Sonunda TÜKDES bile isyan ettiyse… Siz işin nereye vardığını varın hesap edin! Sakın yanlış anlaşılmasın. Amacım kimseyi itham etmek, ötekileştirmek falan değil. Ancak tüketicinin hakkını savunmak için yola çıkan bir sivil toplum kuruluşunun bile artık akaryakıt zamlarına isyan etmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
TÜKDES’ in, son zamanların en çok kullanılan tabiriyle “açılımını” yapacak olursak; Tüketiciyi Destekleme Derneği… Yanlış bilmiyorsam zamanında TÜKODER’ e alternatif olarak kurulmuş, Türkiye genelinde örgütlenmeyi hedefleyen, iktidara yakın diye tanımlanabilecek genel merkezi Eskişehir’de bulunan ve tüketici adına pek çok sorunun çözümüne katkı sağlayan bir sivil toplum kuruluşu. Eskişehir özelinde baktığımızda da istikrarlı duruşuyla, bürokrasiyi bilen ve sorunlara çözüm üretmeye çalışan isimlerin yönetiminde bulunduğu bir dernek.
İşte bu TÜKDES’ in Genel Başkan Yardımcısı Dr. Gültekin Güllü, akaryakıt fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek eşel mobil sisteminin yeniden ve kesintisiz şekilde uygulanması çağrısında bulunmuş. Güllü’ nün açıklamasında dikkat çektiği rakamlar ise öyle yabana atılacak gibi değil.
1 Temmuz 2026’dan bu yana benzine yaklaşık yüzde 35, oto gaza yüzde 61, motorine ise yüzde 62 oranında zam gelmiş. Özellikle 1 Ekim’den itibaren yalnızca bir aylık süreçte oto gaz fiyatlarının yaklaşık yüzde 45 artması, ekonomik tablonun tüketici açısından ne kadar ağırlaştığını ortaya koyuyor. Eşel mobil sistemi mart ayında yeniden uygulanmaya başlanmış, ancak motorinde 13 Ağustos, benzin ve oto gaz da ise 1 Ekim itibarıyla tamamen kaldırılmış. Yerine de kademeli ÖTV’ ye geçiş modeli getirilmiş.
Sonuç? Akaryakıt fiyatları yükseliyor, yükselen fiyatlar da ekonominin bütün damarlarına yayılıyor. Çünkü akaryakıt dediğimiz şey yalnızca otomobilin deposuna doldurulan yakıt değil. Nakliye var, üretim var, tarım var, ulaşım var… Kısacası tüketicinin satın aldığı hemen her ürünün ve hizmetin maliyetinde akaryakıtın payı var. Benzine, motorine zam geldiğinde yalnızca direksiyondaki vatandaşın cebi yanmıyor. Pazardaki sebzenin, marketteki ekmeğin, üreticinin tarlasından çıkan ürünün fiyatı da bundan etkileniyor. Sonra dönüp “enflasyonla mücadele ediyoruz!” diye konuşuluyor.
Bir taraftan fiyatları düşürmeye çalışırken diğer taraftan maliyetleri artıran uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Hani derler ya, kendi kendine çelme takmak diye… TÜKDES’ in çağrısı da tam bu noktada önem kazanıyor. Eşel mobil sisteminin ölçülü ve dengeli biçimde yeniden uygulanması, akaryakıt zamlarının tüketiciye doğrudan yansımasının önüne geçilmesi isteniyor. Stok denetimlerinin artırılması ve zam dönemlerinde haksız kazanç elde edilmesinin engellenmesi de talep ediliyor.
Elbette devletin gelir ihtiyacı var. Bunu kimse yok saymıyor. Ancak bütçedeki açığı kapatmanın yolu, her defasında tüketicinin cebine biraz daha uzanmak mı olmalı? Üstelik hükümetin belirlediği enflasyon hedeflerinin üzerinde fiyat artışlarına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen bir tüketici derneği var karşımızda.
İnsan sormadan edemiyor… Enflasyonla mücadele ediyorsak, akaryakıt zamları bu mücadelenin neresinde duruyor? Tüketicinin sesini duyurmak için kurulan bir dernek bile artık isyan ediyorsa, gerisini vatandaşın anlatmasına gerek var mı? Çünkü belli ki mesele artık zamların kaç lira olduğu değil… Mesele, tüketicinin cebinde dayanacak gücün kalıp kalmadığı!