Eskişehir’in trafiğini konuşurken genellikle araç sayısındaki artışını, bu artışı kaldıramayan caddelerini, dar yollarını, kavşaklarını suçluyoruz. Elbette bunların hepsinin payı var. Ama bazen sorun başka da olabiliyor. Hatta her gün yaşadığımız için gözümüzün önünde duruyor.
Sinyalizasyon.
Son zamanlarda fazlaca dikkatimi çekmeye başladı. GerekTepebaşı’nda gerekse Odunpazarı’nda bazı noktalarda trafik ışıkları, trafiği rahatlatmaktan çok adeta sürücülerin sabrını sınıyor. Bu noktalarda yanan yeşil ışık ile araçlar hareketleniyor, bir iki araç geçtiğinde tekrar kırmızı ışık yanıyor. Bakıyorum tramvay mı geçiyor. Hayır. Tramvay yolunda da değiliz. Şehir içinde gezerken özellikle bazı noktalarda yeşil ışık o kadar kısa sürüyor ki sürücüler daha hareketlerini tamamlayamadan yeniden kırmızıyla karşılaşıyor. Bir iki belki üçüncü araç geçiyor, arkadakiler bir tur daha bekliyor.
Bu ışıkların süreleri hangi ölçümlere göre belirleniyor? Trafik yoğunluğu hangi saatlerde, hangi verilerle değerlendiriliyor? Bir kavşakta bekleyen araçların oluşturduğu kuyruk, sinyalizasyon ayarları yapılırken gerçekten dikkate alınıyor mu?
Elbette trafik yönetimi kolay iş değil. Araç yoğunluğunu, yayaları, toplu ulaşımı ve kavşaklar arasındaki bağlantıyı birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bildiğim bir konu değil. Ancak bütün bu değerlendirmeler sonunda ortaya çıkan sonuç, vatandaşa ve de sürücülere gereğinden fazla beklemek olarak yansıyorsa burada düşünülmesi gerekiyor.
Buradan UKOME yetkililerine açık bir çağrıda bulunuyorum. Masa başından kalkın, direksiyon başına geçin. Elbette; bilgisayar ekranlarını, trafik haritalarını bir kenara bırakın demiyorum. Teknolojiyi kullanın, verileri inceleyin, hesap yapın. Ama kesinlikle sahayı da ihmal etmeyin. Geçmişte bazı kavşaklarda her iki tarafa da yeşil yandığı zamanlar da oldu.
Bir sabah Anadolu Üniversitesi Kavşağı’ndan geçin. Bir akşam Öğretmenler Caddesi’nden Tıp Fakültesi yönüne ilerlemeye çalışın. Yeşil ışığın kaç saniye yandığını, bu sürede kaç aracın geçebildiğini kendiniz gözlemleyin.
Ardından Tepebaşı’nda ara sokaklardan ana caddeye çıkmaya çalışan araçları sayın. Bir yeşil ışıkta kaç aracın geçebildiğini, geride kaç aracın kaldığını kaydedin. Ya da gecenin karanlığında yaya olmayan bir yolda yayalar için yeşil ışığın kaç dakika yandığına bakın. Sonra bu gözlemleri verilerle karşılaştırın ve gerekiyorsa sinyalizasyon sürelerini yeniden düzenleyin. Haritada her şey yolunda görünebilir. Gerçek trafik bilgisayar ekranında değil, caddelerde sokaklarda yaşanıyor.
Eskişehir’in trafik sorunu elbette yalnızca sinyalizasyonla çözülemez. Ancak yanlış ya da yetersiz ayarlanmış ışıkların mevcut sıkıntıyı büyütmesine de seyirci kalınmaması gerekir.
UKOME’den beklentimiz belli. Saha incelemesi yapılsın, ışık süreleri ölçülsün, gerekli düzenlemeler yapılsın. Böylece; bu görünmeyen ancak herkesin bir şekilde yaşadığı sorun çözülsün. Burada önemli olan, yanan ışıkların trafiği gerçekten rahatlatmasıdır.
Özetle; şehrimiz trafiğinde bazı noktalarda kırmızı bitmiyor, yeşil yetmiyor. Sizce de; bu sinyalizasyonda bir gariplik yok mu?