Eskişehir'in bugününü değerlendirirken iki önemli konuyu birbirinden ayrı düşünemeyiz. Birincisi, yıllardır övündüğümüz öğrenci kenti kimliğimizin gerçek karşılığı. İkincisi ise bu kentin son 25 yılına damgasını vuran birikimin geleceğe nasıl taşınması gerekiyor. İlk bakışta birbirinden farklı görünen bu iki başlık aslında aynı soruda birleşiyor: Eskişehir'in sahip olduğu değerleri ne kadar doğru değerlendirebiliyoruz? Öğrenci sayısında birinci, kampüs öğrencisinde 24'üncüyüz.YÖK'ün 2025-2026 eğitim öğretim yılı verileri, Eskişehir'in öğrenci kenti kimliği üzerine yeniden düşünmemizi gerektiriyor.
TÜRKİYE DE İLK SIRADA
Türkiye'de Açık öğretim ve uzaktan eğitim dâhil toplam 6 milyon 301 bin 434 öğrenci bulunuyor. Eskişehir ise 1 milyon 414 bin 508 kayıtlı öğrenciyle Türkiye'de ilk sırada yer alıyor. Kentin nüfusu 927 bin 956. Kayıtlı öğrenci sayısı kent nüfusunu bile aşmış durumdadır.Ancak rakamların ayrıntısına indiğimizde karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Bu öğrencilerin yaklaşık 1 milyon 347 bini Açıköğretim öğrencisi. Eskişehir'de kampüslerde eğitim gören öğrenci sayısı ise 66 bin 441 öğrenciden oluşuyor.Başka bir ifadeyle, öğrenci sayısında Türkiye birincisi olan Eskişehir, kampüslerde eğitim gören öğrencilerin nüfusa oranında 24'üncü sırada.
AYNI KEFEDE DEĞİLLER
Bu tablo, Eskişehir'in öğrenci kenti kimliğini tartışmaya açıyor.Elbette Anadolu Üniversitesi'nin açıköğretim alanında Türkiye'ye ve dünyaya kazandırdığı büyük bir eğitim hizmetini küçümseyemeyiz. Bu, Eskişehir'in önemli bir başarısıdır. Ancak açıköğretim kayıtlarıyla kentte yaşayan, kampüse giden, ulaşım kullanan, barınma ihtiyacı duyan öğrencileri aynı kefeye koyamayız.Çünkü üniversite kenti olmak yalnızca öğrenci kaydıyla ölçülmez. Üniversite öğrencisinin kent ekonomisine, kültürüne, sosyal hayatına ve üretimine katılmasıyla anlam kazanır.Eskişehir'in Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi gibi üç önemli kurumu var. Akademik kadroları, bilimsel altyapıları ve yetiştirdikleri insan gücüyle büyük bir potansiyeli temsil ediyorlar.
SORUMLULUK VAR
Peki, bu potansiyelin karşılığını kent yaşamında görebiliyor muyuz?Öğrenci kenti olmanın sorumluluğu var.Bugün Eskişehir'de toplu ulaşım önemli bir sorun hâline geldi.Özellikle yoğun saatlerde tramvay ve otobüslerde yaşanan sıkışıklık, öğrencilerin ve kent sakinlerinin günlük yaşamını zorlaştırıyor.Barınma, ulaşım, beslenme, kültür ve sosyal yaşam önem taşıyor. Öğrencilik yalnızca dersliklerden oluşmuyor. Üniversitelerle belediyeler arasında daha güçlü bir işbirliği kurulması gerekiyor. Öğrenci nüfusunun yoğunlaştığı bölgeler, ulaşım hatları, yurt ihtiyaçları ve sosyal yaşam alanları birlikte planlanmalıdır.
90 YAŞINA GELEN BİRİKİM
Eskişehir’in 90 yaşına gelen birikimim ismi Yılmaz Büyükerşen’dir.Bütün bu tartışmaların yaşandığı günlerde Eskişehir'in yakın tarihine damga vurmuş bir isim de 90 yaşına giriyor.1999-2024 yılları arasında 25 yıl boyunca Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, 8 Kasım'da 90. yaşını kutlayacak.
ÖNEMLİ ROL
Büyükerşen'i yalnızca belediye başkanlığı yaptığı yıllarla değerlendirmek eksik olur. Akademisyenliği, sanatçılığı, müzecilik çalışmaları ve kent yönetimine kazandırdığı anlayışla Eskişehir'in dönüşümünde önemli bir rol üstlendi.1999 yılında bugünkü Eskişehir'i düşünmek kolay değildi. Porsuk'un bugünkü görünümünden uzak olduğu, kentin sosyal ve kültürel imkânlarının sınırlı kaldığı bir dönemden söz ediyoruz.Aradan geçen yıllarda Eskişehir önemli bir değişim yaşadı. Porsuk'un yeniden kent yaşamının merkezine alınması, parklar, müzeler, kültür ve sanat yatırımları, kent mimarisine kazandırılan eserler bu dönüşümün önemli parçaları oldu. Geçmişin birikimi, geleceğin güvencesi olmalıdır.
BİR FIRSAT
Büyükerşen'in 90. yaşına girmesi, yalnızca bir doğum günü vesilesi değildir. Aynı zamanda Eskişehir'in son çeyrek yüzyılını değerlendirmek için de bir fırsattır.Bugün asıl üzerinde durmamız gereken konu, geçmişte oluşturulan kent kültürünün nasıl korunacağı ve geliştirileceğidir.Eskişehir'in yetiştirdiği mimarlar, sanatçılar, bilim insanları ve yöneticiler bu kentin ortak değeridir. Onların deneyimlerinden yararlanmak, bilgi ve birikimlerini yeni kuşaklara aktarmak zorundayız.Bunun için geçmişle kavga etmek yerine geçmişin birikiminden yararlanmak, geleceği de bugünden planlamak gerekiyor.