Bugün Eskişehirli pancar üreticileri dertlerini kamuoyuna duyuyor. Pancar ekiminden vazgeçeceklerini söylüyorlar. Her şey 1980 darbesi ile başladı. Göreve gelen Özal, Neoliberal ekonomiği uygulamaya başladı. Herkesin cebinde yabancı para olacaktı. Dışalımda çikita muz ile başladı. Geldiğimiz nokta, pancar üreticilerin durumu ve marketlerden yerli üretim mercimek ve bulgur aramamızdır. Bu böyle gider mi? gitmeyeceği görülüyor. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu, açıklanan şeker pancarı alım fiyatlarına sert tepki gösterdi. Ton başına kota tamamlama primi dahil 3 bin 720 lira olarak açıklanan fiyatın üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını söyleyen Çelikoğlu, yükselen üretim maliyetleri nedeniyle pancar tarımının sürdürülemez hale geldiğini savundu.

BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI

Çiftçinin bu yıl en büyük beklentisinin şeker pancarı alım fiyatı olduğunu belirten Çelikoğlu, “Bu yıl çiftçinin tek umudu, pancar taban fiyatının üreticiyi tatmin edecek seviyede açıklanmasıydı. Maalesef yine büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Çok iyi bir fiyat açıklanmış olsaydı televizyonlarda duyurulurdu. Ancak fiyat, Şeker Enstitüsünün yayımladığı bir yazıyla üreticiye tebliğ edildi” dedi.

ÇİFTÇİ KAZANMAZSA TÜRKİYE KEYBEDER

Şeker pancarında açıklanan fiyat, üreticinin beklentisini karşılamadı. Mazotun 100 liraya, DAP gübresinin 52 liraya dayandığı koşullarda ton başına 3 bin 720 liralık alım fiyatı, tarımdaki temel sorunu bir kez daha ortaya koydu: Üretim maliyetleri yükselirken çiftçinin kazancı eriyor. Bu gidişat yalnızca pancar üreticisini değil, şeker sanayisini, hayvancılığı ve Türkiye’nin gıda güvenliğini de tehdit ediyor. Türkiye’de tarımın içinde bulunduğu tabloyu anlamak için bazen uzun raporlara gerek yok. Tarlaya, gübre çuvalına, mazot deposuna ve çiftçinin eline geçen paraya bakmak yeterlidir. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu’nun şeker pancarı alım fiyatına gösterdiği tepki, işte bu tablonun somut bir ifadesidir. Pancar bedelleri şubat ayında ödenecek. O zamana kadar mazotun, gübrenin, ilacın ve diğer girdilerin ne kadar zamlanacağını ise kimse bilmiyor.

SADECE ŞEKER DEĞİL

Geçen yıl 35 liraya alınan DAP gübresi 51-52 liraya, 53 liraya alınan mazot ise 100 lira seviyesine çıktı. Üretici, bir tır pancar satarak elde ettiği gelirle yaklaşık bir ton mazot alabildiğini anlatıyor.Çiftçi, bu maliyetlerle nasıl üretmeye devam edecek? Pancar yalnızca şeker değildir. Şeker pancarını sıradan bir tarım ürünü olarak görmek, meselenin büyüklüğünü anlamamaktır. Pancar; şeker fabrikalarının hammaddesi, hayvancılığın yem kaynaklarından biri ve kırsal ekonominin önemli dayanaklarından biridir. Pancar küspesi, melas ve şlempe gibi yan ürünler de üretim zincirinin parçalarıdır. Dolayısıyla pancar ekimindeki daralma, yalnızca şeker üretimini değil, hayvancılığı ve sanayi üretimini de etkileyebilir. Çelikoğlu’nun gelecek yıl pancar ekmeme çağrısı bu nedenle dikkatle ele alınmalıdır. Bu sözler yalnızca bir üreticinin öfkesi değildir. Üretimin ekonomik olmaktan çıkması halinde ortaya çıkabilecek sonuçlara ilişkin ciddi bir uyarıdır.

İTHALAT BAŞLAR

Çelikoğlu, Türkiye’de şeker pancarı üreticisi sayısının 2012’de 140 binden 2025’te 75 bine gerilediğini belirtiyor. Bu veriler, üretici kaybının boyutunu ortaya koyuyor. Üretici sayısındaki düşüş sürerse pancar ekim alanlarının daralması, fabrikaların hammadde tedarikinde zorlanması ve ithalat baskısının artması riski büyür. Üstelik bir çiftçinin üretimden çekilmesi, ertesi yıl aynı koşullarda kolayca geri döneceği anlamına gelmez. Makine, işçilik, sulama, toprak hazırlığı ve üretim planlaması bir bütünün parçalarıdır. Tarımdan kopan üreticiyi yeniden tarlaya döndürmek, onu tarlada tutmaktan çok daha zordur.

Türkiye’nin farklı bölgelerinden yükselen üretici şikâyetleri, tarımsal girdiler ile ürün fiyatları arasındaki dengenin bozulduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin pek çok yerinde, Çiftçinin mazot, gübre, ilaç, enerji ve sulama giderleri altında ezildiği bir ortamda üretimin devamlılığını sağlamak güçleşiyor.

ATATÜRK’ÜN POLİTİKALARI

Bu köşeden birkaç kez yazdık. Bir daha yazıyorum. Planlı üretim ve Atatürk ile Cumhuriyet’i kuranların, ekonomik anlayışlarına geri dönmek gerekiyor. Atatürk’ün politikaları Cumhuriyet’in ilk yıllarında denendi. O politikaların ortaya çıkardığı sanayi kuruluşlarını gelen iktidarlar br bir sattı. Şimdi, mercimeği, bulguru güney Amerika’dan alıyoruz. Bu gidişle şekerde dışarıdan alınacak. Eskişehir şekeri göremeyeceğiz.