Bir iddia ortaya atıldı, tartışma büyüdü, gözler Gürhan Albayrak’a çevrildi. Son sözü ise Cüneyt Özdemir’in yayımladığı video söyledi: “Bahsettiğim il Eskişehir değil.” Peki, bu olay Eskişehir basınına ne anlatıyor? Eskişehir’de son günlerin tartışma konusu, gazeteci Cüneyt Özdemir’in Brüksel’deki bir sohbetten aktardığı fon meselesi oldu. İsim ve şehir belirtilmeden anlatılan konuşma, Eskişehir’le ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’la ilişkilendirildi. Tartışmalar büyüdü, açıklamalar peş peşe geldi. Sonunda Cüneyt Özdemir bir video yayımlayarak sözünü ettiği ilin Eskişehir olmadığını açıkladı.
Burada durup düşünmek gerekiyor. Hem de iyi düşünmek gerekiyor. Eskişehir’de gazeteciliğin yeri tartışılıyor. Bir gazetecinin aktardığı kulis bilgisi, bir şehirde siyasi tartışmanın fitilini ateşleyebilir. Ancak gazeteciliğin görevi yalnızca iddiayı duyurmak değildir. İddianın doğruluğunu araştırmak, ilgili taraflara söz hakkı vermek ve yeni bilgi ortaya çıktığında haberi güncellemek de aynı mesleki sorumluluğun parçalarıdır.
DOĞRU OLMAK
Eskişehir basını, Eskişehir siyasetinde yaşanan gelişmeleri izlemeli, kamuoyunu ilgilendiren konuların üzerine gitmelidir. Siyasetçilerin açıklamaları, kentteki ekonomik ve toplumsal sorunlar, kamu kaynaklarının kullanımı ve siyasi ilişkiler gazeteciliğin doğal gündemidir. Ancak bir iddiayla bir kişinin adını yan yana getirmek, doğrulama yapılmadan hüküm vermek anlamına gelmemelidir. Bu olayda Gürhan Albayrak iddiaları reddetti. Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve AK Parti İl Başkan Yardımcısı Burçin Acar da söz konusu ifadelerin ne kendisine ne de Albayrak’a ait olduğunu açıkladı. Ardından Özdemir, bahsettiği ilin Eskişehir olmadığını belirtti. Haberin ilk aşamasındaki tartışma ile sonradan ortaya çıkan açıklama birlikte değerlendirilmelidir. İlk iddiaya geniş yer veriliyorsa, iddiayı açıklığa kavuşturan bilgi de aynı ciddiyetle okura sunulmalıdır.
GÜÇ NEDİR?
Eskişehir basını, yalnızca Ankara’da alınan kararları veya İstanbul merkezli tartışmaları kente aktaran bir haber kanalı değildir. Kentin hafızası, yurttaşın sesi ve yerel yönetimlerin denetim mekanizmasıdır. Türkiye’de eskiden bu yana yerel basının en güçlü olduğu illerden biri Eskişehir’dir. Habercilikte, haberi ilk vermek önemlidir. Ancak, haber doğru olacak ve kontrol edilmiş olacaktır. Yalnızca hızlılık sosyal medyada yayılan bir videoyu ilk paylaşan olmak değildir. Videonun tamamını izlemek, sözlerin hangi bağlamda söylendiğini anlamak, ilgili kişilere ulaşmak ve gelişmenin devamını takip etmektir.
SORGULAMAK GEREKİR
Cüneyt Özdemir’in videosu Eskişehir’deki tartışmaya açıklık getirdi. Şimdi yerel basının önünde ikinci bir sınav var: Bu açıklamayı yalnızca yayımlamak değil, olayın nasıl bu noktaya geldiğini de sorgulamak gerekir. İlk haber hangi bilgiye dayanıyordu? İddia ile Gürhan Albayrak arasında bağlantı kurulurken yeterli doğrulama yapıldı mı? Yeni açıklama geldikten sonra haberler güncellendi mi? Okuyucuya önceki haberlerin hangi bölümünün değiştiği anlatıldı mı?
Bunlar bir kişiyi savunmak ya da bir siyasi partiyi eleştirmek için değil, gazeteciliğin niteliğini yükseltmek için sorulması gereken sorulardır.
DOĞRULUK YARIŞIDIR
Yerel basının etkisi, yalnızca haberin kaç dakika önce yayımlandığıyla ölçülmez. Haberin doğruluğu, kamu yararı ve gelişmeler karşısındaki tutarlılığı da önemlidir.Bir iddia gündem olduğunda araştırmak, açıklama geldiğinde haberi güncellemek, yanlış bir ilişkilendirme yapılmışsa bunu açıkça düzeltmek gerekir. Çünkü düzeltme yapmak gazeteciliğin zayıflığı değil, güvenilirliğinin göstergesidir.
Eskişehir’in gündemi yeterince yoğun olduğu görülür. Sanayicisi, yurttaşı, öğrencisi haber bekliyor. Yerel basın siyasi polemiklere değil, gerçek gündemi de takip etmelidir. Albayrak tartışması geride kalabilir. Bu olaydan çıkarılacak ders olmalıdır. Çünkü, iyi gazetecilik yalnızca haberi ilk veren değil, gerçeği ortaya çıkaran gazeteciliktir.