Bu ata yadigârını yeniden ayağa kaldıranları da, bugün yaşananları da unutmayalım. Kurşunlu Külliyesi ne bir belediyenin siyasi mülküdür ne de siyasi hesaplaşmaların sahnesi olarak görülmemelidir. O, Eskişehir’in tarihidir, kültürüdür, ortak hafızasıdır. Bugün yapılması gereken kavga etmek değil, bu tarihî mirası geleceğe taşımaktır.
TARİH NASIL BAŞLADI?
Takvimler 1999 yılının sonunu gösterdiğinde, bugün üzerinde tartışmalar yürütülen Kurşunlu Külliyesi boş, bakımsız ve kaderine terk edilmiş bir durumdaydı. Bu ata yadigârının geleceğiyle ilgilenenlerin sayısı oldukça sınırlıydı. Külliyenin tarihî değerini korumak, yeniden işlev kazandırmak ve Eskişehir turizmine kazandırmak için harekete geçmek gerekiyordu.
Ben de bir grup doktor arkadaşımla Anadolu Türk Kalp Vakfını kurarak bu sorumluluğu üstlendim. Girişimlerim sonucunda Kurşunlu Külliyesi’ni Vakıflar Bölge Müdürlüğünden resmî olarak kiraladık. Böylece külliyenin yeniden ayağa kaldırılması için ilk adımı attık.
MESAİ ARKADAŞIM
O günlerde Odunpazarı Belediye Başkanı olmak isteyen Burhan Sakallı, gazetede birlikte çalıştığım bir mesai arkadaşımdı. Gazeteci arkadaşım Ali İhsan Sarıçoban ile birlikte Sakallı’yı külliyeye götürerek burayı gezdirdik. Kurşunlu Külliyesi’ni ilk kez o ziyaret sırasında yakından tanıdı.
Bizim için mesele, külliyenin kimin siyasi hanesine yazılacağı değildi. Mesele, yıllardır ihmal edilen bir tarihî mirası yeniden yaşatmaktır. Bugün rastgele konuşanlar açıklama yapanlar, tarihi bilgilerden uzaktır.
İKİ KAMYON ÇÖP, BÜYÜK BİR SORUMLULUK
İşe çatıların onarılmasıyla başladık. Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’ın desteğiyle külliyeden iki kamyon çöp çıkardık. Bahçeyi düzenledik, çevreyi temizledik, aydınlatmayı yaptık ve kurşun kaplamalardaki sorunların giderilmesi için çalıştık.
Külliye, bakımsızlığın ve terk edilmişliğin izlerinden arındırılarak ziyaret edilebilir bir mekâna dönüştürülmeye başlandı. Vakıf çalışmalarımızı da burada sürdürdük .Külliyenin kurtuluşu kendiliğinden gerçekleşmedi. Birileri elini taşın altına koydu, emek verdi, zaman ayırdı.
RESTORASYON BAŞLADI, TARTIŞMALARIN DA ÖNÜ AÇILDI
Çalışmalarımızın başlamasından yaklaşık iki yıl sonra Kültür Bakanlığı, külliyeyi kapsamlı bir restorasyona almak istediğini bildirdi. Bu süreçte vakfın onayının gerektiği ifade edildi. Biz de külliyenin korunması ve geleceğe taşınması amacıyla gerekli onayı verdik.
O dönemde Odunpazarı Belediye Başkanı olan Burhan Sakallı, Lületaşı Müzesi’ne ait eşyaların restorasyon süresince külliyede tutulmasını istedi. Ben bu fikre karşı çıktım. Ancak vakıftaki doktor arkadaşlarımız, eşyaların geçici olarak yerleştirilmesine izin verilmesi yönünde karar aldı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o gün atılan adımların ve verilen izinlerin sonraki gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tarihî bir yapıyı korumak için kapıyı açmakla, o yapının kullanımına ilişkin yetki ve sorumlulukları belirsiz bırakmak aynı şey değildir.
KURT DÖNEMİ
Kazım Kurt’un Odunpazarı Belediye Başkanı olmasının ardından külliyenin geleceği konusunda yeni tartışmalar yaşandı.
Külliyenin bir bölümünde yüksek tansiyon merkezi oluşturulması önerisini gündeme getirdik. Kurt’un başlangıçta sessiz kaldığı bu öneriye ilişkin yanıtın yaklaşık bir yıl sonra geldiğini hatırlıyorum. Bu gecikme nedeniyle doktor arkadaşlarımız da kendisine cevap vermedi.
Ardından belediyenin külliyedeki varlığı ve kullanım biçimi konusunda rahatsızlıklarımız arttı. Ben, Odunpazarı Belediyesinin külliyeyi boşaltması gerektiği yönündeki itirazlarımızı iki kez noter aracılığıyla resmîleştirdim.
Dolayısıyla bugün Kurşunlu Külliyesi üzerinden yapılan açıklamaları değerlendirirken geçmişte yaşananları da hatırlamak gerekiyor. Külliyenin geleceğine ilişkin mesele, yalnızca bugünün siyasi tartışmalarından ibaret değildir. Yıllar içinde oluşan kullanım biçimleri, verilen izinler, alınan kararlar ve sonuçsuz kalan girişimler vardır.Benim itirazım, herhangi bir belediyenin tarihî mirasa katkı sunmasına değil, bir yapının kullanımının, yetki ve sorumluluklarının açık ve tartışmasız biçimde belirlenmemesine.
Vakıflar Bölge Müdürlüğünün de geçmiş dönemlerde bu konuda kalıcı ve herkesin kabul edebileceği bir çözüm üretemediğini düşünüyorum. Oysa kamu kurumlarının görevi, günü kurtaran yaklaşımlarla hareket etmek değil, tarihî mirası güvence altına alacak uzun vadeli bir politika geliştirmektir.
KÜLLİYE ODUNPAZARI’NINDIR DEMEK YETMEZ
Bugün Kurşunlu Külliyesi üzerinden yürütülen tartışmaların temelinde şu soru yatıyor: Tarihî bir eserin korunması, kullanılması ve yönetilmesi konusunda yetki ve sorumluluklar nasıl belirlenmelidir?Kurşunlu Külliyesi, Odunpazarı’nın sınırları içinde bulunabilir. Odunpazarı Belediyesi de buranın turizme ve kültüre katkı sunmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak bir tarihî yapının kent sınırları içinde bulunması, onun mülkiyetine, tahsisine veya kullanım hakkına ilişkin bütün meseleleri kendiliğinden çözmez.