış yüzde 39,99'a ulaşmış. Demek ki enflasyon düşüyor diye fiyatlar da düşmüyor. Vatandaşın cebindeki para ise her geçen gün biraz daha eriyor.

Emekliye gelince, ona da sabır tavsiye ediliyor. Sanki sabır markette satılıyor, kasada emekli kartıyla ödenebiliyor!

Memleketin gündeminde bir de operasyonlar, soruşturmalar ve fon meselesi var. Tasarruflarını güvenerek emanet eden insanların yaşadıkları elbette sorgulanmalı. Kimseyi yargı kararı olmadan suçlu ilan etmeyelim. Ama vatandaşın sormaya hakkı var: Denetimler gerektiği gibi yapıldı mı, insanların birikimleri nasıl korunacak, varsa sorumlular hesap verecek mi? Vatandaşın cebindeki üç kuruşun hesabı yapılırken büyük paraların dolaştığı alanlarda da aynı hassasiyeti görmek istemesi çok doğal.

Gelelim kiralara…

Esnaf Odaları Birliği Başkan Vekili Akın Yüksel'in açıklamalarını dinleyince insanın küçük dili tutuluyor. Bazı iş yerlerinde aylık 500-600 bin, hatta 800 bin liraya varan kira bedellerinden söz ediyor. Yüksel'in çağrısı da çarpıcı: “Kiralamayın, boş kalsın!” Allah aşkına, ayda 600 bin lira kira ödeyen esnaf ne satacak da bu parayı kazanacak? Üstelik vergisi, elektriği, personel gideri ve diğer masrafları da var.

Yüksel, 80 bin lira kira ödenen bir yerin bugün 600 bin liraya çıktığını, bazı dükkânlarda 800 bin lira kira istendiğini anlatıyor. Bir zamanlar esnafın ekmek kapısı olan dükkânlar, şimdi esnafın önündeki en büyük engellerden birine dönüşmüş durumda. Kiralar yükseliyor, maliyetler artıyor, müşteri harcama yapamıyor. Sonra da ekonominin neden canlanmadığını konuşuyoruz!

İşte memleketin fotoğrafı bu…

Bir tarafta ay sonunu getirmeye çalışan emekli, diğer tarafta kepenk kapatmamak için direnen esnaf. Bir yanda enflasyon rakamları düşüyor, öte yanda hayat pahalılığı vatandaşın yakasını bırakmıyor. Zenginin malı züğürdün çenesini yorabilir. Ama mesele artık kimin neye sahip olduğu değil, milyonlarca insanın neden insanca yaşayabileceği bir hayat kuramadığıdır. Vatandaşa sabır tavsiye etmek kolay. Zor olan, o sabrı tüketen sorunlara çözüm üretmek.

Hem söyleyin bakalım; sabır markette satılıyorsa fiyatı ne kadar? Yoksa ona da zam mı geldi, ya da Sabır da mı karaborsaya düştü?